İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...26...

Özgür DENİZ - 20.02.2026

Dünyada örtülü bir kargaşa ve kaos hakim. Hatta yaşadığımız zamanda kaos ve kargaşaya taammüden yol verilmektedir, her şey apaçık olmaktadır yani. Filler dövüşüyor, ezilenler çimenler oluyorlar. Çimen ezildiğini ne bilsin, otta beyin mi olur ki, ne olup bittiğinin farkında olsun. Her şey göz önünde metazori oluyor ve kendilerine yol verilenler eyvallah etmek zorunda kalıyorlar. Yani örtülü bir teşrik-i mesai var arka planda. Küresel emperyalistlerin güç istenci, insanlık üzerinde yegane egemen olma ve tüm insanlığı tek komutla hizaya sokma hırsı, kendilerinin de refah içinde yaşama arzusu, insanlığın derin bir sefalete, yoksulluğa, açlığa, kıtlığa mahkum olmasına sebep olmaktadır. Hatta doğa bile peyderpey yok oluşa doğru gitmektedir. Elbette her şey iş işten geçtikten sonra idrak edilecektir ama nedamet gözyaşları ve son pişmanlık fayda etmeyecektir. Halklar dördüncü tür yaratıkların elinde can çekişmektedirler. Savaşlar birilerini yükseltirken, bir tarafın elinden yaşamı bütünüyle çekip almaktadır. Dünyanın her köşesinde onurlu kavga verenlerin yok edilmesi, insanlığın huzuruna kasteden terör örgütlerinin boy vermesi, hatta terör örgütlerinin devlete dönüştürülmesi, halklarına düşman olanların onore edilmesi, tümü küresel emperyalistlerin kirli ve kanlı tertiplerinin neticesidir. Bir taraftan çevrecilik adı altında üç beş geri zekalıyı beslerken, diğer taraftan bırakın çevreyi doğayı ve insanlığı topyekûn yok etmeye and içmiş bir emperyalist vampirle karşı karşıyayız. İşte insanlığın asıl savaşı birbirleriyle değil, küresel emperyalist vampirlerle olmalıdır. İnsanlığın yegane düşmanları bunlardır ve bunların besledikleridir. Ve bizim kavgamız kahir ekseriyetle beslemelerle olmaktadır hatta olmalıdır. Tabi küçük mikyasta beslemelerle, büyük mikyasta da ağababalarla olmalıdır. Çünkü gözümüzün gördüğü, bize dokunan, bizim karşımızda somut olarak duranlar bunlardır. Bugün dünya açlıkla, terörle, kıtlıkla mücadele verirken, küresel emperyal güçler şatolarında umarsızca, domuz gibi yaşamaktadırlar. Halk yığınları gözlerini kapamış, ucuz zevklerin fanusunda aptalca yaşamaya çalışmaktadır. Cebine üç kuruş giriyor, onunla bir şekilde günlük nafakasını çıkarıp hayatını idame ettirmeye çalışıyor ve bunu yaşamak sanıyor. Oysa yaşamın kıyısından bile geçemiyor hatta yaşamın kıyısında durmuyor bile. Ama kulağına hadi iyisin yaşıyorsun denmiş ya, yaşadığını sanıyor. Çünkü gözünün gördüğü görüntü onu uyutuyor, kulağına gelen ses onu uyutuyor, gövdesinin dokunduğu ve gövdesine dokunan her şey onu uyutuyor. Öyle ya, görüntüler, sesler, dokundukları ve dokunanlar, başkalarına ait ve her şey onu uyutmak üzerine dizayn edilmiş.  Ama elbette uyumak zorunda değil, velakin bunu kimse söylüyorsunuz? Zira uyumaya dünden razı. Çünkü keyfi yerinde, huzurlu ve mutlu, keyfinin bozulmasını, huzurunun kaçmasını, mutluluğunun uçup gitmesini ister mi? İster ister ama bunun için gönül gerek, zeka gerek, yürek ve cesaret gerek. Hiçbir şey olmazsa da, sürünerek yaşamak kader olsa gerek.

Tarih: 20.02.2026 Okunma: 7

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?