İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...20...

Özgür DENİZ - 17.02.2026

Tesadüfen yaşıyoruz, tesadüflerle yaşıyoruz, saldım çayıra Mevla’m kayıra diyoruz, dünya yanmış bana ne, bana dokunmayan yılan sonsuza dek yaşasın diyoruz ama yine de diyoruz ki; kadere inanıyoruz. Behey ahmak, cahil, alık insançocuğu, bu mu senin kadere inancın? Batsın böyle bir inanç, batarda zaten ve seni de rezil rüsva eyler, ediyor da zaten. Kadere inanan tesadüfe inanır mı, tesadüflere kaderini bırakır mı, kendini akıntıya salar mı, böyle yaşayan kaderini elinde tutabilir mi? Kaderin senin ellerinde değil mi, niçin tesadüflere, başkalarına, olayların akışına bırakıyorsun kaderini ve sonra da suçu başkalarına hamlediyorsun? Kaderini başka yönlere bıraktığında ne olduğunu görmüyor musun, nasıl bir mezellete ve meskenete duçar kaldığını idrak edemiyor musun? Kaderini başka akılların çizmesine eyvallah ettiğin için dünya toprakları üzerinde rezil, sefil ve perişan halde değil misin? Oysa kaderini çizmen için, sana, akıl, irade, ihtiyar, hürriyet, tercih hakkı verilmedi mi? Söylesene verilmedi mi? Verildi ulan geri zekalı verildi, niye anlamıyorsun bunu? Niye kullanmıyorsun verilenleri, bu kadar mı acizsin, düşüksün, sefilsin? Oku ve düşün, sonra da kararını ver, kaderini çiz denmedi mi? Kader zaten akılla bitişik bir şey değil mi? Akıl, kaderin atı değil mi? Hatta kader akıl, akıl kader değil mi? Sen insansın be, dünyanın hükümdarlığı bile sana tevdi edilmedi mi? Ama hükümdarken şimdi zavallı, sefil, zincire vurulmuş bir kölesin. Niçin diye sormuyor musun hiç? Sormaya cesaretin ve yüreğin yok mu? O zaman niçin yaşıyorsun? Nedir senin yaşadığın? İt gibi bir parça kemik peşinden koşturmaya, efendilerinin kapılarında bir parça yal için havlamaya mı geldin bu dünyaya? Nasıl bu hale geldiğini, nasıl bu hale düşürüldüğünü sorgulamıyor musun hiç? Bu kadar mı ahmaksın? Ortaya koyduğun her hareketle, söylediğin her sözle, yaptığın her işle, kime fayda sağlıyorsun ya da kime zarar veriyorsun hiç düşünmüyor musun? Hakların göz göre göre çalınıyor sezmiyor musun? Hayatın çalınıyor ulan hayatın, en büyük ve en kutsal armağanın. Yarınlarında ki bugünlere, yarınlarda utanacakları, susmak zorunda kalacakları, cevap veremeyecekleri bir dünya mı bırakmak istiyoruz? Bize ne diyeceklerini, bizden hicap duyabileceklerini düşünmüyor muyuz hiç? Komprador pezevenklerin neler yaptıklarını fark etmiyor muyuz? Mülk kimindi? Bize emanet değil miydi? Birileri inhisarlarına alabilirler miydi? Ortak mülke müdahele olabilir miydi? Ortak mülk tekelleştirilebilir miydi? Tamam, ‘’beyaz adam birgün paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak elbette’’ ama biz bu pezevenklerin gerçeği anlamalarını mı bekleyeceğiz ve o güne kadar her şeye eyvallah mı edeceğiz? Dağlarınız soyuluyor, denizleriniz kirletiliyor, hazineleriniz boşaltılıyor, haklarınız gasp ediliyor, tüm gövdeniz zincirleniyor, yarınlarda doğacakların yaşam hakları ipotek altına alınıyor, dilleriniz kilitleniyor, siz neyin derdindesiniz? Kendi varlığımız için mi yoksa her çağda varlıklarımızın teminatı olan varlık için mi varız, yaşıyoruz? Teminatımız olan sadece bizim teminatımız değil, tüm çağların ve o çağlarda var olacakların teminatıdır ama biz yarın göçüp gideceğiz. Ona göre yaşamak zorunda değil miyiz? Yarın bırakıp gideceğimiz bir dünya için mi yapılan her şey ve biz bu dünya uğrunda dövüşmek için mi geldik ve varız yoksa yarınlarımızın dünyalarını da aydınlatmak, garanti etmek için mi geldik ve varız? Birileri birbirleriyle batında dost oldukları halde zevahirde düşmanmış gibi görüntü verecekler sana ama arka planda hep birlikte dünyayı yutmak için savaşacaklar, yaşayacaklar, bizde öylece bakacağız, susacağız, eyvallah edeceğiz ama birgün geldiğinde, hiçbir şeyin anlamı kalmadığında, temelli olarak köle olduğumuzda cevap verecek mecali kendimizde bulacağız öyle mi? Bu kadar basit mi düşünüyoruz? Biz gerçekten bu kadar geri zekalı mıyız? Her şeye eyvallah diyeceğiz ama ayaklar altına düşünce başkaldıracağız öyle mi? Hey gidi ahmak, cahil, aptal sürü, insan görünümlü yaratıklar sürüsü. Senin başın ezildikten sonra, hangi başla baş kaldıracaksın? Daha niçin, ne uğruna ve nasıl kavga vereceğimizi bilmiyoruz. Dünya için mi, hakikat için mi kavga vermeliyiz? Başkalarının kavgalarının figüranları olmaktan öteye gidemiyoruz. İşte bu yüzden hiçbir zaman gülemeyeceğiz, acılardan acılara sürgün olarak geberip gideceğiz bu gidişle. Birilerine aldanıyoruz, birilerinin de kasalarını dolduruyoruz, başka yaptığımız nedir Tanrı aşkına? Kapitalist şeytanlar ve aşağılık dostları sizleri zehirli oyuncakları ve kirli oyunları ile aldatmasın!

Tarih: 17.02.2026 Okunma: 7

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?