İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...21...

Özgür DENİZ - 18.02.2026

Ne garip bir dünyada, ne acayip bir insanlık alemi içinde yaşıyoruz. Korkarak, kaçarak yaşamaya çalışıyoruz. Gerçekten korkuyoruz ve kaçıyoruz, benzerimiz diye bildiklerimizin şerlerinden. Çünkü şer akıyor her yerlerinden. Zulümle, baskıyla, vahşetle varoluyoruz, yükseliyoruz, egemen oluyoruz. Adeta vahşi bir hayvan sürüsüyle karşı karşıya olduğumuz bir yaşam içindeyiz. Ama gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır, kalplerimiz hissiz, kafalarımız düşüncesiz olunca kimin umurunda nerede olduğumuz, nasıl olduğumuz, ne yaptığımız, nasıl yaşadığımız? Üç günlük bir dünyaya fırlatılmıştık, birkaç insan sevecek, bir kaç çiçek koklayacak, biraz gökyüzüne bakacak, bir ağacın dibinde soluklanacak, bir kuble şarkı terennüm edecek ve kalkıp gidecektik. Ne oldu? Çerçöpten farkı olmayan dünyaya bağlandık, nefretin ateşiyle dağlandık, çiçekleri çiğnedik, insanlıktan çıktık, gölgesine sığınacağımız ağaçları katlettik ve oturduğumuz yere çakılıp kaldık. Şimdi boyunumuzda tasmayla, dünya leşinin başında bir kaç kemik için birbirimizi yiyoruz, nasıl yaparız da daha etli kemiği ele geçiririz diye. Birgün çöpe atılacak kemik için birbirimizin etini çiğniyoruz. Arsız, soysuz, müptezel, pespaye, amorf yaratıklara dönüşmüşüz. Veyl olsun insanlığımıza!

 

Geçelim!

 

Münhasıran dünyayı hedef alan, zaten varlığının anlamı dünyaya bağlanmanın yollarını bulmak demek olan, menfaatleri temin etme vasıtası olmaktan başka hiçbir işlevi olmayan, dünya tezgâhının çarklarını döndürmek için varolan ve bu çıkar çarklarında tüm değerleri tek tek öğüten, insanı öğütüp un eden ve bugüne dek insanlığa zerre faydası görülmemiş, bilakis insanlığı atomize ve polarize ederek acılardan acılara sürgün kılmış olan politikanın alevden çemberinde bitevi yaşama teğet geçiyoruz, yaşamak sevincini ıskalıyoruz, baharlar bizsiz, bizler baharsız kalıyoruz. Ki, zaten yaşamak sevincimizi çalan da, baharlarımızı kışa döndüren de, tüm güzellikleri öldüren de, insanlığı sürüm sürüm süründüren de politkadan başka nedir ki? Her şeyi topyekûn katlediyoruz. İnsanlığı öldürüyoruz. Acılardan acı beğendiriyoruz. Açıkla, sefaletle, yoksunluk ve yoksullukla imtihan ediyoruz benzerlerimizi yani Tanrı’ya bizi bunlarla imtihan etme dediğimiz şeylerle. Ve susuyoruz hep konuşmamız gereken yerde. Ve konuşuyoruz, kesinlikle susmamız gereken yerde. Niçin, ne pahasına? Üç günlük dünya saltanatı uğruna mı? Yarın terk edeceğimiz dünya nimetlerini elimizde tutmak için mi? Nolacak tutunca, daha fazlasına sahip olunca, yığmaya doymayınca? Başın göğe mi erecek? Haydi susmak zorunda kalanlar susuyorlar ya niçin susuyorlar konuşması gerekenler? Bir kap yal, bir parça kemik için mi? Konuşulması gereken zamanda susmak ihanetten başka nedir ki? Yahut niçin konuşuyorlar susmaları gerekenler? Her şey ama her şey, üç günlük ve üç kuruşluk dünya ve o dünyadan elde edeceğimiz bir parça kemik için maalesef. Veyl olsun!

 

Geçelim!

 

Bir tarafımızla da sanat icra ediyoruz güya. Sanat ne için yapılır onu bilmeden. Sanatı bilmeyenler sanatçı oluyorlar, halkta onlara sanatçı diye bakıp, onların yediklerini yiyor, dediklerini dinliyor, içtiklerini içiyor ve yaşıyorlar onlar gibi. Üç beş cahil çapulcunun peşinden gidiyorlar yani. Cehalet işte böyle bir şey. Kendisi sürünür ama sanatçı denilen şaklabanlara sunar dünyayı. Tıpkı politik şeytanlara sunduğu gibi. Onlar ne veriyor kendisine? Hiçbir şey. Mankurtlaştırıyorlar ki, iyice kendilerine bağlasınlar. Tıpkı politik şebeklerin yaptıkları gibi. Ulan halkı şuurlandırmayan, bilinçlendirmeyen, halkla gerçekleri buluşturmayan sanatınızın içine tüküreyim. Sanat niçin yapılır? Toplum için lan toplum için. Sanat, görünenin ardında ki görünmeyen gerçeği ortaya çıkarmak için yapılır. Kimsenin bir şey anlamadığı, hissetmediği sanat ne için vardır dangalak? Herkes seni anlayamaz ama sen herkesi aydınlatmak zorundasın. İnsanca ve insan için sanat icra ediyorsan tabi. Bu topraklarda sanat var öyle mi? Göstersenize tek bir numunesini. Bu topraklarda sanatçı var öyle mi? Göstersenize tek bir tanesini.

 

Geçelim!

 

Keza aydınım diyenler, o kalemi niçin aldın lan eline? Şerefini, onurunu, namusunu, haysiyetini üç kuruşa satmak için mi pezevenk? Senin görevin neydi, niçin vardın, niçin okudun ve bildin? Kapitalizme köpeklik yapmak için mi pezevenk? Noldu köpeklik yapıp bir parça yal kapınca? Başın göğe mi erdi? Onurun mu yüceldi? Ulan soysuz! Gerçeği örtüp, yalanı soyup halkın önüne koyunca şeref mi kazandın? Kalemini kapitalizme kiralayınca daha mı namuslu oldun? İşlevi bitince çöpe atılan peçeteden ne farkın var pezevenk, kapitalist baronların yanında? Değer mi böylesi bir dünyada öylesi bir yaşam yaşamak?

 

Geçelim!

 

Hakeza âlim geçinenler, hakikatin bilgisine niçin sahip oldunuz lan? Ahkâm kesmek, yaşamadıklarını başkalarına yaşatmak, her ortamda bir bilen olarak peya sahibi olmak, dinin sırtından geçinmek, allame görünmek için orta yerde konuşmak için mi, yaşananları görmezden, duymazdan, bilmezden gelip, hakikate yan çizip, uyarma vazifesini bile ihmal edip, öylece kendi kabuğunda kendi kendine gelin güvey olmak için mi? Gittiğiniz yerlerde ağır abi olarak ağırlanmak için mi? İyiliği örtüp, kötülüğe yol vermek için mi? Ervahınıza yazıklar olsun be! Sakın ola sonra gelipte güya ömrünüz boyunca hakikati söylemiş, savunmuş gibi, hakikatten dem vurmayın, yemin ediyorum açık açık küfretmezsem insan evladı değilim. Yarınlara çok kötü bir isim, kirli bir miras bırakıyorsunuz. İhanetin en büyüğünü siz yaıyorsunuz maalesef. Cesaretiniz ve yüreğiniz var mı en dibine dek izah edeyim mi? Yemin ediyorum yarınlar bugünlerden utanacaklar! Ve sahip olduğunuz hiçbir şeye sahip olmayacaklar, sahip çıkmayacaklar. Dünya zulümden geçilmiyor, cümleniz dut yemiş bülbül gibisisiniz. Niye tek bir kelam etmiyorsunuz adaletsizliklere karşı? Niye sömürüye bile isteye geçit veriyorsunuz ve vasıflarınızı bu yolda harcıyorsunuz? Tutmuşsunuz dünyanın eteğinden, nimetlerinden bize de bize de diye dünya leşinin başında bekleşip duruyorsunuz. Yazık, günah değil mi? Şeytanın Tanrı demesine inanmayın ve onun peşine takılmayın, o melun; varlık âleminin en yalancısıdır!

 

Geçelim!

Tarih: 18.02.2026 Okunma: 8

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?