Güneşli bir yol gidiyor karanlığın tam
ortasından, ağaçlar görüyorum çiçeğe durmuş, geçmiş kışlar gelmiş baharlar kırlar
çiçeğe kavuşmuş, heybetli dağlar yeşile bürünmüş, kuşlar süzülüyor göklerin
derin maviliğinde, hariçten gelen hiçbir kötü sesi işitmiyorum ve mütemadi
ilerliyorum ışık huzmelerinin geldiği yöne doğru ve yaşamı özlüyorum her an. Beni
bekleyen yaşama koşuyorum umarsız; hesaplı dünyaya inat, hesapsız, pazarlıksız
yaşama. Ummanlar gibi coşuyor hüzünlü yüreğim. Rüzgar gibi koşuyor ağır ve
hantal gövdem. Büyük insanlıkla birlikte umutlu ve güneşli güzel günleri
düşlüyorum. Maviliklere sürgün olacağımız günleri. Düşler deryasında yüzüyorum,
yerin vurduğu zincirlerden kurtulmuşum. Göklerin koynundayım. Yıldızlarla buluşmuş,
uçan kuşlara yoldaş olmuşum. Bağlanamıyorum bu uğursuz dünyaya ve tüm
bağlarımdan kurtulmak istiyorum. Hür doğdum, hür yaşarım, hür ölürüm, hürriyeti
haykırıyorum esaretlere inat. Toprağın karanlığından, göklerin aydınlığına
kaçmak istiyorum. Tüm yüklerimi boşaltmak, fırlatıp atmak istiyorum. Yük
hayvanı değilim ben. Beni niçin bağlamak istiyorlar bu dünyaya bitevi
soruyorum. Bu dünyaya ait değilim, adresiz bir insanım, yersiz yurtsuz. Hayvanlar
gibi yiyip içmek, yatmak, uyumak, başıboş dolaşmak ve eğlenmek için mi geldim
buraya? Hayır, böyle bir şey kabil olamaz. Bana göre değil böylesi bir yaşam. Bana
göre değil böylesi yaşamların olduğu dünya. Mutlaka başka bir gayesi olmalı
varlığımın. Niçin bir müzik gibi akıp gitmiyor hayatım? Niçin bir şiir gibi
okuyamıyorum dünyayı? Niçin müziğini ve şiirini öldürüyorlar hayatın, anlamıyorum.
Özgürce sevmeleri yasaklıyorlar niçin? Niçin herkese ait olan münhasıran birkaç
kişiye ait oluyor? Niçin benim olan başkalarının elinde kalıyor. Sürekli
toplamak, sonrada topladıklarımı korumak için mi yaşamalıyım ben? Toplamak ve
korumak için mi atılıp geldim buraya? Toplayıcı ve koruyucu değilim ben. Yaşamaya
doğdum, yaşamak için yaşayacağım. Benim olmayan şeyleri nereye götürmek için
toplayacağım, topluyorum? Birlikte yaşamanın ve çalışmanın, birlikte çalıp
söylemenin, birlikte üretip tüketmenin, birlikte sevmenin, birlikte ağlayıp
gülmenin güzelliğini, doyumsuzluğunu tatmak istiyorum. Hayır, kabul etmiyorum
hayatımın hiçbir taraftan tahdit edilmesini ve zincirlenmesini tüm gövdemin
zalim ellerce. İstemediğim
hayata ve seçmediğim şeylere maruz kalmak zorunda değilim. Seçmediğim
şeylerin mahkumu olmak istemiyorum. Hayatın şiirini okuyun ve bir müzik gibi
akıp gitsin hayatınız ey insançocukları! Müzik dinlemesini ve şiir okumasını
bilmezseniz hayatın şiirini okuyamaz, müziğini dinleyemezsiniz ve hiçbir şeyi
anlamadan ot gibi yaşar gidersiniz ve her şeyi de berbat edersiniz. Ki, zaten
berbat değil mi her şey? Umursamayayım diyorsunuz ama dokunan şeyden nasıl
kurtulacaksınız, nasıl olupta aman sende boş ver git diyeceksiniz? Olmuyor işte,
olmuyor bebeğim! Çünkü harcanan senin hayatın oluyor, yaşanamadan geçip giden
baharlar senin içindi. Hangi mevsimini yaşayabildin ki hayatının? Esir düşmek
ayrıdır teslim olmak ayrı, arasında uçurum vardır, birisi doğa kanunudur öbürü
haysiyet, onur meselesi. Esir olabilirsiniz ama asla teslim olmayın kuru bir
hayata! Size sunulan ve size ait olan ama metazori çalınan hayatınızı geri
almak için olsun savaşınız ve geri almadan bitmesin savaşınız. Bitmeyen bir
savaşın içine doğdunuz siz. Yaşamak için geldiniz, yaşamadan gitmeyin
geldiğiniz yerden. Sen eşsiz bir varlık olarak geldin, başkalarının kopyası
olarak yok olup gitme, buna eyvallah etme. Senin görevin, kutsal yaşam
kavgasında sağlam bir tuğla olabilmektir. Tüm tuğlaların birleşimiyle yeni bir
dünya kurabilmektir, kurulan dünyaların figüranı olmak değil. Haydi uyan! Haydi
dayan! Çalınan hayatını geri almak için savaş ey insan!
İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...22...
Özgür DENİZ - 18.02.2026
Tarih: 18.02.2026
Okunma: 10
YORUMLAR
Yorumunuzu ekleyin.