İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...16...

Özgür DENİZ - 12.02.2026

Çok basit bakıyoruz, çok basit düşünüyoruz, çok basit eyliyoruz. Çünkü kölelikten memnunuz. Gönüllü köleleriz, efendilerimizi kaybetmekten ödümüz patlıyor. Efendi aramadığımızı, efendilere karşı olduğumuzu haykırıyoruz ama bu haykırış ahmakça bir haykırış olmaktan öteye gitmiyor, cehaletimizin hücceti oluyor. Zira filhakika efendisiz olamıyoruz, bitevi efendiler arıyoruz. Ne efendilerin ne de kölelerin olmadığı bir dünyayı yaratmayı düşleyemeyecek kadar zır cahiliz. Giydirilmiş odun kütükleriyiz adeta. Yaşadığını sanan cahilleriz. Yaşadığımıza dair tek bir emare gösteremeyiz ama yaşıyoruz deriz. Zira lanet kapitalizmin pezevenk baronları yaşadığımızı sanalım diye her şeyi yapıyor. Yaşadığımız hayatın bile farkında değiliz. Büyük olduğumuzu, büyük düşündüğümüzü, büyük işler yaptığımızı sanıyoruz. Mal gibi yaşayınca böyle oluyor demek ki. Bilmiyoruz kardeşim işte, bilmiyoruz. Görmüyoruz, hissetmiyoruz, anlamıyoruz. Bir türlü büyüyüp, büyük oluşlara yol verip büyük oluşumlara tanıklık edemiyoruz. Ve bu gerçekten çok üzücü ve can acıtıcı. Umursasan ayrı bir dert, umursamasan ayrı. Sussan yürek sancısı, konuşsan baş ağrısı. Genele ait olanı münhasıran kendimize aitmiş gibi addediyoruz ve herkesi, kendisine de ait olandan mahrum ediyoruz. Sonra da herkesin, bizatihi kendisine de ait olan şeyden kopuşunu görünce bağırıp çağırıyoruz ahmakça ama bir yandan da bağlanması için çağrı da bulunuyoruz sahtekârca. Oysa genele ait olan bir şey, kuşattığı herkesi bir araya getirip aynı hedefe kilitleyebilendir, kilitleyebilmelidir, ki ancak bu şekilde muvaffak olunabilir. Bilakis genele ait olandaki karadelikler hiçbir zaman kapanmaz ve genel olan her daim zaaflarıyla yaşamak ve her türlü tehlikeye ve tehdide açık halde bulunmak zorunda kalır. Böylesi bir şeyde genele ait olanı genele karşı olan sorumluluklarından uzaklaştırıp, tali şeylerle iştigal etmesine yol açar ki, böylesi bir şey çok ciddi bir sorundur, sıkıntıdır ve görünmez tehlikeleri tevlit eder ve gün gelir ki, genele ait olan ama özelleştirilen şeyin inhitatı mukadderat olur ama geri dönüş kabil olmaz. Ki, insanlık geri dönülmez yola çoktan girmiştir maalesef. Ne kafamız salim ne de gövdemiz sağlam, böyle olunca da neticede çürük bir hayatımız oluyor işte. Lütfen artık biraz sağduyu, akıl, vicdan. Niye akletmiyoruz, niye akletmiyorsunuz diye bağırıp dururken her çağda? Ne edersek kendimize ediyoruz ve ne biçersek, ektiğimizden başkası olmuyor. Suç ekiyorsak, suç biçeriz. Kötülük ekersek, kötülük biçeriz. Niye böyleyiz biz ve böyle yapıyoruz niye? Oysa aklın da, kalbin de yolu bir değil midir ve beraber var değil midir herkes aynı dünyada? Kendimizi böyle mi anlatacağız yarınlar olan bugünlere, böyle mi kabullensin istiyoruz insanlar bizi? Nasıl anlaşılacağız, nasıl anılacağız düşünüyor muyuz hiç? Vallahi bir dakika bile düşünmüyoruz. Güya düşünüyormuşuz gibi nutuk çekiyoruz. Çok iyi biliyoruz ki, her dediğimizi yutacak, attığımız oltaya hemen takılacak muazzam bir sürü var karşımızda. Öyleyse çek bir nutuk! Önemli olan biz miyiz yoksa bizi biz yapan şey mi? Böyle bir sorumuz var mı? Böylesi bir soruyu üretecek zekamız var mı? Ölmüşüz de ağlayanımız yok maalesef. Hadi bizim tolere edilmemiz önemli değil ya bizi biz yapanın tolere edilmemesinin bedellerinin ne olacağını düşünüyor muyuz hiç? Böyle bir şeyin ihtimal dâhilinde olması bile ürpertmiyor mu bizi? Yarınlarımız, hangi varlık bahçesinde varlıklarını bakileştirebilecekler?

Tarih: 12.02.2026 Okunma: 6

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?