İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...13...

Özgür DENİZ - 10.02.2026

Gerçekten çok acayip varlıklarız. Hayır usturuplu bir üslupla söylüyoruz da, haddizatında amorf varlıklarız. Ne olduğumuz, kim olduğumuz, niçin yaşadığımız, nasıl yaşadığımız belirsiz. Tutunduğumuz bir değer var mı yok mu belli değil. Nerden geldik nereye gidiyoruz bilmiyoruz. Bir yandan pisliğe tükürürken, diğer yandan pisliğin içinde yüzen varlıklarız. Şerefsize küfrediyoruz ama bir de bakıyoruz ki, şerefsizin önde gideni biziz. Birbirimizin açığını arıyoruz, oradan nasıl dalarız diye taktikler düşünüyoruz. Bu kadar düşük ve düşkün varlıklarız işte. Bitevi birbirimizi düşürme tezgâhlarıyla hemhâl oluyoruz. Anlayan beri gelsin, bu nasıl bir iştir söylesin. İşimize nasıl gelirse öyle davranıyoruz. Bunun da farkında değiliz ha. Gerçekten geri zekalı varlıklarız. Okumuş olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor. Hissedemeyen ve anlayamayan kütükler olduktan sonra istersek bin yıl okuyalım ne değişir? Bir okul bitirmek sadece diploma sahibi yapıyor. Güya düşmana küfrediyor ama diğer yandan tamamen düşman bellediğinin yaşamını yaşıyor, onun gibi düşünüyor, onun gibi konuşuyor, onun gibi hareket ediyor. Otokontrol yok, muhasebe yok, murakabe yok. Ne var? Öküz gibi yaşamak var. Ulan bir şeyden tiksiniyorsan, o şeyi senin yapmaman lazım yahut tiksindiğin şeye zımnen müzahir olmaman lazım ama yapıyorsun ve oluyorsun. Bu ne menem bir iştir ahmak? Siyonizm'e düşmansan, Siyonist gibi yaşayamaz, düşünemez, konuşamaz ve hareket edemezsin. Siyonizm'in değirmenine su taşıyamazsın. Siyonizmin işini kolay kılacak eylemler yapamazsın. Keza kapitalizme düşmansan, kapitalizmin kapı köpeği olamazsın, kapitalizmin duvarına taş koyamazsın. Sonra da boş boş konuşamazsın. Çocuk oyuncağımı yaşam dediğimiz şey? Öylesine konuşuyoruz, öylesine yaşıyoruz. Boş konuşuyoruz, boş yaşıyoruz. Laf olsun işte, aptal aptal hareketler, ahmakça düşünceler, cahilce konuşmalar. Oysa ne cennet ucuz ne de fikre ulaşmak kolaydır. Cenneti ucuz görüyoruz, fikri çocuk oyuncağı sanıyoruz. Münhasıran kuru ve boş söylemlerle cenneti hayal edecek kadar aptal varlıklarız. Üç beş kelime öğrendik diye fikir sahibi olduğumuzu düşünecek kadar cahiliz. Ahlaksızca yaşıyoruz ama ahlak satıyoruz. Haram helal demeden yutuyoruz ama güya kötülüklerden şekvacıyız. Her şeyi bozuyoruz ama dünyanın gidişatından hazzetmiyoruz. Her şeyi kendi ellerimizle yapıyoruz ama sonucu beğenmiyoruz. Ne bekliyordun pezevenk? Ektiğini biçecek, ettiğini bulacak, yaşattığını yaşayacaksın. Başkasının hakkını göz göre göre yiyoruz ama bir de o kişiden sevgi, saygı bekliyoruz. Biz nasıl yaratıklarız gerçekten? Samimi, temiz, doğru amelin ve sağlam, sahih, hakikatli bilgin yoksa doğru yaşamak nasıl olacak bebeğim? Üstelikte henüz düşünmeyi bile bilmeyen ama düşündüğünü sananların kahir ekseriyeti teşkil ettiği insanlık toprağında. Ne hazindir ki, bu ülkede, bir yerde, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların ülkesi değil midir maalesef? Sadece konuşan ama hiçbir şey yapmayanların ülkesi değil midir maalesef? Soytarılık ve şaklabanlık yapmaya, kıvırtmaya, boş boş konuşmaya lüzum yoktur, gerçek budur; bilgisiz fikirsizlerin, fikirsiz beyinsizlerin ülkesiyiz. Eylemle ilgisi bulunmayan kof nutukçuların ülkesiyiz. Bu yüzden de mallara inanan mallarız maalesef. Size gerçeği söyleyen kaç kişi gösterebilirsiniz lütfen söyleyebilir misiniz; politik arenada, gazete köşelerinde, sanat camiasında, bilim dünyasında, sözde aydınların saflarında, alim görünen malumatfuruşların katında? Saf gerçek bundan başka bir şey değildir. Söyleyin bana hangi politikacıdan zekâ fışkırmaktadır? Yekpare dünyaya efendilik yapmaya çalışan, bitevi deniz aşırı ülkelere talimatlar yağdıran, ültimatomlar veren, korku imparatorluğu kurmaya çalışan, başka bir ülkenin liderini yatağından kaçıran Coni’nin zeka düzeyi nedir misal? Dünyanın gözü önünde soykırım yapan Siyonist katilin zeka düzeyi nedir? Hangi politikacı mucittir? Hangi politikacı da halk için çalışacak şeref ve namus vardır? Hangi politikacı da ahlakın zerresi vardır? Bu yüzden, herkes, kendi fikrine ve ideolojisine, muhalifinden daha fazla zarar vermekte değil midir? Politik arenada ki dönemsel savrulmaların arka planında felsefesizlik, fikirsizlik, ilkesizlik, kopkoyu cehalet yoksa ne vardır lütfen? Kendini doğru anlatamamanın, fikrini izah edememenin, insanların kalplerine girmeyi becerememenin arka planında ne vardır lütfen? Şöyle bakın lütfen, herhangi bir ideolojiye kendi müntesibi mi, yoksa muhalifi mi en ağır darbeleri indirmektedir? Çünkü insanlık toprağında fikir yoktur bebeğim, dehşetli bir çoraklık ve kuraklık vardır, münhasıran rant vardır, çıkar vardır ve herkes farklı yerlerde duruyormuş gibi olsalar da filhakika aynı yerde durmaktadırlar ve aynı yerden aynı hedefe yönelmiş olanlar birbirlerine hizmet etmektedirler (((kapitalizmin rengi farklı olsa da gayesi aynıdır))), arada kalan, ezilen ve aptalca bunlara yani kendilerini aldatanlara sitayişler düzenlerde gariban halk çocuklarıdırlar maalesef. Cahilliklerine doymasınlar. Söyleyin lütfen, büyük vurgunlar vuran politikacılar ne sunmaktadırlar size, sizleri neye layık görmektedirler ve tabi ki de layıksınız kusura bakmayın, layık olmasanız layık olmadığınızı mutlaka bir şekilde gösterirsiniz, bilakis layık olduğunuzu bir şekilde gösteriyorsunuz. Zaten neye layık görüldüğünüz de belli, söylemeye lüzum yok, zira sakıncalı. Dünyanın her yerinde ezilen ve sömürülen insanlığın ne layık görüldüğü, nasıl yaşatıldığı malumdur ve malumu ilama lüzum yoktur. Söylemeyelim mi bu yaralayıcı, acıtıcı, katı ve sert hakikati? Kimse kusura bakmasın hakikatin özüdür bu söylediğimiz, yekpare insanlık ailesi özelinde. İnsanlık toprağında bir ideoloji sahibi olanların kahir ekseriyeti bilgisiz fikir sahiplerinden müteşekkildir, binaenaleyh muayyen bir ilkeden de yoksundurlar bunlar. Zaten böyle oldukları için bir kaosa mahkûm değil midirler ve ne yapacaklarını bilememekte değil midirler? Zira bir fikrin varsa bir ilken de olmalıdır ama var mıdır? Maalesef yoktur. Hareketsiz bereket olur mu? Eylem olmadan zafer tacı giymek kabil midir? Zafere dikensiz yollardan varılır mı? Ama biz özü kirli kalıbı görkemli amellerle cenneti, ıvır zıvır enformasyonlarla fikri elde edebileceğimizi, bilgiden mahrum kof ve temelsiz fikirlerimizle gönülleri kazanabileceğimizi zannediyoruz. Yani ikisini de çok kolay görüyoruz. Çünkü karşılarında kendilerine kolayca inanabilen bir sürü görüyorlar, öttürdükleri düdüğe uyum sağlayacak, kadim ve ortak değerler önlerine koyulduğunda inanacak, atılan oltaya kolayca takılacak bir sürü. İkisinin de büyük bedeller istediğinden, acılardan acılara sürgünlüğü gerektirdiğinden, ezalara, cefalara sabırla katlanmayı önkoşul kıldığından bihaberiz. Yani her şey bedavadan olsun istiyoruz, yan gelip yatalım ama her türlü nimetleri de kapalım istiyoruz. Bizler, yağmur yağarken küplerimizi doldurmaya çalışan asalaklarız. Daha kendimizi okuyamayan biz, ülkesinden ve dünyadan bihaber olan biz, olguların gerçekliğiyle irtibatı olmayan ve olayları isabetli olarak çözümleyemeyen biz, kolayca cenneti umuyor, fikir sahibiymiş gibi tavırlara giriyor, insanmışız gibi dolaşıyoruz. Haddizatında çok komik oluyoruz ama artık hep komediye dönüşmüş bir hayatın sahipleri olduğumuz için yüzümüz hiç kızarmıyor. Bir yüzümüz var mıdır orası da meçhuldür zaten. Çünkü yüz özü, öz sözü, söz de onurlu eylemi tevlit eder, tabi mevcutsa her biri silsile halinde. Gerçekler acıdır ve acıtır, kötü kanatır bebeğim! Şeytan, sizi kirli oyunlarıyla ve zehirli oyuncaklarıyla aldatmasın!

Tarih: 10.02.2026 Okunma: 6

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?