Bir kez söyleyecem, bir daha da
söylemeyeceğim. İnsansızlığa karşı hassasiyet diyelim. Ülkeni sevmek ve
korumakta diyebiliriz. Herkes aynı değildir, aynı düşünemez, aynı hassasiyeti
taşımaz. Normaldir. Geçelim! Büyük mikyasta insanlık adına, küçük mikyasta
içinde yaşadığımız toplum adına sonsuz önemli ve hayati bir noktaya değinmek
istiyorum ve behemehal gerekenin yapılmasının, istikbal ve istiklal adına elzem
olduğunu düşünüyorum. Daha önceki versiyonları için defaatle yazdık, uyardık ve
nihayet yok olup gittiler derken, bu defa farklı bir versiyonla toplum huzuruna
çıktılar. Hatta çıkalı çok oldu, geciktik bile. Yani kılık yahut maske
değiştirdiler gibi bir şey. Bu tür şeylerin zararı bir anda hissedilmez, zaman
içinde hissedersiniz ama farkına vardığınız vakit yapacağınız hiçbir şey
kalmamıştır artık. Eylemlerin ve söylemlerin tutarlı olması için söylediğim şey
gerçekten hayati bir şeydir. Biz naçizane insanlık vazifemizi ifa ediyoruz,
münhasıran insanlığın aydınlık, huzurlu, sağlıklı, mutlu yarınları adına. Çünkü
bu toplum içinde yaşıyoruz. Hissiyatınız dumura uğradığı, beyniniz fonksiyonlarını
yitirdiği için anlamakta zorlanabilirsiniz ama yemin ediyorum toplum adına
tahminler ötesi bir felakettir bu rezillikler. Hemde uzun zamandır toplumu
derinden derine çökertmektedirler. Ve tüm değerlerim adına yemin ediyorum
hiçbiri masum değildir. İspat et derler, delilini göster derler, şunu derler,
bunu derler ama ne derlerse desinler, ortaya süren birilerinin olduğu ve
muayyen bir maksatla ortaya sürüldükleri mutlak hakikattir. Bu konuda zerre kadar
açık vermezler. Siz sadece hissedersiniz, tabi sağlam, duyarlı ve çalışan bir
kalbiniz varsa. Bazı şeyler kanıt ister ama bazen kanıt, sezgiler ve hislerdir,
yanılmazsınız. Daha detaylı olarak izahat yapmak istiyorum ama… Bazı şeyler
için hüccete hacet olmaz, spotane gerçekliktir. Siz istediğiniz kadar değer
edebiyatı yapın, onlar eylemleriyle sizin değerlerinizi göz göre göre çöp
etmektedirler. Üstelikte bunu yaparken öyle masum pozlar ardında yapmaktadırlar
ki, toplum tolere etmekte zerre tereddüt etmemektedir. Olayı algılayamadığı
için her şeyi normal görmekte, olması gereken olarak değerlendirmektedir. Cehalete
ışık yakılmalıdır ki, görebilsin ya da karanlık aydınlanabilsin. Gelecek
karanlıktır maalesef bu gidişatla. Gelelim sadede; şu, dipte kalmış ne kadar
pislik varsa tortularını sıyırıp, toplum sofrasına boca edip, toplumu feci
şekilde ifsat eden, yozlaştıran ve soysuzlaştıran, adına da gündüz kuşağı
programları denilen, toplumun kılcal damarlarına tüm mikropları iyilik gösterisi
ardında zerkeden ve her türlü zehirden dahi daha zehirli olan, hatta devletin
işlevini bile zımnen muazzam birr ustalıkla anlamsızlaştıran, aileye en büyük
ve emsalsiz darbeyi vuran, ahlakı sıfırlamalarına handiyse ramak kalmış olan programları
isticalen toplum sofrasından alıp çöpe atmanız iktiza etmektedir. Bu behemehal
yapılmalıdır. Bilakis aileyi korumak söylemeleri havada kalmaktadır. Hatta aile
kurumunun altına konulmuş bu bombanın patlamasıyla mukaddes kurum türap olup
gidecektir. Toplumun ruh haritası tarumar edilmektedir. Bunun bedelini çok ağır
şekilde öderiz eğer isticalen gereken tebiri almazsak. İhsas edemiyorsunuz diye
hiçbir sorun yok anlamına gelmez. İhsas etmek, aktif bir zekayı gerektirir. Biz
insanlık namına güzel şeyler yaparız ama tecziye ediliriz fakat birileri göz
göre göre insanlığı zehirler ve taltif edilirler. Bu nasıl bir tezankuzdur
anlayan beri gelsin. Tiksindirici ve iğrendirici bir hayat değil mi? Sonra
benim karşıma insanım diye geçipte arz-ı endam etmeyin, hangi yüzle
edebilirsiniz ki? Açıktan gerekeni yapamasam da içimden emin olun yapıyorum
yapmam gereken şeyi yapmam gereken yerinize. Sevgi ve adalet, toplumsal
yaraların en iyi ilacıdır unutmayın! Kişisel yaşamayın, bir de kolektif yaşamayı deneyin. Yani hep kendinizi
düşünmeyin, toplumu da düşünün. Bilin ki, kendinizi düşünürseniz toplumu
ıskalarsınız ama toplumu düşünürseniz kendinizi de düşünmüş olursunuz. Hangisi ahlaki,
hangisi adil, hangisi insanca, hangisi kazandırır? Bazı konularda da aynı
minvalde düşünmek ve yapılması gerekeni yapmak elzemdir.
Geçelim!