Bizler gerçekten çok utanılası
hayatlar yaşıyoruz. Niye mi? Değerleri değersiz görüyoruz da, değersizliği
tazim ve tebcil ediyoruz. İnsanlığa zımnen lanet okuyoruz da, insansızlığa
hizmet ediyoruz. Hissedip anlamadığımız için hiçbir şeyin farkında değiliz. İyilik
yaptık sanıyoruz ama gerçekte kötülük yapıyoruz velakin ne yaptığımızın farkında
değiliz. Vallahi de cahiliz, billahi de cahiliz, tallahi de cahiliz hem de en
cahillerimiz bildiklerini sananlar, okuduklarını sananlar, her şeye gücü
yettiği için saçma sapan işlerle iştigal edenler. Ölücanlardan farkımız yok. Güya
yaşıyoruz. Böyleyiz, kimse aksini iddia etmesin, zira her iddia ispatı önkoşul
kılar. Biz iddialarımızı ispat edebiliriz ve ediyoruz da zira, çünkü ispat
edemeyeceğimiz hiçbir şeyi iddia etmiyoruz. Bugüne kadar iddia ettiğimiz her şeyi,
aynı zamanda ispat ederek geldik bugünlere. Misal; yalan mı, toplumu ifsat
edenleri sitayişe seza görüp, toplum için iyi şeyler yapmaya çalışanları telin
ettiğimiz? Kadın sözde göze hitap ediyor, mebzul miktarda kazanıyor, görkemli
bir şekilde ekrana çıkıyor, iyi aile pozu veriyor, güya bir iki olumlu söz
ediyor ama arka planda toplumu mahvediyor, çürütüyor, toplumun tefessühüne
sebep oluyor, toplumun damarlarına mikrop zerkediyor, suça davetiye çıkarıyor ve
biz onu göklere çıkarıyoruz toplum olarak. Üstlikte yaptıklarını nerede yaptığı
malum. Bu nasıl bir dilemmadır anlayan beri gelsin. Sözde toplumu seviyoruz ama
gerçekte içinde yaşadığımız toplumun ifsat edilmesine yol veriyoruz. Her şeyimiz
yalan, her şeyimizle sahteyiz. Biz biz değiliz, biz bizde değiliz, biz bizde
olması gereken değiliz, biz bize yabancı olmuşuz, biz bize düşmanlık ediyoruz. Hiçbir
şeyin farkında değiliz. Bilinçsiz, şuursuz, hissiz, akılsız, idraksiz bir
sürüyüz. Güya iyilik olsun, iyilik yapılsın istiyoruz ama iyilik yapanlardan
nefret ediyoruz, onları diskalifiye etmek için her türlü cambazlığı yapıyoruz. Dilimizden
sevgi düşmüyor ama sevmeyi bilmiyoruz, lakin sevilmekte istiyoruz. Sevilenleri
kıskanıyoruz. Bir insan gerçekten seviliyor mu ve saygı duyuluyor mu ona, işte
o vakit içimizde bir yerlerde sakladığımız tüm nefretimiz faş oluveriyor ve
sevilenin üzerine boca ediyoruz olanca nefretimizi. Başkaları kötü oldukça iyi
olduğunu ve mutlu olacağını sananlarız. Bunu çok iyi bakıp görmeyi
becerebilirsek fark ediyoruz, çünkü olabildiğince ince bir detaydır bu,
toplumsal psikoloji bağlamında. Oysa sevilen hiçbir kimse bedavaya sevilmez, (((bedavaya derken,
kalkıpta bir şeyler verecek gücü olduğundan, koltuk ya da para dağıttığından,
dalkavukluk ettiğinden değil))) mutlaka o da seviyordur, saygı duyuyordur
da ondan sevgi görüyordur. Çünkü verdiğiniz kadar alırsınız hayattan. Niye
böyle oluyor? Çünkü bazıları sevmek istemiyor, saygı duymayı bilmiyor, insan
gibi yaşamıyor, zulmediyor, ahlaksızca davranışlar sergiliyor, jurnal yapıyor,
sonra da herkes kendisinden nefret ediyor ve böylesi bir şeye katlanamıyor. Ama
diğer yandan da hem böyle davransın hem de sevilsin istiyor. Hangi hakla
katlanamıyorsa ve hangi hakla böyle bir beklenti içine giriyorsa ya da hangi
hakla böylesi bir muameleyi kabul etmiyorsa? Ahmaklıktan öte bir şey bu. Mallık,
zır cahillik, körlük, ahmaklık, alıklık ve bönlük. Çünkü yaşattığını yaşar her
insan! Fakat sevilen birilerini de gördüğü vakit kıskançlık krizleri geçiriyor,
ona elinden gelen kötülüğü yapmaya çalışıyor, toplum içinde karalıyor,
nefretleri onun üzerine yönlendirmeye gayret ediyor, elindekini aldırmak için
ne gerekiyorsa yapıyor. Hayır, hayat herkes için aynıdır, sevilmek istiyorsun
madem, o zaman sen de sevilen gibi yaşa, insan ol, kötülük düşünme ve yapma,
kalp kırma, kuyu kazma, zulmetme, jurnalleme, zor mu bunları yapmak, böyle
yaşamak? Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bilecek, öğreneceksin. O zaman hiç
yaşama pezevenk. İnsanlık görmek istiyorsan önce sen insan olacaksın, sevilmek
istiyorsan sevmesini bileceksin! Toplum olarak maalesef ölmüş, çürümüş ve kokmuşuz ama gerçeği
söylemekten ve duymaktan ödümüz patlıyor.
İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...36...
Özgür DENİZ - 22.02.2026
Tarih: 22.02.2026
Okunma: 13
YORUMLAR
Yorumunuzu ekleyin.