İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...39...

Özgür DENİZ - 23.02.2026

Tüm hayatını verirsin. Hiçbir şey almazsın. Bir kuyunun içine atılırsın. Sürekli hisseder ve anlarsın. En büyük ıstırabı bulmuşsundur, çekmekten başka çaren kalmaz. Sussan olmaz can acır, konuşsan olmaz baş ağrır. Anlatırsın, anlaşılmazsın. Yasaklar cehenneminde yaşanan bir ömür olur tüketmeye çalıştığın. Zamanla alışmış olursun, mahkum olduğun hayatla tanışmış olursun. Geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olursun. Devam etsen olmaz, geri dönsen olmaz. Kitaplardan başka yoldaş olan olmaz. Ruhundan başka sırdaş bulunmaz. Suçlamazsın ama suçlanmaktan da kurtulamazsın. Emeğinle üretilmişsindir, ihanetle tüketilirsin. Bu hayat böyledir, sadakatle başlar, ihanetle son bulur; cehaletle başlar, hikmetle tamam olur. İhanet tercihtir, hikmetse sana rağmendir. İstesen de böyle olur, istemesen de. Ya yaşarsın ya yaşarsın…

 

Geçelim!

 

Bilmiyoruz, öğrenmiyoruz, hissetmiyoruz, anlamıyoruz ve bunları yapmak içinde gayret etmiyoruz. Böyle olunca bilmeye, öğrenmeye, hissetmeye, anlamaya çalışanlara karşı negatif yaklaşım içinde oluyoruz. Yahut böylelerini öyle hale getirmek istiyoruz ki, kafalarındakiyle kafaları yok olsun. Yetersiz kaldığımız zaman karşımızdaki bir şey söyleyince hemen farklı algılıyoruz ve olumsuz tavır içine giriyoruz. Yahut saçma sapan hareketler sergiliyoruz, gerek duygusal, gerek düşünsel, gerekse eylemsel bağlamda. Hiçbir şey yapmadan her şeyi başarmak istiyoruz. Hiç okumadan her şeyi bilelim istiyoruz. Ter dökmeden kazanalım istiyoruz. Ağlamadan alalım istiyoruz. Sonra da karşımızdaki bir şey söyledi mi alınıyoruz. Her şeyi bilmek istiyoruz ama hiçbir emek vermek istemiyoruz. Saçma sapan bilgilerle, ordan burdan atıştırdığımız çöplerle her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz, düşündüğümüz gibi çıkmayınca çıldırıyoruz ve karşımızdakine düşman oluyoruz. Tek doğru bizimkisi olsun istiyoruz, ama doğru olsun istediklerimiz yanlış çıkınca aptallaşıyoruz ve çirkefleşiyoruz. Derin düşünemediğimiz için her bildiğimizin doğru olduğunu sanıyoruz, ama bildiklerimizin yanlışlanabilecek kadar güçsüz olduğunu anladığımızda kafayı yiyoruz. En büyük düşmanımız cehaletimiz ama bilmiyoruz. Herkes bizim gibi olsun diyoruz zımnen. Yani biz bilmiyorsak, kimse bilmesin, biz anlamadıysak kimse anlamış olmasın, biz kaybediyorsak herkes kaybetsin istiyoruz. Başkalarının acısından mutluluk damıtmaya çalışıyoruz. Bilmiyor ama ille de söylemek istiyor, söylediği doğru olarak kabul görsün istiyor yani yanlışı doğru olsun diyor. Ama olmaz ki, olmuyor ki, yanlış nasıl doğru olabilir ki? Bilmek, hissetmek, anlamak emek ister bebeğim. Emeksiz yemek olur mu? Kimse hak ettiği yemeği durduk yere hak etmiş olamaz değil mi? Bırakta anlamış olalım yani bazı şeyleri. Bunca ömrü okumaya hasretmişsek, bırakta biz anlayalım bazı şeyleri. Sen de anlama bazı şeyleri. Öyle hemen anlaşılmayacak şeylere bir ömür vermişiz ama hala anlamaya çalışıyoruz, sense hemen anlamak istiyorsun. Biz kendimizi bilenlerle kıyaslayamazken, böylesi bir şeyi terbiyesizlik ve haddini aşmak olarak görürken; sen kendini, ömrünü, senin anlamadığın işlere verenlerle kıyaslamaya yelteniyorsun, eline kitap almamış ya da üç beş kof kitap okumuş birisi olarak ömrünü kitaba hasretmiş biriyle kendini kıyaslaman terbiyesizlik ve haddini aşmak olur. Kusura bakma da bunu söylemek zorundayım. Bazen nazik olamam, tevazu gösteremem bebeğim! Bilakis, özbenliğime ihanet etmiş olurum hem de bir aptal uğruna.  

Tarih: 23.02.2026 Okunma: 10

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?