İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...38...

Özgür DENİZ - 23.02.2026

Bizim hastalığımız, çocukluktan çıkamayışımız. Hayatımızın o evresinde bir sıkıntı, sorun var. O evreden kurtulup bir türlü ileri evreye geçiş yapamamışız. İleri evreye bir geçiş yapıversek belki de kurtulup gidecekmişiz yani hayatın doğal sürecine girebilecekmişiz ama işte orada bir aksaklık olmuş. Hayatın çocukluk evresinde takılıp kalmışız, oradan bir türlü kurtulamamışız. Hala çelik çomak oyunlarıyla yaşamaya çalışıyoruz. Elimize tutuşturdukları topla, şekerle öylece kalakalmış bir haldeyiz. Ayağımızda top, elimizde şeker, bir de telden yapılmış teker ve çocuksu hallerle yaşayıp gidiyoruz. Büyümemişiz, belki büyütülmemişiz, belkide büyümeyi istememişiz. Birinde hariçten ihanete uğramışız, diğerinde kendimize ihanet etmişiz, nihayetinde bir şekilde ihanete uğramışız ve büyümeyi teğet geçmişiz. Yani klinik bir vakayız. Her şeye çocukça bakıyoruz, yaklaşıyoruz. Çocuk gibi yaşıyoruz. Çocuksu hareketler sergiliyoruz. Böyleyiz, kimse kusura bakmasın, gördüğümüz, bildiğimiz, algıladığımız, hissettiğimiz, anladığımız yani karşımızda duran resim bu. Her zaman dikkat çekmek için saçma sapan hareketler yapan çocuklar gibiyiz. Şımarık, aptal, şapşal, akılsız çocuklar gibi. Hala çocuk gibiyiz, her şeyimiz çocuk gibi. Düşünlerimiz, duygularımız, sevinmelerimiz, ağlamalarımız, küsmelerimiz, barışmalarımız, hülasa; tüm eylemlerimiz çocuk gibi. İsabetli ifadeyle, çocukluk, konforlu alan bizim için, sorumluluk yok, çalışmak yok, düşünmek yok, ağlayınca, zırlayınca yardım hazır. Başkası giydirecek, yedirecek, içirecek, yatıracak, uyutacak, kaldıracak, buna alışmışız ve hep böyle olsun istiyoruz. Toprak ananın üzerinde, devlet babanın gölgesinde yaşamak ne de kolay de mi? Büyümeyi, yetişkin olmayı, sorumluluk almayı beceremiyoruz. Böyle olunca her şeye eyvallah ediyoruz. Hesap soramıyoruz, hakkımız olduğunu bilmediğimiz için hakkımızı arayamıyoruz, her şey hazır verildiği için geri alındığında niye alıyorsun diyemiyoruz. Kazanmayı, kaybetmeyi bilmiyoruz. Kavga etmeyi, yenilmeyi, yenmeyi bilmiyoruz. Karşılıksız sevildiğimiz için kötülükler karşısında nefret edemiyoruz. Bazı şeyleri artık bırakmamız gerektiğini öğrenmeliyiz ama bunca zaman öğrenmeyince şimdi yük gibi geliyor. Oysa baba evde lazım, ana evde lazım, o da bir yere kadar lazım. Çünkü babalarda, analarda gider, gidiyor. Sen evlat olarak nasıl varolacaksın onu düşünmelisin. Yetişmeyi, yetişkin olmayı bilmelisin. Her şeye yetiş baba, yetiş ana, beni kurtar baba, beni kurtar ana diye bakamazsın. Sürekli kurtarılmayı beklemeye alışmışsın, bu alışkanlığı bırakmalısın. Beni kurtar deme, kendini kurtarmayı dene. Öyle ya birgün kendini kurtarman gerekecek, bu gerçekle yüzleşeceksin eninde sonunda, o zaman ne yapacaksın düşündün mü hiç? Çocukluktan çık birey ol. Babanın, ananın gölgesinde yaşamaya alışma, gölgeden çık, sorumluluk al, kendini yönetmeyi öğren. Bilakis, insanca yaşamayı bile beceremiyorsun ve hayvan gibi eğitiliyorsun, öğretiliyorsun, nihayet güdülüyorsun.

Tarih: 23.02.2026 Okunma: 9

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?