İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...34...

Özgür DENİZ - 22.02.2026

Suç üreten ve suçlu kovalayan bir toplum olduk. Tedricen yozlaşıyoruz, soysuzlaşıyoruz. Sessizce ve derinden. Hissedebilirseniz anlayabilirsiniz! Zaten bu yüzden, gerçeği apaçık haykıranlar, lanet olası düşmanlar (!) oluyorlar ya. Çünkü cahilleşen toplum neyle hissedecek, neyle anlayacak, kalp ve beyin mi kaldı ki? Ya en namuslu, en ahlaklı, suçtan ve suçludan en şikayetçi olduklarını ya da olabileceklerini sandıklarınız bile size düşman oluyorlar gerçeği haykırdığınız için. İşte böyle ahmak ve mal bir toplum olduk. Bu yüzden kimse gerçeği anlatmasın, herkes kendisi anlasın deniliyor karanlığın ardından. Zira biliniyor, netameli tezgahları ve kirli tuzakları, anlayacak, anlayabilecek kalibrede kimsenin olmadığı. Öyle ya, bu toplumu, beyinsiz ve ruhsuz bıraktığımızı çok iyi biliyoruz. Bu yüzden de, olguları ve olayları, sarih ve beliğ olarak izah eden düşman ilan ediliyor, hain ilan ediliyor. Ve hiç ummadıklarınız düşman ve hain biliyor. Sonra da ağlaşıyoruz toplu şekilde. Timsah  gözyaşları döküyoruz. İğrenç ve aşağılık mahluklarız. Sonra bu toplumun kimliği olsa kaç yazar, dini olsa kaç yazar, ideolojisi olsa kaç yazar.

 

Geçelim!

 

Suç o kadar normal hale geldi ki, tertemiz hanelerimizi bile esir aldı. Rüyalarımız suça bulandı, hayallerimiz suçla kirlendi, düşlerimizde bile suç görür olduk. Gecemiz gündümüz suç oldu. Düşünsenize, kanalizasyonlardan hapçı çapulcular, toplu katlimacılar evimizin içine, çocuklarımızın beynine ve kalbine girdi. Hadi çıkarında göreyim! Ben hainim öyle mi kim olduğu, kimden olduğu belli olmayan pezevenk, şeytanın sefil kuklası?

 

Geçelim!

 

Suçtan ve suçludan geçiniyoruz. Fabrikalarında (((kanalizasyon kanallarında))), şehirlerin ışıltılı sokaklarında, sözde ilim yuvası olan üniversitelerinde hatta kutsalımız olarak bildiğimiz aile yuvalarımızda dahi suç ve suçlu üretiyoruz. Suç üretenlerin hiçbir şey umurlarında değil, çünkü suçlular onlardan değil. Onlar suçu üretip toplum tarlasına atıyor, gerisi suça teşne olan alt tarafa yani onlar nezdinde hiçbir değeri olmayan tarafa kalmış. Suçun ve suçlunun, üretene zerre zararı yok. Her şeyin semeresini de, ceremesini de alt taraf çekiyor. Haddizatında suç ve suçlu olguları, sessizce toplumu yönetmenin de yoludur. Sadece bu cümleyi (((Haddizatında suç ve suçlu olguları, sessizce toplumu yönetmenin de yoludur.))) açsanız sayfalarca izahı olur.

 

Geçelim!

 

Cahil bir toplum için önemli olan sadece önüne konulan ve onun nefsini okşayan yemeklerdir. Yemek gösterişli olsun, nefse dokunsun da isterse zehirli olsun ne farkeder. O zehri içelim, kendimizden geçelim, gerisi neyse olsun diyen bir toplumdur cahil toplum. Gerçekten cahil bir toplumuz. Bir şeyler biliyoruz, hayatımızı idame ettiriyoruz diye kendimizi akıllı sanıyoruz ama aklın gramı bile yok, tabi aklımız olmadığı için bunu anlayamayız, anlayamadığımız içinde hakaret sayarız ama hakaret için söylemiyoruz ki, hakikati izhar ediyoruz. Tabi ne söylesen boş, çünkü algılayacak ve anlayacak beyin yok. Sessizce suç üretiyoruz, haddizatında gürültüyle suç üretiyoruz ama toplumu cahilleştirdiğimiz için bunu hissedecek, fark edecek, anlayacak kalibrede değiliz.

 

Geçelim!

 

Sabah suç üretiyoruz, ikindin suç üretiyoruz, akşam suç üretiyoruz. Sonra da toplum nasıl bu hale geldi diye soruyoruz. Gerçekten ahlaksız ve şerefsiziz. Yemin ederim ayağımızla, gövdemizle, başımızla süzme malız, geri zekalıyız, cahiliz. Televizyonla eğitilen bir toplum olduk. Gündüz cinayet, öğlen ihanet, akşam katliam. Yalan mı ulan soysuz piç kurusu? Sonra öküz gibi böğürme. Önce yalanla, sonra gel vur. Hani Arthur Schopenhauer demiş ya; ‘’BAN VUR AMA BENİ DİNLE!’’

Tarih: 22.02.2026 Okunma: 11

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?