Zerre tutarlılığımız yok. Dün
yaptığımıza karşı, bugün tam zıttını yapıyoruz. Dün övdüğümüze, bugün lanet
okuyoruz. Dün alkışladığımızı, bugün yuhalıyoruz. Hayatımız yalan olmuş. Fasılasız
yalan söylüyoruz. Yalan varsa her şey yalandır ve yalan maalesef. Yalan ulan
yalan. Gözünün gördüğü yalan, kulağının duyduyu yalan, kafanın algıladığı
yalan, kalbinin duyumsadığı yalan. Ki, gerçi bunlar var mı? Sadece fark ve
idrak edecek zekadan yoksunsun. Yalan söylemiyorsanız aptalsınız, suçlusunuz. Doğru
olduğunuz zaman herkes sizden nefret ediyor. Cehaletten, başka ne
beklenebilirdi ki zaten? Tiksinç ve iğrenç cehalet. Öyle bir cehaletle karşı
karşıyayız ki, cehennem ateşi gibi yakıp kavuruyor tüm hayatı. Cehalet, adeta
yürüyen insan olmuş. Dünyaya ulaşmanın yegane yolu yalan olmuş. Yemin ediyorum
her salisemiz yalan. Sözlerimiz yalan, hareketlerimiz yalan, düşüncelerimiz
yalan, duygularımız yalan. Sanatımız yalan, politikamız yalan, adaletimiz
yalan, maneviyatımız yalan, maddiyatımız yalan, devlet bile yalan sanki be, her
şeyimiz yalan ve biz yalanın adıyız artık. Yalancıyız, riyakarız, sahtekarız,
düzenbazız. Yalan olmamak için kaçıyorsunuz dünyadan ve içindekilerden. Doğruyu
sevmiyoruz, ille eğriltmeye çalışıyoruz. Çünkü ancak eğrildiği vakit bizi kabul
edeceğini düşünüyoruz. Ulan dünya bi garip, insan denilen bi garip, hayat bi
garip, şeyler bi garip. Bu gariplikler içinde garip bir yaşam. Anlayan beri
gelsin. Nasıl bir kaos lan bu? Mesela; devletin dün yaptığında yanlış olan şey
bugün doğru olabiliyor ve emin olun ki bugün yanlış olarak tavsif edilen şey
yarın doğru kabul edilecek. Peki arada ziyan olan nedir? Hayatlarımızdır,
umutlarımızdır, düşlerimizdir, yarınlarımızdır. İşte burası çok ince ve derin
bir detaydır ve kapitalizm tam da böylesi bir çelişki yaratarak varlığını idame
ettirmektedir. Zaten kapitalizm çelişkilerden beslenerek var olmaktadır. Kapitalizm
yalanın babasıdır, anasıdır, çocuğudur, her şeyidir. Bizde bunu
güncelleştirerek veremiyoruz, zira ihaneti müşahhaslaştırmak netamelidir. Peki,
burada insanların menfaati nedir? Bunu sormak hakkım değil midir? Devlet benim
de devletim değil midir? Hayır, egemenlerin menfaatinedir tüm bunlar. Zaten
devlet dediğimiz aygıtta her devirde birkaç egemenin elinde istediği gibi
kullandığı bir kılıç değil midir? Kanunların birileri için örümcek ağı,
birileri için demirden dağ olması bunun en keskin hücceti değil midir? Mesela; sokaklarda
istediğim gibi hareket etsem ve canlara kastetsem ne olur, kallavi bir
komprador pezevenk ya da onun aşağılık veledi kastetse ne olur? Ki, zaten
malumdur ve ilama lüzum yoktur. Bunlara takılmayalım mı? Neye takılalım o
vakit? Yalanlarla avunalım mı? Zaten bizde egemenler için var değil miyiz yoksa
varlığımızın kıymet-i harbiyesi olur muydu? Kimiz ki biz? Biz figüranız
bebeğim! Vatandaş olduğumuz söylenir ama yürekten söylenmez bu. Ah bi yüzlerine
tükürebilsem o vatandaş diye yanıma gelenlerin. Söyleyen de inanmaz buna.
Bizler zincirli köleleriz. Devletin asli sahibisiniz denir ama şeksiz şüphesiz,
sorgusuz sualsiz emre itaat ettiğimiz müddetçe caridir bu. Ama gerçekte devlet
bizim tanrımızdır ve kimse de hayır demez, diyemez buna. Sadece köleliğe geçiş
yaptığında isyan bayrağı açılır, ama efendi koltuğuna oturunca yeniden
tanrıcılık oyunu başlar. Tabi bu da efendiler arasında oynanır. Biz insanların
esamimiz bile okunmaz. Çünkü biz kadim köleleriz. Bu dünya hissedenlerin,
düşünenlerin, soranların ve sorgulayanların cehennemidir maalesef. Hissedebilirseniz
anlaybilirsiniz! Var mı hissedecek yüreğiniz ve anlayacak beyniniz? Yok,
vallahi yok ve bu yüzden ne hissedebilirsiniz ne de anlayabilirsiniz. Şimdi duygusallık
zamanı değil ve maalesef söylediklerimiz hakikattir. Olmayan bir şeyi varmış
gibi iddia edemeyiz. Tevazu yapacakta değiliz, zira görünen resim aşikardır,
inkarı imkansızdır. Bu dünyada şeksiz şüphesiz, önkoşulsuz, sorgusuz
sualsiz itaat edeceksin ve rahat edeceksin, bilakis rahat yüzü göremezsin ama
bunu dile getirdin mi hain olursun. Hem de nerede hain olursun biliyor musun? Gerçekten
hain olanların yanında ve onların sözüyle hain olursun. Oysa ne devlet
tanrımdır benim ne de bir efendim vardır. Her şeyin bir maliki vardır. Yazıklar olsun biz insanlara!
İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...32...
Özgür DENİZ - 21.02.2026
Tarih: 21.02.2026
Okunma: 4
YORUMLAR
Yorumunuzu ekleyin.