Ey insançocukları! Biz gördüğümüze ve
söylenene inandığımız için hep çığlık çığlığa yaşıyoruz. Haddizatında bir
çığlığımız bile yok, (((öyle ya, yüreği ve beyni olanın çığlığı olur))) handiyse
yaşamayı bile umursamıyoruz. Vallahi umursamıyoruz. Yaşıyoruz ya diyoruz, nasıl
yaşarsak yaşayalım diyoruz. İster insan gibi, ister it gibi ne fark eder diye
düşünüyoruz. Kelli felli olunca, giydirilmiş odun kütüklerine dönünce, cebimiz
de üç beş kuruş görünce, sağlam bir tenekeye de binince, beton duvarların içine
girince insan gibi yaşadığımızı sanıyoruz. Bu kadarız yani, işte bu kadar,
ötesi yok. Oysa bu şeylerin ardında insanlığımızı bırakıyoruz da farkında
değiliz. Bilmiyoruz, bilmediğimizi de bilmiyoruz ya da bildiğimiz bir şeyler
varsa bile o bildiklerimizi de anlamıyoruz. Zaten anlamaktan ziyade inanmayı
tercih ediyoruz. Hissiyatımız ölmüşte, gömülmediği için çürümüş kokuyor. Niye
gördüğümüze ve söylenene inanıyoruz? Çünkü görünenin ve söylenenin arkasını
görmeye ve bilmeye gücümüz yokta ondan, yahut niyetimiz veyahut zekamız. Mış gibi
yapıyoruz ve yaşıyoruz. Biz iyi bir hayat istiyoruz ama bunu birileri getirip bize
sunsun diye bekliyoruz. Biz güzel bir dünya istiyoruz ama birileri kursun ve
bizi davet etsin diye bekliyoruz. Biz onurlu bir yaşam istiyoruz ama birileri
savaşıp kazansın ve bizim de onurumuz olsun istiyoruz. Filhakika hiçbir şey
istemiyoruz, istiyormuşuz gibi yapıyoruz yani düzenbaz, sahtekar ve riyakarız. Çünkü
biz aslak gibi yaşamaya alışmışız. Biz çok kötü bir alışkanlık edinmişiz. İnsanlık
toprağında kimsenin gerçekle de ilgisi yok, kimsenin gerçekten inandığı bir
ideolojisi de yok. Bilgi yok ki fikir olsun. Zaten bilgisiz fikirliler değil
miyiz ve bundan da gayet memnunuz? Hatta bir dini de yok insanlığın. Yok,
vallahi de yok, billahi de yok, tallahi de yok. Noldu? Hain mi oldum? Malız mal, süzme mal, tam
mal, ham mal. Gerçeği haykırınca hain oluyorsun. Ne güzel dünya lan.
Herkesin tek bir ideolojisi ve dini var; para. Para her şeyi yapar diyen ve
para için yapmayacağı hiçbir şey olmayan bir insanlık içindeyiz. Herkesin tek
bir hedefi var; paraya giden yolu keşfedip behemehal paraya ulaşmak ve dünya da
devran sürmek. Herkesin bir yolu var; behemehâl, haram helal demeden o hedefe
götüren yol. Bu yüzden karşınızda gördüğünüzü sandığınız ve konuştuğunu
düşündüğünüz hiçbir kimseye inanmayın, onların ne kendileri ne de sözleri
gerçektir. Her şeyleriyle yalandırlar. Şerleriyle vardırlar. Onlardan hiçbir
gerçek ve sahici söz ya da eylem beklemeyin. Onlar sizleri hiçbir zaman
düşünmediler, badema da düşünmeyecekler. Sizler, onlara kazandırdığınız kadar
varsınız ve değerlisiniz, bilakis çöpten farkınız yoktur. Hadi denemesi bedava,
sıkıysa insan gibi yalanları ifşa edip gerçeği haykırın da görelim, her şeyin
yalan olduğu insanlık toprağında. Hadi buyurun yapın da it gibi değil insan
gibi yaşadığınızı düşünelim. İki dakika da harcanırsınız ve çöp kovasına
atılıverilirsiniz bir paçavra gibi. Onların hakikatle de, büyük bir hedefle de,
size dönük sahici eylemle de, onurlu bir inanışla da zere miskal bağları
yoktur. Sanki bağları varmış gibi algılamanızı ve anlamanızı sağlarlar ve siz
de varmış gibi davranırsınız ya da gerçeği görür ona göre kendinizi
konumlarsınız. Size bir şey söyleyeyim mi; emin olun şu an yüreğimin dibinde ki
kendimce tespit ettiğim gerçekleri haykırsam, münhasıran tek taraftan değil her
taraftan kurşun yağmurlarına tutulurum. İlginç de mi? Çünkü insanlık toprağında
herkes gerçeğin düşmanıdır ve gerçeğin söylenmesini, bilinmesini kimse istemez.
Ama lafa gelince herkes gerçeğin peşindedir. Adi ve aşağılık yaratıklarız.
Herkes kendisinin işine yarayacak şeylerin söylenmesini ve bilinmesini
isterler. Herkes tam da burada müttefiktirler, amansız muhaliflermiş gibi
görüntü vermelerine rağmen. Dünya, yalancıların ve namussuzların cennetidir
maalesef! Ama biz seyirci kalıp müsaade ettiğimiz için böyledir bu. Hani galiba
Einstein dı
değil mi? Ne diyordu? ‘’Dünya kötüler var olduğu için kötü değildir, iyiler
kötülerin kötülüklerini sadece izlemekle kaldıkları ve hiçbir şey yapmadıkları için
kötüdür.’’ İşte gerçek budur. Biz münhasıran seyirci kalmakla iktifa
ediyoruz, elimizden daha fazlasının gelebileceğini bildiğimiz halde. Birisi
kötüyse, etrafa kötülük saçıyorsa, bizde onu bir paçavra gibi çöp kovasına
fırlatıp atalım ve yenisine bakalım diyemiyoruz. Bir kez deyiversek, belki de
kimse bir daha kötü olmaya ve kötülük saçmaya cüret edemeyecek. Kötü olanı ve
kötülük yapanı yok edelim, başkası var olsun, o da kötü olur kötülük yaparsa bu
sefer onu yok edelim ve bir başkası var olsun deyiversek bir kez, ahhh
deyiversek, belki de her şey yoluna girecek. Ama yok yapamıyoruz, mal gibiyiz,
sürü olmayı seviyoruz. İnsan gibi yaşamayı istemiyoruz. Gerçekten istemiyoruz
ama. Mış gibi yapıyoruz. Henüz çocukluk evresini ikmal etmiş değiliz. Belki
büyüdüğümüzde biz değişiriz, biz değişirsek her şey değişir. Kim bilir…
İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...30...
Özgür DENİZ - 20.02.2026
Tarih: 20.02.2026
Okunma: 9
YORUMLAR
Yorumunuzu ekleyin.