Sandıklı Gönüllü Hanımlar Derneği Hayranlık Uyandırdı

İsmail Hakkı CENGİZ - 18.02.2024

Bir dernek kurmak cesaret ister, yöneticilerinde liderlik özellikleri olmasını gerektirir. Derneği yaşatmak ise emek, çaba, irade, özveri ister. Sandıklılı hanımlar bir “gönüllü” derneği kurmayı, onu yaşatmayı, güçlendirmeyi ve tanıtmayı başarmışlar. Tebrik eder, derneğin güçlenerek büyümesini yürekten dilerim.

Derneğin tiyatro topluluğu, 16 Şubat 2024 Cuma akşamı, İzmir-Karabağlar Halk Eğitim Merkezi’ndeydi. Sandıklı’daki yaşayışı, meşhur Sandıklı şivesini, gelenek ve göreneklerini ortaya koyan oyunlar sergilediler. Gönüllü kadınların cesaret ve yeteneği, bendenizde büyük hayranlık ve saygı uyandırdı.

İzmir’de yaşayan, 1958 doğumlu bir Sandıklılı olarak, dernek ve gösteriler hakkındaki duygu ve düşüncelerimi ve naçizane önerilerimi sunacağım:

SIKI SIKI BAĞLI

Efsaneleşen, destanlaşan bir hikâye… Annemin bize ilk anlattığından bu yana en az yarım asır geçmiştir. Anneme de kendisinden önceki kuşaklar anlatmış. Kısaca özetleyecek olursak; evde, kendilerinden un, yağ, şeker saklanan iki eltinin canları helva (havla) çeker. Kaynana bir düğüne gitmek için evden çıkınca, onun yağı, unu, şekeri sakladığı dolabın anahtarını bulan gelinler, helvayı kavurur. Tam yiyecekleri sırada kaynananın geldiğini görürler. Helvanın yarısını biri, yarısını diğeri, birer bezle karınlarına bağlarlar. Birbirlerine “sıkı sıkı bağla” diye tembih ederler. Kaynana eve girer. Düğüne gelip orada oynamadınız, şimdi evde oynayacaksınız diye tefi eline alır ve çalmaya başlar. Gelinler hem oynar hem de “sıkı sıkı bağlı, sıkı sıkı bağlı, hiç korkmam kaynana (gayınna)” diye türkü tuttururlar.

Oyuncu hanımlar, bu hikâyeyi çok güzel canlandırdılar. Güldürürken düşündürttüler.

TOROS veya NUH’UN GEMİSİ

Çocukluğumda, Sandıklı’nın dört otobüsü vardı. Bunlar belli bir sırayla Sandıklı-Dinar, Sandıklı-Afyonkarahisar, Sandıklı-Hüdai Kaplıcası arasında işlerdi. Toros, Allahverdi, Çiçek ve Rıfat adlı otobüslerdi. Ben, hepsiyle de yüzlerce kez kaplıcaya gittim geldim. Tabii bir numara Toros’tu.  En çok ona bindik.

Otobüslerin ve sürücülerinin öyküsü çok eski. Biz doğmadan çok önce başlamış. Meselâ, şu resimde görülen otobüsü biz görmedik. Bizden önceki kuşakların bindiği TOROS… Bizim dönemimizdeki TOROS daha büyük, burunsuz bir otobüstü, şimdiki yolcu otobüslerine benziyordu.

Resimde, soldan ikinci kişi Şoför Toros.  Herkes onu “Toros” olarak biliyor. Adının Mustafa Emrem olduğunu, bu fotoğrafı bana temin eden arkadaşım Eray Aferin’den yeni öğrendim.

Resimde arkada gözüken fötrlü Allahverdi. Onu da bütün Sandıklı Allahverdi diye biliyor. Asıl adı Ahmet Efe ve 1921 doğumluymuş. Bu bilgileri, oğlu Halil Efe’nin anlatımıyla İnstagram’dan alıyoruz. Oğlu’nun anlattığına göre, Allahverdi, Toros’un yanında muavinliğe giriyor ve temel eğitimini ondan alıyor.

Bu bilgilerden Toros’un doğumunun Osmanlı dönemine gittiği anlaşılıyor. Bizim çocukluğumuzda, Toros, herhalde 60 yaşlarındaydı. Ben onu, başında kasketi ve burun deliklerinin altındaki kısa bıyığıyla hatırlıyorum.

Fakat burada zikredilmesi gereken Toros adlı otobüs. Kısaca Toros! Bir âlemdi. O zamanlardaki meşhur parkın/çay bahçesinin önüne park eder, “dolunca” kalkardı. Öyle, oyundaki şöförün saatina bakıp, “hım, saat gelmiş, gari kalkalım” gibi bişey yoktu. Dolunca kalkar, ne demek? Dolup-dolmadığına karar verme yetkisi sadece şoför Toros’ta demek. Onun keyfi gelmezse, isterse tıka-basa dolmuş olsun, beklerdik. Yaz güneşinde o otobüslerde çok piştik! Lâkin onun keyfi gelince, hepimizin de keyfi gelirdi.

Toros’un otobüsü Nuh’un gemisi gibiydi. Yolcuların yanı sıra, çuvallar, sepetler, tavuk, horoz, culluk, kaz hatta koyun bile taşınırdı. Çuvallar, sepetler bagajı doldurduğu gibi aracın içini de doldurabilirdi.

Sandıklılı Gönüllü Hanımlar, bu efsaneyi de canlandırdılar. Çok güzel yaptılar ama yukarıda dile getirdiğim gibi, otobüsü Nuh’un gemisi şekline çevirmemişlerdi. Bir de Toros’u canlandıran kişinin bıçkın bir şoför rolünde olması bize yadırgatıcı geldi. Çünkü biz, Toros’un yaşlılığına tanık olan bir nesildik.

DÜĞÜN ÂDET ve DAVETLERİ

Sandıklı’nın düğün âdetleri de başarıyla canlandırıldı. Fıta-gıvrağın vurgulanması güzeldi. Özellikle ortada sofra ve hiçbir yemek olmadığı halde, yemeklerini anlatmak, onların dedikodusunu yaparak ayrıntılara girmek çok başarılıydı. Çok eğlendirdi, çok güldürdü, çok düşündürdü. O davetlere özlem duyduk. O geniş sülale/akraba davetleri, oradaki sohbetler ne kadar tatlıydı. Akrabaları bir araya getirmenin yanı sıra, çocukların kaynaşması, âdetleri öğrenmesi, gelenek ve göreneklerin yeni kuşaklara aktarılması bakımından ne kadar yararlıydı. 

KADINA ŞİDDET

Sandıklılı Gönüllü Hanımlar, günümüzün büyük yaralarından, büyük meselelerinden olan “kadına şiddet” konusunu da işlemişler. Öncelikle, bu konuda duyarlılık gösterdikleri için hararetle tebrik ederim.

Sorunu hemen her yönüyle çok başarılı bir biçimde ele almış ve sahnelemişler. Bizi, ağlanacak hallerimize güldürdüler ve derin derin düşünmemizi sağladılar. Her bir oyuncuyu tekrar, ayrı ayrı kutlarım.

HARMANDALI

Tiyatro gösterisinin sonunda, gönüllere işleyen bir Harmandalı ezgisiyle oyuncular, yörenin bu çok sevilen zeybek oyununu ahenkle, hakkını vererek oynadılar. Çok beğendim, çok duygulandım. Muhteşemdiler. Muhteşemdiniz.

MUTLU OLDUK, MORAL ve CESARET BULDUK

Düşünün: Ülkenin en mutaassıp illerinden sayılan Afyonkarahisar’ın, yine mutaassıp kabul edilen ilçesi Sandıklı’nın kadınları… Bir denek kuruyor. Bunu yaşatıyor. Adını duyuruyor. Tiyatro topluluğu oluşturuyor ve oyunlarını Ankara, İzmir gibi büyük şehirler başta olmak üzere ülkenin her yerinde sergiliyorlar. Yukarıda da söylediğim gibi bu büyük bir cesaret, özveri, kararlılık ve devamlılık gerektiriyor. Bu çok çok çok büyük bir başarıdır. Bendenizde hayranlık uyandıran bir başarı.

Sandıklı Gönüllü Hanımlar Derneği’nin başarısı, Cumhuriyet’in, Atatürk Devrimlerinin yerine oturduğunun, başarılı olduğunun da kesin kanıtıdır. Kadın haklarının her geçen gün biraz daha genişlediğinin, kadınların haklarını söke söke aldığının ve alacağının açık göstergesidir. Türk insanının büyük bir gelişme gösterdiğinin, özellikle zihniyette, anlayışlarda devrim yarattığının resmidir.

Sandıklı Gönüllü Hanımlar Derneği’ni, bize bu moral ve cesareti verdiği için gönülden kutlar ve kendilerine teşekkür ederiz. Yüz yıl önce bu başarının temellerini atan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet’i kuranların ruhları şad olsun.

ÖNERİLER

1.     Tiyatro gösterisinin başlama saati 20:00 olarak bildirildiği halde, ancak 20:30’da başlayabildi. Bu çok büyük bir hata. Kimsenin zamanı sınırsız değildir. O yarım saat gecikme, seyirciler için çok büyük bir sıkıntı haline geliyor. Ayrıca, Hemen herkes birkaç vasıta değiştirerek ve aralarda da yürüyerek Karabağlar’daki mekâna ulaşabildi. Bir de bunun dönüşü var. Saatler ilerledikçe toplu ulaşım vasıtaları seyrekleşiyor, hava daha da soğuyor. Pek çok yaşlı insanın eve dönüşü çile haline geliyor.

2.     Bütün etkinlikleri başarıyla tanıtan sunucu hanım, Toros oyununu tanıtırken, “şöyle olurmuş, böyle olurmuş” diye mişli geçmiş zaman kipi kullandı. Belli ki maalesef o otobüse hiç binmemiş. Oysa, gördüğüm kadarıyla, oyuncular içinde, o otobüse binmiş, o deneyimi yaşamış olanlar vardı. Oyunun o bölümü, o kısa yolculuğu yaşayan birisi tarafından tanıtılsaydı daha çekici olurdu.

3.     Derneklerin yaşaması, etkin olabilmesi için mutlaka ekonomik bakımdan güçlü olmaları lâzım. Gösteri ücretsizdi. Belki kurumlardan önemli destekler alınıyor, belki dernek üyelerinin hepsinin hali-vakti yerinde ve derneğin hiç bağışa ihtiyacı yok. O vakit, diyeceğim bişey yok. Ama eğer bağışa ihtiyaç varsa, gösteri yine ücretsiz olabilir fakat salonun girişine, makbuz karşılığı alınacak bir “bağış masası” konabilir. Böylece, seyirci, gönlünden kopanla Gönüllü Hanımları destekleyebilir.

 

[email protected]

Tarih: 18.02.2024 Okunma: 442

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?