AÇIK MEKTUP...

Özgür DENİZ - 27.08.2015

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Ya Türk Milleti, Kürt Kardeşlerimiz ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak potansiyel irademizi gösterip tarih sahnesinde var olmaya devam edeceğiz ya da zafiyet gösterip tarih sahnesinden yok oluş sürecine gireceğiz. Bunu siz devlet büyüklerimizin karar ve iradeleri ve bu milletin topyekûn aynı hedefte kilitlenme becerisi belirleyecektir. İlk evvelde şunu bilmek iktiza ediyor ve inanıyorum ki biliyorsunuz da; PKK=HDP bir Haçlı artığıdır ve Kürt maskesini bilinçli, şuurlu ve hesaplı olarak takmıştır. Bunu aydın vasfına haiz bilinçli Kürt kardeşlerimiz de açıkça ifade etmektedirler. PKK=HDP, hem Kürt kardeşlerimizi tagayyürata uğratma ve Batı değerleri yönünde dönüştürme gayreti gütmektedir hem de zevahirde Ermeniler hesabına, batında ise Siyonizm hesabına iş kotarmaktadır yani zavallı bir maşadır. Hem Kürt kardeşlerimizi imha etmektedir hem de terakkimize ağır darbe vurmaktadır. Bizlerde, sizlerde biliyoruz ve biliyorsunuz ki; Kürt kardeşlerimizle PKK=HDP aynı değildir ve olamaz. Çünkü kimyaların uyuşması muhaldir. Kalıplar bir olsa da özler farklıdır. Oy veriliyor olabilir ama bunun muhtelif sebepleri vardır. Korku, cehalet, aldatılmışlık vb. gibi. Korkuyor, çünkü karşısında insanlıktan arınmış, robotlaşmış, vahşileşmiş bir yaratık vardır ve bu yaratık koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve tarihin en kudretli milleti olan Türk Milletine kafa tutuyormuş gibi bir görüntü vermektedir. Cahil, çünkü her şeyden bihaber, hiçbir şeyin aslını ve arka perdesini bilmiyor. Aldatılmış, çünkü PKK=HDP örgütlerinin Kürt olduğu ve Kürt haklarını aradığı gibi söylemlere inandırılmış. Ama hiç sorulmaz; madem Kürt hakları için savaşırlar ve madem kadın haklarına bu kadar önem verirler, peki, niye Kürt kardeşlerimizin hayrına olan her şeyi yakıp, yıkıp, yağmalarlar ve niye küçücük Kürt kızlarını dağa kaçırıp, mağaralarda yaşamalarına ve henüz olgunlaşmamış bedenlerine ağır yükler yüklenmesine göz yumarlar?  Bu düpedüz sahtekârlıktır, adiliktir, haysiyet ve namus cellatlığıdır. Tüm vicdanlar bu sahtekârlığı kusar!

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Bu millet Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle hakikatlere susuz bir millettir. Kendisine, hakikatleri, olanca doğallığıyla samimi olarak anlatacak insanları beklemektedir. Gerçekleri politik bir dille duymak istemiyor insanlar, siyaset diliyle duymak istiyorlar. Yani olanca çıplaklığı, doğallığı ve sarahatiyle. Ölümden korkmayacak bir yiğit çıkacak ve elli yıllık tarihi olanca sarahatiyle, insanlığın huzurunda ortaya dökecek. Evet, biliyorum ki, küresel şeytanlar böyle bir şeyden hiç hazzetmeyecekler ama bunu yapacak olan zaten bunu bilerek buna tevessül edecek. İnsanları uyandıracak ve kardeşlik çiçeklerinin açmasını sağlayıp baharı müjdeleyecek yegâne yol budur. Ama bu ülkede bitevi politik dille insanların huzuruna çıkıldı, siyasetin diliyle değil. Bu da insanların uyanmasını değil, uyumaya devam etmesini ve uyurken aldanmasını intaç etti. Politika yapanlar ise zevahirde çıkarlarına ulaşmaktan başka hiçbir şey elde etmediler. Ama batında bu millete, bu vatana, bu dine, bu devlete ve bu ümmete ihanet ettiler, ağır bedeller ödettiler. Çünkü yalanlarla lebalep nutuklar ihanetten başka bir şey değildir. Zira politika, bir yalan söyleme sanatıdır. Siyaset ise, şahsiyet ve karakter işidir. Doğruları ortaya koyma ve doğruların ışığında karanlığı paramparça etme sanatıdır.

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Bu ülkede Kürt kardeşlerimize matuf bireysel bazda kalan bazı şeyler, kollektif boyuta ulaşmış şeyler olarak lanse edilerek kardeşlerimiz yanıltılmışlar ve aldatılmışlardır. Misal; PKK=KÜRT gibi namussuzca ve şerefsizce şeyler her zaman bireysel düzeyde kalmış ve kollektif boyuta asla taşınmamıştır. Ama karanlık odaklar el altından bu tür söylemler sanki Türk Milletinin topyekûn düşüncesiymiş gibi kamuoyuna yansıtmışlar ve kadim kardeşimiz, kader ortağımız olan Kürt kardeşlerimizle bağlarımızı koparmaya yeltenmişlerdir. Bu taraftan pompalanan kahpece bir yalana, o tarafta ki kahpeler anında mal bulmuş mağribi gibi sarılmışlar ve kullanmışlardır.  Ve her şeyde böyle oldu, bu tarafta ki Türk düşmanı olan ama kendilerini Türk gibi tanıtan namussuzların yaptığı her şey, o tarafta ki Türk=Kürt düşmanı namussuzlar tarafından, kardeşlerimize Türkler bunu yapıyorlar, şunu yapıyorlar, şöyleler, böyleler diye aktarılmış ve kardeşlerimiz aldatmışlardır. Zaman içinde de kadim kardeşleri birbirilerine karşı soğutmuşlardır. Ve el altından Kürt kardeşlerimizin yegâne hamisi olarak PKK gösterilmiş ve Kürt kardeşlerimizin PKK denilen yılana sarılmaları sağlanmaya çalışılmıştır. Tabi bir taraftan da PKK, kardeşlerimiz nezdinde kolayca kabullenilsin diyerek, Kürt kardeşlerimiz tedricen dinlerinden, imanlarından ve değerlerinden tecerrüt ettirilmişlerdir. Bilakis PKK sempatisini doğurmak kabil-i mümkün değildi. Hakikatte ise gerçek Türkler, Kürt kardeşlerine karşı hiçbir zaman olumsuz düşünce beslememişler, hiçbir zaman ahlaka mugayir şekilde davranmamışlar, varlıklarını inkâr etmemişler ve düşmana satmamışlardır. Ama Türk olmayıp, Türk görünen vatan hainlerinin bireysel bazda yaptıkları bazı şeyler sanki Türkler yapıyormuş gibi lanse edilmiştir. İşte kadim bağı zayıflatan şey bu olmuştur. Burada Türk Milleti ve Devleti olarak eksikliklerimiz ve kusurlarımız elbette vardır ama suçumuz yoktur. Kürt kardeşlerimiz de bunu anlamalılar, bilmeliler ve görmeliler. Ha görüyorlar, biliyorlar, anlıyorlar mı? Hiç kuşkusuz bu soruya cevap, evettir. Ama kardeşlerimizin içlerine sızmış hainler buna handikap teşkil ediyor.  

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Her dönemde PKK bitti, bitiyor gibi söylemlerle milletimiz aldatılmıştır ve hiç ummadığımız ama düşmanın düğmeye bastığı bir zamanda vehleten tebeyyün edivermiştir yılan. Ve gencecik yiğitlerimiz apansız toprağa düşmüşlerdir, elan düşmektedirler, bu gidişle daha da düşecek gibi görünmektedirler. Ve bugün geldiğimiz noktada terör vahim bir hal almıştır. Bir an önce bu yılanın başı koparılmalıdır. PKK=HDP terörizminin filhakika Siyonizm terörizmi olduğu bilinerek hareket edilmeli ve zerre taviz verilmemelidir. İçeride ki ve dışarıda ki şeytanilerin tezgâhları mutlaka başlarına çalınmalıdır. Bugün Kürt kardeşlerimizden PKK=HDP denilen silahlı=kravatlı terörizme yol verenler, sempati duyanlar aldatılanlardır kahir ekseriyetle. Ama Türk olduğunu söyleyenlerden yol verenler ise, tamamen bilinçli şekilde yol vermektedirler. Çünkü onlar da bu dinin, devletin, vatanın, milletin ve ümmetin düşmanlarıdırlar. Çünkü terörden kazananlar ve beslenenlerdir onlar. Gencecik Mehmetlerin toprağa düşmesi onları zerre ırgalamamaktadır. Onlar rant çarklarının dönmesine bakarlar. Şehit olan ve toprağa düşen her Mehmet’in ardından vatan sağ olsun demek bile onların işine gelmektedir. Zira Mehmetler şehit olmakta, vatan sağ olmakta ama kahpeler, şerefsizler, altında şehitlerin yattığı ve onların manevi varlığı sayesinde sağ olan vatanda pezevenkçe yaşamakta, devran sürmektedirler. Böyle bir durum yürekleri kanatmaktadır. Buna acilen çare bulunmalıdır. Bu tenakuz son bulmalıdır. Şu bilinmelidir ki; namuslu, şerefli, dinine, vatanına, devletine bağlı hiçbir Türk ve Kürt evladı PKK=HDP terörizmine asla yol vermez, veremez ve vermeyecektir de. Verenler de ne Türk’türler ne de Kürt’türler. Türk’üm ve Kürt’üm demekle, Türk ve Kürt olunmuyor maalesef.

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

PKK=KÜRT diyenler, hiçbir zaman Türk Milletinden olanlar olmamışlardır. Bu eşitlemeyi yapanlar, daima, dinsiz, imansız, vatansız, bayraksız olan karanlık, kirli, kanlı odaklar olmuşlardır. Onlar da, bu ülke, bu devlet ve bu millet üzerinde kurdukları tezgâhları kolayca işlesin diye bunu yapmışlardır. Yani derin bir algı operasyonudur olan biten her şey. Bu kesindir. Şeksiz ve şüphesiz, malum gerçeklik budur. Burada her türlü tevil anlamsız kalır. Olaylara, vicdan, akıl, kalp ekseninde baktığımız zaman bu mutlak hakikati müşahede ederiz. Hala aynı şeyleri konuşanlar şahsımca cahil, bilinçsiz ya da büyük oyundan bihaber alıklardır ya da hakikaten haindirler. Devlet ihanetleri görmeli ve hainlere asla acımamalıdır. Zira devletin göstereceği zafiyet, büyük tahribatlara yol açacaktır ve hainler bundan cesaret bulacaklardır. Unutulmamalıdır ki; PKK ya vurmak ŞEYTANA vurmaktır. Binaenaleyh, vurulmalıdır ha vurulmalıdır. Tavizsiz, acımasız ve fasılasız vurulmalıdır. Dağlarda ve şehirlerde terörizm mutlak şekilde son bulasıya kadar, dağlar ve şehirler toz zerrelerine dönüşesiye değin kadar delik deşik edilmelidir. HDP ise sıkı bir kontrole tabi tutulmalıdır. Yanlış yaptığı an hukuk umdeleri çerçevesinde hesabı mutlaka sorulmalıdır. Kanunlar tavizsiz işletilmelidir. Zira zaman, sonucu düşünecek zaman değildir. Biz görevimizi yaptık mı, sonucu zaten spontane tezahür edecektir.

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Bir operasyon başlatılmıştır ve olan olmuştur artık. Olacak olanlar da umursanmamalıdır. Mutlak olarak, aklen ve kalben inanıyorum ki, Kürt kardeşlerimizde Mehmetlerimize dua etmektedirler ve operasyona destek vermektedirler kahir ekseriyetle. Bundan böyle barış terennümleri, silahlar sussun teraneleri tamamen kahpece bir tezgâhın işareti olarak algılanmalıdır. Müzakere diye bir şey artık dillendirilmemelidir bile. Geri dönüş felaket demektir. Türk Ordusu, arkasına, Türk ve Kürt kardeşlerin manevi kuvvetini de alarak PKK denilen yılanın başını koparmalı ve artık tarihe gömmelidir. HDP denilen örgütün de ne olduğu tüm millete olanca çıplaklığı ile izah edilmeli ve millet aydınlatılmalıdır, ondan sonra zaten tarihin çöplüğünü boylaması an meselesidir. Ya şimdi bitecek ya da ebediyen bitmeyecek. Ya PKK=HDP bitecek ya da bu millet bitirilecek. Başka yolu kesinlikle yok. Zira zaten geri dönülmez bir yola girilmiştir ve geri dönüş imkânsızdır artık, ta ki terörizm mutlak anlamda bu topraklardan def olup gidesiye ya da bu toprakların altına gömülesiye kadar. Zira bu girilen yolun sonunda, Kürt kardeşlerimizin ebediyen kurtuluşunun umudu vardır. Kadim kardeşlerin dünyalarına yeniden baharı getirecektir çıkılan bu kutlu sefer. Bu seferden zafersiz dönülmemelidir. Bilakis, kardeşlik bir daha dirilmemek üzere öldürülecektir.

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

HDP kendisinin PKK olduğunu, PKK da kendisinin HDP olduğunu açıkça ve alenen tüm insanlığa duyurmuş durumdadır. Bu detaydan öte bir şeydir. Kürt kardeşlerimiz bu konuda kesinlikle aydınlatılmalıdırlar. Türk Milleti de aydınlatılmalıdır. Çünkü bu konuda iki tarafta da koyu bir cehalet hâkimdir. Her şey tüm sarahatiyle izhar ve izah edilmelidir, sonunda da ikaz gelmelidir. Köyde, mezrada yaşayan Mehmet Amcayı ve Ayşe Nineyi geçiyorum. Çünkü onlara anlatsanız da anlamazlar ve bu gayet doğaldır, yani onları asla suçlayamayız. Onlar potansiyel aldananlar zümresindendirler. Ama söylenilenleri duyup, dinleyip anlamamakta diretenler bildikleri yolda gitmeye devam edenler ise suçludurlar ve onlar da terörizmin doğal üyeleri addedilirler ve devlet tarafından sıkı takibe ve kontrole tabi tutulurlar. Gerçekler olanca doğallığı ile, meydanlarda, televizyon kanallarında, sivil toplum kuruluşları tavassutu ile tüm millete anlatıldıktan sonra hala terörizmde diretenler mutlaka İstihbarat Teşkilatı tarafından tespit edilmelidirler. Yani kimin PKK örgütünden yana olduğunu da, kuracağın ve uçan kuştan, yürüyen böcekten haberi olan İSTİHBARAT teşkilatı ile bileceksin. Ve hakiki Kürt kardeşlerimize zarar vermelerinin önüne geçeceksin. Hülasa, ayrımı çok iyi yapacaksın ve gerekeni yapmaktan zerre imtina etmeyeceksin. Ta ki bu topraklarda Siyonist ve Ermeni maşası olan Hınçak ve Taşnak terörizminden zerre iz kalmayıp silinene değin. TÜRK ve KÜRT kadim kardeştirler, gayrısı yalandır. Türk’ün beyazı ile Kürt’ün beyazı dostturlar ve gerçek Türk’e ve Kürt’e düşmandırlar. Türk’ün beyazı ile Kürt’ün beyazı, Küresel Siyonizm’e hizmet ederler.  

 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Genel Kurmay Başkanım!

 

Bir vartanın eşiğindeyiz. Bu kavga derin bir kavgadır. Hilal ile Salibin kavgasıdır. Osmanlı Torunları ile Haçlı artıklarının kavgasıdır. Bu kavga kâfirlerle, ümmetin kavgasıdır. Bu kavga Türk Milleti ile Avrupa Milletlerinin kavgasıdır. Bu kavga Türk ile Kürt kavgası değildir. Bu kavga insan ile şeytanın kavgasıdır. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Ya İstiklal Ya ölüm!

 

SAYGILARIMI SUNUYORUM.

Tarih: 27.08.2015 Okunma: 589

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?