Bir süre daha İstanbul'daydılar. Çağrı'nın, buraya yerleşen ama kaldıkları semte biraz uzak oturan, yarım asırlık bir arkadaşı vardı: Salgur Dalvur. Salgın döneminde sokağa çıkmak bile sorun olduğundan ve hastalığın bulaşma tehlikesinden dolayı görüşememişlerdi. Şimdi, hayat normale döndüğüne göre buluşabilirlerdi.
Salgur, lise ve üniversite eğitimleri döneminde Çağrı'nın en samimi arkadaşıydı. Hani, insanın sırlarını, ekmeğini, aşını, suyunu paylaştığı, siyasî olarak aynı görüşte olduğu, içki masasına oturduğu, çok yakın bir-iki arkadaşı olur ya Salgur ve Çağrı, işte, öyle yakın arkadaştılar. Kader arkadaşıydılar.
Salgur'u görmek, oturup sohbet etmek için telefon etti. Salgur, bugün vaktinin olmadığını? söyledi. Çağrı:
- Daha bir hafta buradayım. Sana yakın biyerde de buluşabiliriz, dedi. Salgur:
- Kızı nişanlıyoruz. Telaşemiz var. Eskişehir'e falan gitmemiz lâzım. Ahbabım, hiç vaktim olmayacak, diye cevapladı.