İzmir'in bunaltıcı yaz mevsiminin öncüsü, sıcak bir bahar günü... Pırıl pırıl güneş, etrafı, gözleri kamaştıracak kadar aydınlatıyor, insanı terletecek kadar ısıtıyordu. Yeşilin en bol olduğu mevsim. Yeşil örtü, tabiatı sardığı gibi, balkon ve pencerelerden de taşıyordu. Yaz uzun sürdüğü için İzmir'de, evlerin, sıcaktan bir nebze kaçılabilecek mekanları, balkonlar büyük ve geniş tutuluyordu. Çoğu İzmirli de balkonunu çiçeklerle doldurur, adeta bahçe haline getirirdi. Balkonlardan çiçekler sarkar, bazı balkonların duvarı çiçekten örülmüş zannedilirdi.
Elli yıllık evliydiler ve ilk defa bir evlilik yıldönümü kutlayacaklardı. Yetmiş dört yaşındaki Turgut Bey'le altmış altı yaşındaki karısı Bilge Hanım, büyük oğulları Çağrı'nın yanındaydılar. Bu evlilik kutlamasını gelinleri Seçil akıl etmiş, pasta ve içecek hazırlamıştı.
Evlilik tarihleri 27 Mayıs 1957. O yıllarda, Sandıklı gibi küçük bir kasabada, doğum, evlilik vs. gibi kutlamalar ne âdetti ne de kimsenin aklına gelirdi. Bırakın, Turgut Bey ve Bilge Hanım'ın evlilik kutlamasını, çocuklarının bile ne doğum günleri ne de evlilik kutlamaları olmuştu. Bu gibi günler ancak son on-on beş yıldan beri önem kazanmaya başlamıştı.
Zaten Turgut Bey de bu gibi şeylere hiç önem ve kıymet vermezdi. Ama şimdi, böyle bir kutlamayı düşündüğü için Seçil'e teşekkür ediyor, memnuniyet ve mutlulukla, evlilik yıldönümü kutlamasına katılıyor, mumlara üflüyordu.