- Yüzükleri Tuğrul Abi taksın, en büyüğümüz o, ona yakışır, dedikten sonra, Tuğrul Abi'ye döndü ve;
- Gel, Tuğrul Abi, yüzükleri sen tak, dedi.
Bu, çocukluğunda gördüğü, şahit olduğu Cömertler terbiyesini ne kadar içselleştirdiğinin ve Cömertler terbiyesine ne kadar önem verdiğinin bir göstergesiydi.
Bu, Çağrı'nın, Cömertlere özgü, saygı ve bağlılığın, gelenek ve göreneklerin yaşamasını ne kadar arzu ettiğinin bir kanıtıydı.
Kısa bir konuşmayla, yüzükleri Tuğrul Abi taktı ve kurdeleyi kesti.
* * *
Birkaç gün sonra, Çağrı ve Seçil İstanbul'a gidiyorlardı? Ama bambaşka bir heyecanla! Hem Öykü'yü görecek hem de ilk defa yurt dışına seyahat edeceklerdi. Çağrı 64, Seçil 60 yaşına kadar hiç yurt dışına çıkmamışlardı. Çağrı, bu yaşıma kadar çıkmadıysam bundan sonra da çıkamam diye yurt dışına çıkmaktan umudunu kesmişti.
Kızlarının teşvikiyle ve onunla beraber, dört günlüğüne, Paris'i görmeye karar vermişlerdi. Bu süre içinde, Öykü'ye baba ve babaannesi bakacaktı. Anne, baba ve kızları Neslihan Paris'e gittiler. Çok kolay olmuştu! Yaklaşık olarak üç saatlik yolculuk ve işte Paris. Çağrı'ya mucize gibi geldi.