Çağrı, babasına yaklaşarak ve gözlerinin içine bakarak:
- Baba, seni çok seviyorum, dedi.
Turgut Bey, kocaman gülümsedi. Tekrar duygulandı:
- Ben de sizi çok seviyorum, dedi. Sonra, gayretle, tam bir içtenlikle, neredeyse haykırarak, çatallı ve boğuk sesiyle ekledi:
- Sağ olun. Sağ olun. Sağlığınız. Sağlığınız. Var olun.
Çehresinde büyük bir huzur, mutluluk ve memnuniyet ifadesi vardı. Hatta coşkuluydu.
Bu iki kelimeyi ne kadar zor söylüyoruz: Seni seviyorum?!
Normal şartlarda, sağlıklıyken, biz en yakınlarımıza, en yakınlarımız bize ne kadar zor söylüyor? ?Seni seviyorum? diyemeden yıllar hatta bazen bir ömür geçiyor ve onu sevdiğimizi söyleyemeden yakınımızı kaybedebiliyoruz. Çağrı, anne-babasına, defalarca, sizi seviyorum?, sizi çoook seviyorum? demişti ancak babasına tek başınayken, ilk defa, şimdi, seni seviyorum? diyordu. Bunu söyleyebildiği için Tanrı'ya şükran duygularıyla doldu.
Yoğun Bakım görevlileri bugün hoşgörülüydü. İki dakika dolduğu halde, ziyaret süresi bitti? diye ikaz etmiyorlardı. Baba-oğul epeyce sohbet ettiler. Çağrı:
- Baba, akşam yine ziyaretine geleceğim. Çiçek'le geleceğiz. Bir isteğin var mı? diye sordu. Çatallı, boğuk ve kısık ses:
- Yok oğlum. Sağlığınız, dedi.