Saat akşamın sekizi olunca, Çiçek ve Çağrı hastaneye gidip, yoğun bakım katına çıktılar. Turgut Bey'i ziyaret edeceklerini bildirdiler. Yoğun bakımdaki bir görevli,
- Turgut Cömert entübe oldu. Size bildirmediler mi? diye sordu.
İki kardeş dondu kaldı. Daha birkaç saat önce gayet iyi gözüken babaları neden birdenbire entübe olmuştu?
- Peki, görüşemeyecek miyiz?
- Görüşebilirsiniz. Ama mümkün olduğu kadar kısa tutun, dediler.
İki kardeş içeriye girdi. Turgut Bey'in şuuru ve gözleri açıktı. Çocuklarını görünce yüzü güldü. Sesi, birkaç saat evveline göre biraz daha kısılmış, güçlükle duyuluyor ve zorlukla anlaşabiliyorlardı.
Turgut Bey'in sağ elini Çağrı, sol elini Çiçek tutmuştu. Biraz sonra, Çağrı'nın ve Çiçek'in kollarını tutan Turgut Bey'di. Hem de sımsıkı tutuyordu. Bir yoğun bakım, hele entübe olan bir hastadan beklenmeyecek kadar sıkı tutuyordu.
Babalarını yormamaya ve moral vermeye çalışarak sohbet ediyorlardı.
?Mümkün olduğu kadar kısa tutulması gereken süre? çoktan iki dakikayı geçmişti. İki kardeş, hayatlarının en zor ikilemiyle karşı karşıyaydılar: Turgut Bey, ziyaretin uzamasını, hatta çocukların yanından hiç ayrılmamasını, Yoğun Bakım görevlileri ise, bir yoğun bakım hastası için fazlasıyla uzayan ziyareti bitirmelerini istiyordu.