Çağrı, anne ve babasını yine gayet sağlıklı görmüştü. Özellikle, 88 yaşındaki babasının zihin sağlığı inanılmaz derecede iyiydi. Konuşurken hiç teklemiyor, söyleyeceği hiçbir şeyi, hiçbir ismi unutmuyor, hatırlama güçlüğü falan çekmiyordu. İki basamaklı sayıların çarpımını Çağrı'dan daha hızlı ve doğru yapıyordu.
Çağrı'nın gözlemlerine göre, insanların, bilhassa, seksen yaşından sonra, bedenleri sağlıklı olsa bile ruh, sinir ve zihin sağlıkları bozuluyordu. Bu bozulma bazen zihinsel çöküntüye kadar varabiliyordu. Onun için, 88 yaşındaki babasının zihin sağlığına hayret etti, Tanrı'ya şükretti. Lâkin yirmi yıllık koah hastası olan Turgut Bey oksijen makinesinin günlük kullanma sayısını ve süresini iyice artırmıştı. Elektrikli oksijen makinesini, daha önce, günde bir kere kullanırken, artık, günde üç-dört kez kullanma ihtiyacı duyuyordu.
İki günlük Sandıklı ziyaretinin ardından, Çağrı, eşi, kızı ve damadı, Alanya'ya yola çıktılar. Alanya ve Isparta'da, toplam olarak 10 gün kadar kaldılar. Sonra, İstanbul'a döndüler.
Ekim ayının ortalarında, Bilge Hanım Çağrı'yı aradı. Telefonda;
- Oğlum, dün gece, tam yatacağımız zaman babanın burnu kanamaya başladı, kanı durduramadığımızdan acil servise kaldırdık. Kanı durdurdular fakat kontrol için hastanede tutuyorlar, göğüs bölümüne yatırıldı.