TÜRKİYE'DE MESLEKİ EĞİTİM LİSELERİ

Lütfiye Kader - 18.11.2020

    Türkiye’de MEB tarafından açılan resmi meslek ve sanat okullarının  tümüne verilen genel isim Mesleki Eğitim Liseleri    dir. Türk Milli Eğitimi'nin amaçları doğrultusunda, ilköğretimi bitiren öğrencilerin devam edebileceği 4 yıllık eğitim sonunda meslek kazandıran, ülke ekonomisine katkı sağlayacak ara eleman yetiştiren orta öğretim kurumlarıdır.

   Meslek Liseleri ülkenin ihtiyaçlarına ve önem arz eden meslek kollarına göre yapılandırılması maalesef oluşturulamamıştır. İlköğretimde başarısız notları olan ve yaramaz etiketi yapıştırılarak meslek liselerine yönlendirilen öğrenciler,  doğal olarak psikolojik olumsuz bir baskı altında kalmaktadırlar.

   Eğitim sistemimizde Meslek Liselerinde okuyan çocuklarımızın şimdiye kadar, üvey evlat muamelesi görmesi, hakları hukukları göz ardı edilmesi, ne yazık ki diğer nitelikli ve düz liselerdeki gibi, cazibe merkezi haline getirilememesine neden olmuştur. Ülkenin ara teknik eleman ihtiyaçları; üniversitelerin ilgili lisans bölümlerinden mezun olan teknik insanlar tarafından karşılanması,  hem yeterli olmamış, hem de endüstrinin sanayinin gelişim hızını aksatmıştır.

   Atatürk 13 Şubat 1923 tarihinde Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi'ne ilk defa gelişlerinde, daha çok öğrencinin yetiştirilmesi gerektiğini belirtmiş ve okulun hatıra defterine şunları yazmıştır: "Varmak zorunda olduğumuz düzeye, bugünkü kadar, uzak kalışımızın mühim sebeplerinden biri, sanata ve sanatkârlığa gerekli derecede önem verilmemiş olmasıdır. 1923'de ilköğretimi bitiren ve meslek liselerine giden öğrencilerin oranı %84,1 iken geçen yıl bu oran %40'lar civarında idi.1933 yılında 2287 sayılı yasayla Mesleki ve Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü kurulmuştur.1935 yılından itibaren de 2765 sayılı yasa ile okulların tüm masrafları devlet tarafından karşılanmaya başlanmıştır.

   Üniversiteye girebilmeleri için mevzuatlar hep değiştirilmiş, onların sanayi ve endüstri de lokomotif olarak görülebilme refleksi daha yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Ara teknik elemanlar, hiçbir zaman dizayn edilmemesi gereken bir               konu olup, endüstri ve sanayinin bel kemiği olarak hem milli, hem de yerli vasıflı insan gücünü oluşturur. Özel sektöre personel yetiştiren meslek liseleri, iktisadi gelişme için her zaman doğru kaynaklardır. Bu yüzden İzmir ‘de özel sektör tarafından desteklenen ve onların bünyelerinde açılan meslek liseleri İzmir için  ülke için bir kazançtır.

   Yakın tanıdığım bir arkadaşım 2 çocuğunu da Konak İzmir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (Eski adı İzmir Ticaret Meslek Lisesi)ne bu sene kayıt ettirdi.Bu lisenin 9. sınıflarda çok özel 2 sınıfı var. Günde 4 saat İngilizce gören                         bunun yanında Temel, Muhasebe, Mesleki Matematik, Ofis Uygulamaları, Mesleki Gelişim Atölyesi gibi mesleki derslerinin yanı sıra, Seçmeli Görsel Sanatlar ve Müzik, Seçmeli Sosyal Etkinlik, Türk Dili ve Edebiyatı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Beden Eğitimi gibi teorik ve kültürel dersleri de olan bu lisenin   çok yoğun bir programı var.

 Okul bittiğinde öğrencilerinin özel sektörde işleri hazır. Okul devlet okulu ama çok donanımlı ara eleman yetiştirmek üzere kurgulanmış, aynı zamanda üniversiteye de hazırlayıcı programları var. Meslek liselerinin önemini kavrayan tüm kamusal kurumlar ve özel sektör böyle donanımlı meslek liseleri açarak kendi kalifiye elemanlarını yetiştirebiliyorlar.

    İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetimi tarafından 2014 yılında açılan Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi de özel sektör olarak gurur duyulacak bir durumdur. 500 öğrencili okulun, tamamının eğitim öğretim,  ulaşım, kıyafet, yiyecek, kitap ve kırtasiyenin de dahil olduğu %100 tam burs ile okutulmaktadır. Endüstriyel Otomasyon, Elektrik Elektronik    ve Makine Teknolojileri alanlarında eğitim verilmektedir. Her bir alan  için özel olarak tasarlanmış atölye ve laboratuvarlarda endüstriyel üretim simülasyonuna olanak veren eğitim ekipmanları bulunmaktadır. Okul öğretmenleri tarafından özel olarak tasarlanan eğitim setleri her öğrenciye bir deney seti düşecek şekilde birebir öğrenci ve öğretmenler tarafından üretilerek devreye alınmaktadır. Verilen uygulamalı eğitimler, endüstride kullanılan robotik üretim sistemlerine uyumludur.

Peki; Ülkemizde kurulması istenilen ve projeleri hazırlanan Nükleer Enerji Santralleri için, yetişmiş teknik ve vasıflı insan gücümüz var mıdır?

       Enerji bütün canlılar için ihtiyaçtır. Bunun için meslek liselerinin ihtiyacına göre; Atom Enerji Liseleri, Bilişim ve Kodlama Liseleri, Ekoloji Liseleri, Tarım Uygulamaları Liseleri, Su liseleri, İklim Liseleri, Maden Liseleri,               Gastronomi Liseleri gibi liseler açılmalı. Açılan her lisenin üniversitede  bölümü olmalıdır ki, üniversiteye o liselerden gelen öğrencilerin, o alanda bir alt yapısı oluşsun.Böylece meslek liselerinin üniversite de önleri açılsın.Eğer üniversiteye gidemeyenler olursa, onlar  da teknik ara eleman olarak iyi bir  iş gücü sağlanmasında yer alsınlar.

  Her sanayi ve endüstrinin mutlaka yetişmiş ara teknik elema    na ihtiyacı vardır ve bunları özel sektör, meslek liseleri açarak   kendi ihtiyaç alanlarına göre yetiştir   melidir. Sayıları her yıl artan ve üniversite sınavlarında başarı puanları çok düşük               olan ve öğrenci bulmakta güçlük çekilen, İmam Hatip Lisele  rinin bir kısmı böyle liselere dönüştürülebilir. Bunun için özel sektör mutlaka devlet tarafından desteklenmelidir.

   Özel sektörün bu konudaki çabaları ve çalışmaları desteklenmeli, meslek liseleri üniversiteye girişte, nitelikli insan yetiştiren kurumlar arasına yıldızı parlatılarak girmelidir.

    Ülkemizde ki sanayi kolları çok çeşitlidir. Besin, dokuma giyim ve deri, metalürji, toprak, orman, kimya, makine sanayileri gibi. Bu sanayilerin alt kolları da, her bölgenin yüzey şekillerine ve iklimine konumuna göre yoğunlaşmıştır.

    21 yüzyılın en önemli yeni sanayileri; bilgi teknolojileri   sanayisi, yapay zekâ ve robotik kodlama sanayisi var.     Özellikle yapay zekâ dediğimiz robotik kodlama, ne yazık ki diğer sanayi dallarından elde edilen ekonomik gelir ve dünya        düzeyinde hâkimiyet ve güç açıcından çok daha fazla etkiye sahiptir. Çünkü hem katma değeri çok yüksek, hem de üretim   ve tüketim araçlarını kontrol  edebilme yaptırımları çok güçlü.

Bütün bunlara rağmen, Dünya’nın yaşadığı pandemi de         ortaya  çıkan besin sanayileri toprak ve suyun önemi modası     geçmeyen bir gerekliliği de ortaya koyuyor. 

Şu an pandemi  nedeniyle eğitimin sıfırlandığı, ticaretin ve   turizmin kısıtlandığı, sağlık sistemlerinin çöktüğü, iklim krizinin   ve insanların temel  yaşam gereksinimlerini arttığı bir dönemde,   ülkemiz tarım sektöründe yıldızlaşabilir.

 Endüstri ve sanayi; bir ülkenin bağımsızlığının sürdürüle     bilir  olması ve korunmasının en büyük göstergesidir. Bunu hem    özel sektörün, hem de devletin meslek liselerine gösterdiği   destek ve önemin katkısıyla yapması, ülkemizin birlik dayanış     ma ve gelişmenin de önünü açacaktır.

                                                                                                                                                                      03.10.2020

                                                                                                                                                                Lütfiye KADER

                                   Uzm. Emk Fen Bilimleri Öğretmeni

 

 

 

 

Tarih: 18.11.2020 Okunma: 177

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?