Bunları düşününce, suçluluk duygusu, ona, Allah'ın bir lütfu, bir nimeti gibi görünmeye başladı. Öyle ya, suçluluk duyabilmen, bunu içselleştirebilmen için bir vicdanının, bir sorumluluk duygu ve şuurunun olması gerekiyordu. Vicdan ve sorumluluk duygusu ise en insanî erdemlerdendi.
Bunlarda bu erdemleri aramak doğru muydu? Bulmak mümkün müydü?
Belki! Kim bilir?
* * *
Yaz mevsiminin bunaltmaya başladığı günlerde, üçüncü yurtdışı seyahatleri için İstanbul'dan İsviçre'ye uçtular. Bu gezide, artık dört buçuk yaşına gelmiş olan Öykü de yanlarındaydı. Gezi planını, daha önce İsviçre'yi görmüş olan Neslihan ve Çağatay birlikte yapmışlardı.
Cenevre'ye inmişler, bu şehre yakın bir Fransız kasabası olan Ferney-Voltaire'deki bir otelde yer ayırtmışlardı. Çağrı ve Seçil, İsviçre'ye seyahat, Fransa'da otel, yani her giriş çıkışta pasaport kontrolü mü olacak? Sınırda bekleyecek miyiz?? endişeleri yaşarken, gördüler ki iki ülke arasında sınır falan yok. Vaktiyle gümrük gibi bir geçiş noktası yapılmış fakat artık kullanılmıyor ve giriş çıkışta da hiçbir engel yok. Aynı ülkenin bir şehrine girip çıkar gibi her iki tarafa da girip çıkabiliyorsun. Böylece, her iki ülkenin de görmeye değer yerlerini hiçbir sınırlama olmadan görebiliyorsun.