İsviçre'ye indikleri akşam, Gökçe aramıştı. Nerede kaldıklarını sordu. Çağrı, Ferney-Voltaire'de kaldıklarını söyledi. Meğer o da orada oturuyormuş.
- Bi akşam muhakkak misafir etmek isterim, dedi. Çağrı;
- Sizinle bu uzak diyarlarda buluşmaktan çok memnun oluruz. Fakat söz vermeyelim. Vakit bulursak uğrarız, cevabını verdi.
Gökçe, adresi ve konumu attı.
Ertesi gün hem Fransa hem İsviçre topraklarında gezdiler. Akşam, bir çay içimlik vakitleri olacaktı. Birkaç saat önceden, Gökçe'ye, ziyarete geleceklerini bildirdiler. Gökçe;
- Bekliyoruz, dedi.
Akşama doğru Gökçe'nin evindeydiler. Gökçe, beş katlı bir apartmanın birinci katındaki bir dairede kız kardeşi ve üniversiteli oğluyla birlikte oturuyordu. Evin geniş, neredeyse teras gibi bir balkonu vardı. Buraya bir salıncak kurulmuştu. Salıncağı gören Öykü, balkondan içeri hiç girmedi.
Gökçe, çok büyük bir hazırlık yapmıştı. Pastalar, börekler, tatlılar, meyve ve kuru yemişler?
- Aslında, sizi akşam yemeğinde ağırlamak istiyordum ama istemediniz, dedi.
- O kadar vaktimiz olmazdı. Gezerken biyandan da yörenin lezzetlerine, damak tatlarına bakmak istiyoruz. Yedik geldik. Fakat sizin hazırlığınız da akşam yemeği kadar olmuş, dediler.