Çağrı, Dernek Başkanı Seçkin Özgür'le beraberdi. Üç adet yeni kütüphane almışlar, onlara kitapları dizmekle meşguldüler.
Biraz sonra, üç arkadaş geldi. Onları Başkan'la, Başkan'ı onlarla tanıştırdı. Çağrı, bu şaşırtıcı ziyaretten çok mutlu olduğunu söyledi. Çay demleniyordu zaten. Çay ve dernekte her zaman bulunan bisküvilerden ikram ettiler. Konuşacak, ortak çok şeyleri ve tanıdıkları vardı. Çaylar birkaç kez tazelendi.
Sonra, derneğin kitaplarıyla ilgilendiler. Derneğin ve Çağrı'nın kitaplarından aldılar. Üçü de cömertçe bağış yaptı.
Ayrılırken, üçünün buluştuğu kahvenin adresini verdiler. Çağrı;
- En kısa zamanda geleceğim, diye söz verdi.
Birkaç gün sonra verilen adrese gitti. Üçü de yoktu. Ertuğrul'a telefon etti:
- Verdiğiniz adrese geldim, kimseyi bulamadım.
Ertuğrul yakın biyerdeymiş:
- Anayola çık, orada buluşalım, dedi.
Buluştular. Yakındaki bir çay bahçesine oturdular. Ertuğrul, çay-pasta ısmarladı. Çaylarını içerken, Çağrı;
- Hatırımı sayıp beni ziyaret ettiğiniz ve kitaplarımdan aldığınız için çok memnun oldum. Çok teşekkür ederim. Ben, üçünüzü birden Kemeraltı'nda bir lokantada yemek yemeye davete geldim.
- Benim vaktim var, ne zaman istersen gelirim de sen İlbay'ı ara, ona söyle, onların işi olabiliyor.
- Tamam, söyleyeyim, dedi, Çağrı.
Ertesi gün, İlbay'ı arayıp, yemek davetini iletti. İlbay;
- Teşekkür ederiz, bi düşünelim, dedi.
- Bekliyorum.