- İyi ki varsınız, iyi ki sizler gibi cömert dostlarım var. Sayenizde kendimi çok zengin, çok talihli hissediyorum.
* * *
İlbay Kömen, Çağrı'nın, ilk görev yeri olan Bornova'da, kirada oturduğu apartmandan komşusuydu. Kırk yılı aşkın bir süredir tanışıyorlardı. Çağrı'dan birkaç yaş büyük olan İlbay, o zamanlar teknik ressamdı. İşleri büyütmüş, şimdi iş insanıydı.
Türkiye'yi, tayinler dolayısıyla gezip dolaştıktan sonra, Çağrı, emekli olduğunda, tekrar Bornova'ya dönmüş ve İlbay'la buluşmuştu. İlbay, Çağrı'yı, Çağrı'dan birkaç yıl kıdemli olan emekli meslektaşı Alpaslan Başbudak'la tanıştırmıştı.
Ertuğrul Toksöz, Çağrı'nın hemşerisi ve hemen hemen akranıydı. Hepsinin ortak tarafı, Bornova'da oturmaları ve vaktiyle, aynı partinin üyesi olmalarıydı. İlbay, Alpaslan ve Ertuğrul hemen her gün buluşuyorlardı.
Çağrı'yla Ertuğrul'un evleri yakındı ve sık sık karşılaşıyorlardı. Onu, derneğe davet etti. Ertuğrul, geleceğini söyledi. Birkaç gün sonra, İlbay'dan Çağrı'ya bir telefon geldi:
- Dernekte misin? Seni ziyarete geleceğiz.
Çağrı hem şaşırdı hem sevindi.
- Evet, dernekteyim, bekliyorum.