- Öyle mi? dedi, sağlık memuru.
- Evet. Örebilirim, diye cevapladı Çağrı.
Herkesin üzgün, çaresiz ve karamsar olduğu o hasta odasına, böyle konuşmalar az da olsa neşe getiriyor, kasvetli havayı dağıtıyordu. Galiba, bunu en fazla da Ertuğrul Bey istiyordu.
1981 yılının haziran ayına kadar Ertuğrul Bey yatmadan tedavi gördü. Ancak sonunda, amansız hastalık o koca bedeni de yatağa bağladı. Haziran ayı çıkmadan da Ertuğrul Bey öldü.
Çağrı, babasının ve emmilerinin nasıl gece gündüz, bayram seyran demeden çalıştıklarını görerek büyümüştü. Zaten, işe yarayabileceği en küçük yaştan itibaren, kendisi de işin bir parçası olmuştu. 9 yaşına geldiğinde, okulun yaz tatilinde, baba ve emmisinin eski ortağı, Baloğlu'nun yanına çırak verilmişti.10 yaşından itibaren ise, artık, bütün okul tatillerinde ve okuldan zaman bulunan her fırsatta, kendi işlerinde çıraklık, çobanlık ve her ne iş verilirse yapmaya başladı.