Peki, Bazkara'nın kutlaması, arkadaşının, bir çevre kitabı yazmasını hayranlıkla karşılaması, sonra da kendi şahsını geç, dernek kütüphanesine bile bir tane dahi kitap almaması nasıl izah edilmeliydi? Hayranlık duyduğuna göre, kitabı, hiç olmazsa, üstünkörü olsun karıştırması gerekmez miydi?
Hangisi doğruydu?
Kutlaması ve hayranlık duyması mı yoksa bunları söyledikten sonra Çağrı'yı da kitabı da söyleşiyi de unutması ve hiç umursamaması mı? Hayranlık duyduğunu söyleyip de hiç umursamamak, riya değil de neydi? İşte bu tutum, kişiyi, yüzüne karşı yüceltmenin, gıyabında ise küçümsemenin ta kendisiydi!
Çağrı, 80 Mezunları Derneği üyeliğinden ayrıldı. Bazkara, WhatsApp'tan, abim hayırdır, bilmeden bir hata mı yaptık?? diye sordu.
Bu sorudan, Bazkara'nın özeleştiri yapmaya, kendini sorgulamaya ve hele kendisiyle yüzleşmeye hiç niyeti olmadığı anlaşılıyordu. Çağrı sözü uzatmadı? Ona Barış Manço'nun, Kendimi Hıyar Gibi Hissediyorum? parçasını hatırlattıktan sonra,
- Valla, abim, derdim çok büyük. Öyle birkaç cümleye sığacak gibi değil. Uzun bir yazıda kendimi ifade etmeye çalıştım. Sıkılmazsan oku? Ama dikkatle sonuna kadar okumak lâzım. Riyanın binde birini yazdım, diye cevap verdi ve ?Açıkça İlân Ediyorum? başlıklı yazıyı gönderdi.
Bazkara'dan herhangi bir cevap gelmedi.
* * *