Çağrı'yla sık sık telefonda sorunları konuşuyorlar arada sırada buluşuyorlardı. İkisi de Bornova'da olduklarından, başlangıçta, buradaki mekanlarda bir araya geliyorlardı. Sonra, dernekte buluşmaya başladılar. Bazen saatlerce konuştukları, tartıştıkları oluyordu.
Aslında, Barış'la aralarında derin inanç ve görüş farkları vardı. Barış çok daha dindar, dinî mesele ve ibadetlerde çok daha hassas ve muhafazakârdı. Bununla birlikte, hemfikir oldukları önemli bir nokta vardı: O nokta, dinin aslından saptırıldığı, din tüccarlığının yayıldığı ve Diyanet'in, bunlara sessiz kaldığı'ydı.
Barış çok görgülü, sakin, yardımsever, nazik ve cömert bir insandı. TALYAZDER'e sık sık bağışta bulunduğu gibi, derneğe buluşmaya gelirken, elinde muhakkak pasta, börek, gevrek-peynir gibi yiyecek ve neskafe gibi içeceklerle gelirdi. Çağrı, onu, hiçbir şey getirmemesi konusunda ikaz etmek zorunda kalırdı.
Barış, Çağrı'yla bir sohbetleri esnasında, Metehan adında bir psikoloji öğrencisiyle tanıştığını ve görüştüğünü söylemişti. Bunu öğrenince, Çağrı: