KİM KİMİN AVUCUNUN İÇİNDE?

İsmail Hakkı CENGİZ - 20.01.2021

Oy gizli, haber kutsal, yorum hürdür

Parkta, yanlarında 2-3 yaşındaki çocukları olduğu halde, cep telefonlarında kendi âlemlerine gömülmüş olarak yürüyen çiftlere,

Direksiyonda mesaj yazmaya uğraşan sürücülere,

Sabah işine yetişmek için koşuştururken, hatta ışıklarda karşıya geçerken akıllı telefonundan gözünü alamayanlara,

Okulda, ders-eğitim esnasında akıllı telefonunu karıştıran öğrenci hatta öğretmenlere,

Evde, komşuda bir araya geldiğimiz dost ve yakınlarımızdan bazılarının, bilhassa gençlerin, muhabbete katılmak yerine, cebiyle sohbeti tercih ettiklerine rastlamış olmalısınız!

Örnekler sayfalar boyu uzatılabilir…

Belli ki akıllı telefon, bulunduğumuz anın hakikatiyle bağlarımızı kopartıyor. Bir noktadan sonra biz ona değil, o bize hâkim olmaya başlıyor.

Bu, bağımlılık hatta esaret altına girmektir.

Esareti altına, hem de “gönüllü olarak” girdiğimiz bir “güç”;

Bizi; dilimizi, kültürümüzü, örf ve âdetlerimizi yozlaştırabilir,

Yalan haberlerle ruh halimizi bozabilir, kışkırtabilir,

İstediği yere çekebilir, hiç hayalimizden geçmeyen yerlere, Misal, kutuplaşmaya, düşmanlaşmaya, ailenin, dostların ve nihayet toplumun bölünmesine kadar götürebilir!

Akıllı telefona, bu aşırı, sağlıksız ve tehlikeli ilginin büyük bölümünün, “sosyal medya” dediğimiz ortamlardan kaynaklandığını biliyorsunuz.

Bunu mutlaka fark etmeli, sorgulamalı ve durdurmalıyız!

Peki, ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Ne kadarla sınırlayabilirsek “makûl” olur?

Sadece, “Facebook”un bulunduğu döneme ait bir kitapta, Amerikalı yazar, “Facebook’a giriş süresini 20 dakikayla sınırlandırın” diye öneriyordu.

Ölçüyü buradan alarak günümüze uyarlamaya çalışacağım.

Yukarıda saydığım gibi, bugün, çok fazla sosyal medya ortamı var. Tabii ki 20 dakika yetmez. Öyleyse, bir saatle sınırlandırılmalı, diyorum. Bir de video ortamı, Youtube var. Yarım saat de onu katarsak bir buçuk saat eder.

Whatsap, Facebook, İnstagram, Twitter’la meşguliyetimiz, toplam bir saati aşıyorsa,

Gece, yatmadan en az 2 saat evvel interneti kapatmıyor, sabah, daha kahvaltı etmeden, kalkar kalkmaz interneti açıyorsak,

Sabahtan akşama kadar, şangır-şungur bildirimler bizi taciz ediyorsa akıllı telefon bizi avucunun içine almış demektir.

Onun avucundan çıkmak, “akıllı telefonu” kendi avucumuzun içine almak, ondan daha akıllı olduğumuzu göstermek bizim elimizde…

Elimizde!
Tarih: 20.01.2021 Okunma: 590

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?

Lütfiye KADER

22.01.2021 - 13:34

Teknolojinin maalesef okumuş cahil,zengin fakir, kız erkek, güzel çirkin, ırk, din gibi değerleri ayırt etmeden hepimizi esaret altına alıyorsa, bence bu yönden çok adaletli ama, kaybeden hep insan. Bizler de sizin önerdiğiniz gibi sosyal medya da bulunma saatlerini düzenleyip kısıtlama yaparsak, orantısız bir güce, orantılı bir yanıt vermiş oluruz. Bunun üzerine bir kampanya bile başlatabiliriz İsmail bey. Kaleminize, yüreğinize her zaman iyilik düşsün. Teşekkür ederim.

I. Hakkı Cengiz

22.01.2021 - 16:35

TC Lütfiye Kader Evet, orantısız güç benzetmeniz çok güzel. Aynı zamanda, büyük imkân ve fırsatlar da sunuyor. Ölçülü olmak en doğrusu. Sayfamı zenginleştiren katkınız için çok teşekkür ederim, değerli Hocam. Selâmlar...

Feriha Danışman

23.01.2021 - 09:18

Guncel,çok önemli,toplumsal degerlerimizin korunmasına katkısı yadsınamayacak konulardan birine değindiğiniz ıçin kutluyorum.Toplumda, eğitim kadro ve programlarında da farkındalığı etkin kılacak yaklaşımların olmasi dileğimizdir

İ. Hakkı Cengiz

23.01.2021 - 09:38

İlginiz ve katkınız için çok teşekkür edrim, Feriha Hanım. Eğitim konusunda farkındalıkları etkin kılacak yaklaşımların olması gerektiğine katılıyorum. Saygı ve selâmlarımla...

İHC

25.01.2021 - 09:23

Deneme