- Barış Manço'nun şarkılarını ben de çok anlamlı buluyorum, dedi. Bir örnek verdi:
- ?Sözüm meclisten dışarı dostlar, bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum. Hani dilim dilim doğrasalar beni; Marmara, Ege, Karadeniz hatta Akdeniz cacık olur diyorum.
Derdim öylesine büyük ki dostlar, kırka yarıp, yine kırka bölseler ve kırk bostana gübre diye serpseler, kırk bin türlü ot biter de kırk bin derde deva olur diyorum.
Övünmek gibi olmasın ama dostlar, kendimi hıyar gibi hissediyorum. Hani ince kıyım doğrasalar beni; Akdeniz cacık olur diyorum. Ve hatta Atlas Okyanusu hatta Hint Okyanusu ve hatta hatta Büyük Okyanus cacık olur diyorum. Böyle cacığa rakı mı dayanır??
Uçal Bey'in hoşuna gitti, gülümseyerek;
- Ya, ne güzel Çağrı Bey, böyle, ezberden okuyorsunuz!
- Uçal Bey, düşünüyorum da Barış Manço'yu o kadar dertlendiren neydi acaba? O şöhret, servet sahibi, başarılı, efsane adamın bile demek ki büyük dertleri varmış. Onun bir de ?Ömrümün Sonbaharında? adlı, Adım anılmaz oldu/Kapım çalınmaz oldu? diye başlayıp, Hâlâ beni dinleyen/Bir avuç dostum kaldı? diye biten çok serzenişli bir şarkısı daha var. Bu iki parçası, bugünlerde tam da benim duygu ve düşüncelerimi dile getiriyor.
Uçal Verim: