Çağrı ve Tuğrul'un yemek konusundaki ortak özelliği, soğanlar diri diri kalmışsa ya o yemeği yemezler veya soğanları ayırarak yerlerdi. Çiğ soğanı bol bol tükettikleri halde, pişmiş yemekte soğan iyice ezilmez, görülemeyecek hale gelmezse onu yiyemezlerdi.
Beslenme meselesini, özellikle, Bilge Hanım çok önemsiyordu. Akranlarının çoğu ya terk-i dünya eylediği veya elden ayaktan düştüğü halde, kendisinin nispeten sağlığını koruyabildiği, seksenli yaşlarında;
- Biz karını, gumbarı, paçayı zamanında çok yedik de onun dirisiyiz, onun için ayaklarımız, bacaklarımız, eklemlerimiz hâlâ sağlam, diyordu.
Bunların hepsi çok önemli ve değerliydi fakat galiba, Turgut Bey'in, sağlıklı yaşam için hepsinden daha önemli bir alışkanlığı vardı: Az yemek! Asla tıka basa yemezdi. Sofradan daima doymadan kalkardı. Boyu 1,72 metre olan Turgut Bey 60 kiloydu. Bu ağırlığı, belki de hafifliği, ömür boyu hiç değişmedi. Eklemlerine, bacaklarına fazladan bir kilo bile yük binmedi. Vücudunun hamallığını yapmadı.