- Çağrı, yapamayacaksın, bırak, dedi.
Bu, yapamayacaksın? lafı, Çağrı'yı daha da hırslandırdı. İşe daha büyük bir gayretle sarıldı. Güç-bela örmeye başladı. Birkaç sıra düz örüyor, sonra, birkaç sıra ters örüyordu. Ters örgüye, haroşa? diyorlarmış.
Öğrenmeye başladığından bir ay, örmeye başladığından da bir hafta kadar sonra, 25 santim eninde, 60 santim uzunluğunda bir ?eser? meydana getirebildi. Kısa bir videosunu çekerek, yaptığı işi anlattı. Videoyu arşivledi.
- Ben de yapabilirim, örebilirim, dediğinin üzerinden 40 yıl geçtikten sonra, aklına koyduğunu yapmış, hayalini gerçekleştirmişti.
Aynı yılın, ocak ayı ortalarında Çağrı'nın İstanbul'daki kızı Neslihan'dan bir kız torunu olmuştu. Doğum sırasında Çağrı ve Seçil İstanbul'da bulunmuş, sonra İzmir'e dönmüşlerdi. Neslihan'ın doğum izni Temmuz'da bitiyordu. Kızları Neslihan ve damatları Çağatay, Seçil ve Çağrı'yı İstanbul'a davet ettiler. Seyahat için, e-devlet üzerinden, valiliklere başvuruyla izin alınabiliyordu. İzinler alındı ve haziran başında İstanbul'a gittiler. Uzunca bir süre İstanbul'da kalacaklardı.
Neslihanlara yakın, eşyalı bir ev tutuldu. Gündüz, kızlarının ve bebeğin yanında kalacaklar, gece yatmaya bu eve gideceklerdi.