Hocanım, edebiyat öğretmeniymiş. Öğrencilerin okumadıklarından, kitaba ilgi göstermediklerinden yakındı. Çağrı, toplumun da kitaba ilgisinin çok zayıf olduğunu söyledi. Kitaplar, çevre sorunları hakkında konuştular. Çağrı, çevre hakkında ayrıntılı bilgiler verirken, öğretmen;
- Ben de çevreciyim, dedi.
Çağrı, İzmir'deki Çevre Gönüllüleri'nin kendisini başkan seçtiğini ve çevre konusunda bir kitap yazdığını söyleyerek, kitabı gösterdi ve ?çevreciyim? diyen hocanın önüne koydu. ?Çevreci öğretmen? ne kitabı eline aldı ne ilgilendi ne de yüzüne baktı.
Çaylar bitti. Bu arada, yarım saate yakın oturmuş, sohbet etmişlerdi. Edebiyat öğretmeninin elinde, başka yayınevlerinden almış olabileceği herhangi bir kitap olmadığı gibi, TALYAZDER sergiliğinde de ne var ne yok, siz neler yazıyorsunuz gibi, en ufak bir merak da göstermemişti. Çağrı, bir hatıra olsun diye, İştah Korkunç? adlı kitabını imzalayarak öğretmene hediye etti. Edebiyat öğretmeni, kitabı ilgisizce, lütfen aldı.
Öğretmen ayrılınca, Çağrı acı acı düşündü: Çocukların kitaba ilgisizliğinden şikâyet eden edebiyat öğretmeninin kitaba ilgisi ortadaydı. Öğrenciler okumuyor diye yakınan sayın hocam, ne yakınıyorsunuz? Neye yakınıyorsunuz?
Öğrenciler mi?
Çok açık değil mi?
Öğrenciler, sizi örnek alıyor, hocam!
Sizden gördüğünü yapıyor! Sizden gördüğünü uyguluyor.