Robotlar Sahibini Tanıyabilir mi? 2 Gökkuşağı

Osman YILDIZ - 15.10.2023

Robotlar Sahibini Tanıyabilir mi? 2 Gökkuşağı

Bu yazının sonunda aptal aptal yaşamaktan asla vazgeçmeyen kadınlara atıf yapılmaktadır.

         Bugün sahilde gezerken gökkuşağını görünce durup düşündüm. Yeni tanımımız google arama motorunda aynen şu şekilde:

“Gökkuşakları; ışık ışınlarının yağmur damlaları ve sis tanecikleri tarafından kırılması, yansıtılması ve dağıtılması ile meydana gelir. Büyük damlaların meydana getirdiği kuşaklar en parlak ve renk ayrılması en belirgin olanlarıdır.”

 wikipedia.org ta aynı tanımı kullanıp tarihçe vermiş.

Tarihçe de şöyle bir bilgi var.

“Mitolojiye göre Yunan tanrılarının kraliçesi olan Hera yeryüzüyle haberleşmek istediğinde, "renkli elbise" sini giyerek giden haberci İris'i gönderirdi.Eski Atinada'ki ölümlüler İris'in görev başında olduğunu gökkuşağını görünce anlarlardı. Birçok kültür gökkuşağını cennet ile dünya arasındaki köprü olarak görmektedir. Doğadaki en güzel manzaralardan biri olan gökkuşağı batı kültüründe umut ve şans sembolü olmuştur. İran Müslümanlarına göre gökkuşağındaki renklerin bir önemi vardır. Yeşil bolluk, kırmızı savaş ve sarı ise ölüm anlamına gelir. Sibirya’da güneşin dili olarak düşünülür. Güney Amerika Yerlileri ise denizin üzerinde görülmesinin bir şans olduğuna inanırlar. “

Geçmişte ilkel çağlarda yaşayan insanlar ile bugün Dünya üzerinde ki her tür bilgiye anında ulaşan insanların arasında fark var mı acaba diye düşündüm.

Google.com da yer alan tarifle geçmişteki insanların düşünüp kabul ettiklerinin aslında pek farkı yok. Çünkü bilimsel tanımda yer alan temel gözümüzün bakış açısı ile Dünyanın yuvarlak olması temelinde olsa olsa böyle olur denerek yapılan bir tanım.

Ne alakası var diyeceksiniz robotların sahibini tanıması ile gökkuşağının.

Doğru bende olsam aynı soruyu sorardım.

Bilimsel tanımda yer alan cümlelerin temel dayanağı gözümüz. Çünkü gökkuşağı elle tutulur bir şey değil. Hayali bir varlık. Aynı yerden bakan herkesin görebildiği hayali bir varlık.

Bu hayali varlığı görmemizi sağlayan ise beynimiz.

Beynimizde oluşturduğumuz bu hayali varlığın ne işe yaradığı ile ilgili ise hiçbir yerde hiçbir fikir yok. Algıladığımız hemen hemen her şeyin var olmasında  bir sebep varken gökkuşağının var olmasının bir sebebi yok.

Bu şekilde bakınca Hera’nın yeryüzüyle haberleşmek için renkli elbisesini giydiğini düşünmek bence basbayağı mantıklı bir düşünce olmuş.

En azından kendi aklına güvenmeyen insanların var ettiği asla ispatlanması mümkün olmayacak inançlarının bir işaretini yakalamış olmayı düşünmek bile körü körüne kendi gözüne ve aklına inanmadan başkalarının aklıyla yaşayan insanların düşüncelerinden bence daha iyidir.

Sahi en fazla 20 sene sonra insanların yaptığı robotlar insanlar gibi görünüme kavuşunca bu robotlar sahibini tanıyabilecek mi?

Bu soruya kendi iradesiyle az da olsa programlama bilgisi olan herkes programında sahibi tanıtılmışsa tabî ki tanır diyecektir.

Eeee öyleyse insanlık neden bu kadar net bilgi önündeyken nasıl oluyor da yaratanının kendisini tanımasına izin vermediği bir noktada ısrarla yaratıcısını aramak zorunda. Bu zorunluluk sonucu da mutlak olan yaratıcının adını kullanan sahtekarların pençesinde kıvranıp durmaktadır.

Tabi yaratıcısını ısrarla aramak zorunda bırakılan insan kendine güvenemeyince önüne konan masal bile denemeyecek saçmalıklara inanarak yaratanının emirlerini yerine getirmeye çalışıyor.

Peki nasıl olmuşta Gökkuşağını Hera’nın giydiği elbise gibi gören insandan bugünkü insanlara ulaştık.

İsrail Filistin savaşı başlı başına insanların durup Hera’ya kızmaları gereken bir şey gibi geliyor bana.

Çünkü 4 kutsal kitaptan biri olan Zebur Hz. Davut’a verilmiş Yahudiler de bu kitap üzerinden masal bile olamayacak palavralarıyla tüm insanlığın gözüne gözüne soka soka katliam yapıyorlar.

Diğer taraftan Hamas Kur’an-ı Kerim inancıyla şehitlik mertebesine ulaşıp cenneti garantilemek için kendince hem saldırı hem de savunma yapıyor.

Yav burada şu soru sorulmaz mı?

Bir birlerini boğazlayan bu 2 insan grubunun ikisi de yaratan olarak aynı yaratıcıyı kabul etmiyorlar mı?

Eeee sinagog mu mantıksız cami mi? Bu soru niye sorulmuyor.

Ben size bir sır vereyim mi?

Kadın karşısında çaresizliğini gören erkekler ne yapalım ki kadınların elinde oyuncak olmayalı mı çok iyi düşünmüşler.

Veee yaratan izin vermeden asla yaratanımızı anlamamız mümkün değilken mutlak olan yaratanı kullanarak kadını saf dışı edip kendilerine köle haline getirmişler.

Kadınlarda tembellikten olsa gerek kuzu kuzu gönüllü köle olmuşlar.

Bu fikre nasıl ulaştığımı yazayım.

SCS konusunu Dünya’ya ulaştırmak için mücadele ederken kadınların neden sahip çıkmadığını anlamakta zorlanıyordum.

Son 5 senedir ısrarla kadınları ekonomik özgürlüğüne ulaştırmaya çalışıyorum ki kadınlar SCS ye sahip çıksınlar.

Başarılı olabiliyor muyum?  Asla. Çünkü hiçbir kadın kendisinin erkekten üstün yaratıldığına inanmıyor. Erkeği dünyaya getiren büyütüp besleyen onu var eden hiçbir kadın erkekten üstün olduğunu kabullenmiyor.

Engel kim mi? Tabi ki erkekler değil. Kendi yarattığını kabul etmeyen kadınlar.

Tersten söyleyeyim. SCS kadın konusu olmasaydı da erkeğin elinde olsaydı şimdi tüm Dünya’ya ulaşmış Dünya’da savaşlar bitmiş ADALETLİ BİR DÜNYA’nın mümkün olduğunu tüm insanlık görmüş olurdu.

Heyhat. Maalesef SCS kadınların anlayabileceği ve takip edebileceği bir konu. Böyle olunca da aptallaştırılmış kadınları elinden kaçırmak istemeyen erkekler konuyla ilgilenmiyorlar.

Kadınlar ise kendinize güvenin diyen benden kendi kızlarım dahil öcü görmüş gibi kaçıyorlar. Çünkü sorumluk almak kolay değil. Aptal aptal yaşamak ise çok ama çok kolay.

Saygılarımla

Tarih: 15.10.2023 Okunma: 344

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?

İ.Hakkı Cengiz

16.10.2023 - 10:28

Katılıyorum. Özellikle şu cümleler çok yerinde ve çok çarpıcı: "Bu zorunluluk sonucu da mutlak olan yaratıcının adını kullanan sahtekarların pençesinde kıvranıp durmaktadır. ...Veee yaratan izin vermeden asla yaratanımızı anlamamız mümkün değilken mutlak olan yaratanı kullanarak kadını saf dışı edip kendilerine köle haline getirmişler." Yazıyı Twitter''da paylaştım. SCS''yi ilk defa duyanlar için kısa bir açıklama yapsaydınız iyi olabilirdi. Selâm ve saygılar...

Lütfiye Kader

16.10.2023 - 21:55

İsmail bey. Felsefi bir yazı olmuş, ama kadınların gücünü göstererek, güçsüz ve aptal olduklarını söylemeniz tam bir çelişki değil mi?Kadını güçsüz kılan kendisi değildir onu güçsüz olduğuna inandıranlar ile ona ekonomik özgürlüğü vermeyen itaat kültürüdür. Bu da eğitimle çözülecek bir şeydir. İlginç düşündüren bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık

Osman Yıldız

16.10.2023 - 23:44

Lütfiye hanım Benimle aynı şeyleri yazıp kadınların aptal olduklarını yazmamı çelişki demişsiniz. Çelişki bende mi? Bir kadın olan sizde mi?