Doymadan kalkabilen insan olağanüstü nimet ve hikmetlere erişir.
Özsaygısı ve özgüveni yükselir. Bambaşka doyumlara ulaşır. Manevî doyumlara…
Doymadan kalkmayı başaran kişi, olgunlaşır, insan-ı kâmil olur. Aziz bir insan olur. Aziz olur.
Aziz insana büyük manevî kapılar açılır…
Önünde sırlar saçılır. Âlemi, insanları, olayları bambaşka gözlerle görür. İstikbali görür… Kişinin, ailenin, toplumun, ülkenin, yerkürenin istikbalini… Encamını, akıbetini… Ufkun ötesini, “öteleri” görür.
Para-pul, altın, arazi zengini olmaz belki ama dost zengini olur. Candan, gönülden, samimi dost, arkadaş zengini.
Renkli, “doyumlu”, zengin bir iç dünyası olur. Huzur ve yaşama sevinciyle dolar. Kendini cennette gibi hisseder. Etrafını cennet eder.
x x x
İkinci Bölüm
Buraya kadar, Hz. Peygamber’in, “henüz iştahınız varken elinizi yemekten çekiniz” Hadis’ini, doğrudan doğruya konu edinen yazılar okudunuz.
Bundan sonra okuyacağınız satırlarda, söz konusu Hadis’i doğrudan doğruya konu etmiyorum. Fakat ülkedeki ve dünyadaki sosyo-ekonomik gerçekleri hatırlatarak, fazla yemenin zararları, az yemenin faydaları gibi konuları ele alarak, haddizatında, nereden bakarsanız bakın, “daha iştahımız varken elimizi yemekten çekmemiz”in şart olduğunu anlatmaya çalışıyorum.