Fazla yiyip-içmek, bu gıda maddelerinin artıkları veya ambalajları dolayısıyla çevre kirliliğinin de artmasına sebep oluyor. Bu maddelerin üretimi için fazladan enerji ve su harcamak zorunda kalınıyor. Bu ise, kaynakların daha hızlı tüketilmesi sonucunu doğururken, yerkürenin de ısınmasına yol açıyor.
Tabii yediğimiz besinler sınırsız değil. Hepimiz biliyoruz ki gerek ülkede gerekse dünyada bu gıdaları bulamayan, yeterli beslenemeyen milyonlar, milyarlar var. Onlar gıdaya, gıda onlara ulaşamıyor. Fazla yemekle onların hakkından da yemiş oluyoruz. Bu kadar büyük açlık varken, biz nasıl tıka-basa karnımızı şişirebiliriz?
Aslında, fazla yiyerek çocuk ve torunlarımızın yiyeceğini de tüketmiş oluyoruz. Bu da çocuklarımıza ve onların istikbaline bir ihanettir. Çünkü bugünkü talebi karşılamak için, daha fazla verim elde etmek gerekçesiyle toprağa aşırı miktarda suni gübre atılıyor, aşırı sulama yapılıyor. Bütün bunlar toprağın verimini gittikçe azaltırken, çoraklaşmaya ve toprağın tuzlanmasına yol açıyor. Dolayısıyla, ziraatın geleceğini tehlikeye atmış oluyoruz.
Tabii ki bütün söylediklerimiz, ihtiyacın üzerinde yiyecek-içecek tüketenlere. Bilinçli tüketime hiçbir itirazımız yok.
Yazdıklarımızın, iştahları biraz olsun keseceği umulur.
06 Ekim 2009