Lâkin biz karnımızı tıka-basa doldurursak, kan dolaşımı, hazmı sağlamak için mide-barsak bölgesinde yoğunlaşıyor. Tabii kan dolaşımıyla birlikte oksijenin de büyük bölümü karın bölgesine gidiyor. Enerjimiz sindirime harcandığı için tükeniyor, fazla yiyen kişiyi uyku bastırıyor. Yemek sonrası koltukta, kanepede uyku veya uyuklamak gece uykusunu kaçırıyor. İnsan, ertesi güne uykusuz, yorgun, harap ve bitap bir biçimde başlıyor.
Fazla yemek, yalnız Kalbi değil, besinleri hazmetme, depolama ve fazlalıkları vücuttan uzaklaştırmakla görevli diğer organları da yıpratır.
İnfethiye.net adlı internet sitesinde şu ikazı okudum: “Genç bir insan fazla yemek yediğinde, vücudu kuvvetli olduğundan hazmederek, fazlalıkları dışarı atabilir. Ancak fazla yemek alışkanlık halini alır ve zorlanma devam ederse, bu kuvvet tükenir, fazlalıkların artmasıyla, vücutta depolar oluşur. Depolar dolduktan sonra, atıklar kanla birlikte dolaşmaya başlar, böylece kan ağırlaşır ve kan dolaşımı yavaşlar. Kandaki ağırlaşan atıklar, damarlarda birikmeye ve zamanla damarları tıkamaya başlar. Daralmış damarlardaki kan, organları yeteri derecede besleyemeyecek kadar azalır. Beslenemeyen organlar beyne ‘biz açız’ uyarısı gönderir, beyin de bu çağrıya cevap olarak iştahı çoğaltır. Bu, insanı daha da çok yemeye yöneltir.