Düşünsenize, hızlı yiyorsunuz… İlk beş dakikada, aslında doyuyorsunuz ama farkında değilsiniz.
Yemeye devam ediyorsunuz. 15’nci dakikaya geldiğinizde, mideniz tıka-basa dolduğu halde, siz hâlâ aç olduğunuzu sanıyorsunuz. Yemeye devam! Hem de hızla…
Beş dakika daha yemeyi sürdürdünüz ve uzmanların dediği gibi, 20’nci dakikada doyma hissine ulaştınız, tıka-basanın da ötesinde mideyi doldurdunuz, “ohh, doydum” dediniz ve artık sofradan kalktınız.
Bu, tıksırıncaya kadar yemek demektir. Şüphesiz çok zararlıdır. Hızla yeme alışkanlığının hemen durdurulması, tedavi edilmesi gerekir.
Peki, yemeğimizi yavaş yavaş yemekle, midemizi tıka-basa dolmaktan koruyabilir miyiz?
Şimdi, yavaş yediğimizi farz edelim. Bunu özellikle yaşlılarda sıklıkla gözlemleyebilirsiniz.
Yavaş yiyen bir insan, gerçekten 20 dakika dolunca, doyma hissine ulaşabilir mi? Artık yemekten elini çekebilir mi? Çeker mi?
Hayır, bendeniz bunu da hiç görmedim. Genellikle yavaş yiyen biri de önündekileri silip süpürüyor.
Yavaş yemek, şüphesiz hızlı yemekten çok daha sağlıklı… Ama sadece yavaş yemek, tek başına, doymadan kalkmayı sağlayabilecek bir yeme şekli değil.
“Henüz iştahımız varken elimizi yemekten çekebilmek” için mutlaka bilinç lâzım,
İrade lâzım,
Doymadan kalkmanın erdemine inanmak lâzım,
Bu ilkeyi benimsemek, içselleştirmek lâzım!
Bu kitap, bu amacı gerçekleştirmek için kaleme alındı.
Az Yemekle Daha Enerjik Oluruz