Onun ayrılmasından beş dakika sonra, yine fakülteden sınıf arkadaşı Utku Güden geldi. Bugün, arkadaşları sözleşmiş gibi, Çağrı'yı arka arkaya sevindiriyor, duygulandırıyorlardı. Kucaklaştılar. Çağrı yer gösterdi. Oturdular. Çay koymak için hamle yapınca, Utku, arkadaşına engel oldu;
- Çayla aram yok, dedi.
Utku'yla da yıllardır görüşmemişlerdi. Birbirlerine, şimdi ne yaptıklarını, nasıl olduklarını anlattılar. Çok şükür, bir yaramazlık yoktu. Utku da Çağrının kitaplarını, imzalatarak aldı. Her iki arkadaşı da derneğe cömertçe bağış yaptılar.
Çağrı'yı asıl memnun eden, bu iki arkadaşın, zaman ayırarak, hatır sayarak kendisini ziyaret etmeleriydi. Batur'a da Utku'ya da bunu tekrar tekrar söyledi. Her iki arkadaşı, ilelebet Çağrı'nın gönlünü kazanmıştı. Çağrı onları, en iyi dileklerim ve dualarım daima sizinle? diye uğurlamıştı.
Bu ziyaretin üzerinden bir hafta geçmeden, Çağrı, Utku'dan iki ileti aldı. Birincisinde, İştah Korkunç adlı kitabı bitirdiğini bildirerek, az yemeyi ilke edinen bir kardeşin olarak, takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum? demişti.
İkincisinde ise, Çevre kitabını bitirdiğini bildirdikten sonra, Çağrı'yı hem duygulandıran hem de ona onur veren şu satırları yazmıştı: Eden bulur demişsin, ben de bu gece, hediye ettiğin kitabın sonunu buldum.