Karçar şaşırmış gibi:
- Ne yapıyorsun? diye sordu. Çağrı:
- Kitap günleri var, bilmiyor musun?
- Yok, bilmiyordum.
- Peki, benim kitap yazdığımı biliyor musun?
- Evet, biliyorum.
- Biliyorsun da neden şimdiye kadar destek vermedin?
- Yav, çok işim, çok sorunlarım var.
- İyi, ben sana yardımcı olayım.
- Yok, benim çözeceğim iş, yalnız ben yapabilirim.
- Tamam, şuradan bir kitap alarak bize destek verebilirsin!
- Yav, paraya getirme!
- Nereye getireyim? Cebinden elli lira, yüz lira çıkaramıyor musun?
- Yav, kem küm. Bozuldu. Biyandan, elle ve başla selâm verir gibi yapıyor biyandan da uzaklaşmaya çalışıyordu. Kinayeli, alaylı;
- Çok memnun oldum, dedi.
Çağrı:
- Ben memnun olmadım.
Karçar, kaçar gibi uzaklaştı. Bu adam, sınıf arkadaşları içinde ekonomik olarak en iyi durumda olanlardan biriydi. Karçar hem yüksek bürokrat olarak emekli olmuş hem de kısa süre öncesine, 65'ine kadar astronomik gelir getiren bir işte çalışmıştı. Aylık geliri en az beş sıfırlı, banka hesabı en az altı, büyük ihtimalle yedi sıfırlı bir rakamdı.