BİYOLOJİDE EVRİM NEDEN ÖNEMLİDİR ?

Lütfiye Kader - 23.07.2021

BİYOLOJİDE EVRİM NEDEN ÖNEMLİDİR ?

Dünya’mız 5 milyar yıl yaşında.

Virüsler canlılar için bir dert mi, yoksa bir şans mı?  

Yapay zeka virüslerin yerine geçebilir mi?

 Bu yazımda ; biraz kurgu, biraz gerçeklik, biraz da insan beyninin aldığı yolun virajlarını hayal ederek, bilim kurgu niteliğinde bir yazıyla karşınızdayım.

    Dünya’nın en erken yaşam formları 4 milyar yıl önce jeolojik zamanların prekambriyen (ilkel dönem) inde tek hücrelilerin oluşmasıyla başladı. Virüsler 4 milyar yıl önce dünyayı ele geçirdi ve bugün her yerdeler.

 İnsanlara,hayvanlara  bakterilere bile bulaşıyorlar. Hepsi Corona virusu gibi hastalık da yapmıyor. Hızlı bir şekilde evrim geçiriyorlar. Yeni ilaçlardan farklı iklim koşullarına dek, değişime  hızla ayak uyduruyorlar. Çoğalmak için başka canlılara gerek duymasalar; Dünya’nın sonu geldiği zaman , (iklim krizi ,kirlilikler su, hava, toprağın kirliliği ve  ekosistemlerin bozulması )  virüsler de ,soyu en son tükenen organizmalar  olurdu herhalde.

Aslında çok küçükler. Metrenin milyonda biri kadar. Yani 500 nanometre büyüklüğünde. Ama her zaman kendini güncelleyerek ,içine girdiği hücreyi de değiştiriyor.  Bu kadar küçük olan, canlı bile kabul edilmeyen  bu varlığın , 4 milyar yıl boyunca yaşamını sürdürmesi çok ilginç değil mi?

 Fosil bırakacak kadar bile büyüklüğü olmayan bu organizma  nasıl kendini yaşatıyor.

 

Virüsler neden çok başarılı ?

1.      Çok basit yapılı

2.       Çoğalmak için büyük besin kaynaklarına ihtiyaçları yok. Tam bir hücre içi parazitidir.

3.      Çoğalmak için yüksek enerjiye gereksinimleri yok ve tek iplikli RNA’dan oluşan basit genetik kodları çok hızlı bir şekilde mutasyon geçiriyor.

4.       İkili sarmal RNA ve DNA içerenleri de var. Bu da değişen çevre şartlarına hızla uyarlanmalarını sağlıyor.

5.      Virüs RNA’sı bir protein kılıfının içinde bulunuyor.

      Canlıların, Dünya’da oluşum evrelerini tamamladıktan sonra bulundukları koşullara ayak uydurabilmesi, belki de virüslerin sayesinde olmaktadır. Çünkü onların yaşaması konakladığı hücrede üremesine bağlıdır. Canlı ölürse, virüsler de ölür. Canlıların bulundukları koşullarda yaşayabilmesi için; bazen o ortamda olağanüstü şartlar gelişir, canlı hücrelerindeki kalıtım materyalı olan(DNA) ları etkilenebilir ,değişebilir, mutasyon geçirmek zorunda kalabilirler.

Mutasyon geçiren canlıların yeni düzene ayak uydurabilme becerisi de adaptasyon ile olur. 4,5 milyar yıldan beri canlılarla iç içe yaşayan bu organizmalar, canlıların uzun süreçler  içinde evrimin temelini  oluşturan değişim  zeminini yaratabilirler. Canlıların mutasyonlar sonucunda, adaptasyonlarla ortama uyum sağlayanlar ,(beslenme, üreme yapabilenleri ) yeni canlı varyasyonlarını oluşturur. Bu bağlamda; virüslerin canlıların yaşam döngülerinde  var olmaları, hem  çok mantıklı , hem de  gerçeğe uyumlanan  evrimi kabul etmeyenlere bir delil değil midir  EVRİM ?

 Virüslerin yaşamı canlılara bağlı olduğuna göre , kendini devamlı değiştiren virüsün , canlıların değişim süreçlerini de etkilemesi çok mantıklı geliyor insana!

 Yani evrim dediğimiz sürecin işlemesinde bana göre, virüslerin çok büyük rolü ve sorumluluğu vardır.

Virüsler  evimize  habersiz giren çilingir gibidirler. Her şekilde hücreye girmeyi başardıklarında artık konakladığı  hücre, onun evi olur. Sürekli mutasyona uğraması yüzünden, kendini sürekli değiştirmek  zorunda kalan  aranan  azılı bir  katile benzetilebilir. Bazen kendi kalıtım bilgisi olan RNA’ sı konak hücrenin çekirdeğine yapışır kalır ama, ürettiği yeni hücreleri onun orada kalmasına da olanak verebilir. Bu sayede, virüslerin formları bozulmadan genetik materyal olarak  hücrede izi kalır. Virüslerin  tarihsel geçmişteki  izleri,  yani virusun fosili ancak böyle  bulunabiliyor..(Evrim Ağacı)

En kısa tanımıyla evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir. Ömrümüz içinde geçirdiğimiz değişimlere "gelişim" denir. 

Bir bireyin kendi ömrü (nesli) içerisinde geçirdiği hiçbir değişim evrimsel değildir. Bireyler, evrimleşmezler; gelişirler

 Popülasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur. Evrimsel süreçte değişen bireyler değil, popülasyonlardır. Popülasyonların değişimi, "gelişim" değildir. Ancak bir türün tüm bireylerinin oluşturduğu popülasyonlar, her bir nesilde, bir önceki nesle göre daha farklı özellik dağılımlarına sahip olacaktır. İşte bu, evrimdir ve evrimsel biyoloji isimli bilim dalı tarafından incelenir. Bunların yanı sıra evrimsel değişimler, "kültürel evrim", "kimyasal evrim", "jeolojik evrim", "astroevrim" gibi her zaman doğrudan canlılıkla ilgili olmayan diğer bilim dallarında da kullanılmaktadır. Örneğin tamamen bilgisayar ortamında simüle edilen bireyler (robotlar) bile, canlı olmamalarına rağmen, evrimleşerek insan mühendisliğinin üretebildiğinden daha başarılı ürünleri evrimsel değişim yoluyla üretebilmektedir.( Evrim Ağacı )

Ne yazık ki “evrim” konularını bizim gibi birkaç arap ülkesi dışında öğretim programlarından çıkaran başka ülkeler yok. Çocuklarımızın, biyolojik geçmişi ve geleceklerini sorgulayan  “EVRİM TEORİLERİ” biyolojinin baş konusu, canlıların yol haritası, yaşam anahtarıdır. İnşallah bizim öğretim programlarımıza yeniden konarak bu yanlıştan dönülür.

      Sanayi devriminden bu yana teknolojinin geçirdiği evrimler, bugün neredeyse virüslerin geçirdiği evrimin hızına yetişme noktasında.Retro Viruslarla (virusların hücrelere girme kolaylığından yararlanarak onlara yüklenecek protein veya enzimlerle bir çok hastalığın ve genetiği değiştirilmiş endüstriyel gıda (GDO) yı elde etmek mümkün.

Virusların çok çabuk mutasyona uğrayıp yaşadığı canlıların da evrimleşme sürecini ,yapay bir şekilde kısaltacağını öngörmek sanırım yanlış olmaz.

Çünkü; doğal bir evrimin oluşması için , canlıların geçirdiği değişim süreçleri, doğal seçilim ,mutasyonlar ve adaptasyonlarla milyonlarca yıl  gerektirdiğini yine fosillerden biliyoruz. .

Sözün özü şu: Her canlının hücrelerinde kendi yapısı özellikleri ile ilgili  ve  yaşam döngüsünde karşılabileceği  sorunların  ve bunların çözüm bilgilerinin şifreleri, ,programlanmış kodları hücrenin DNA sında bulunur.

 Bugün DNA ‘nın sırları çözülmüş müdür ?

DNA nın şifreleri tam olarak çözülme noktasında : Cambridge Üniversitesi'nde bilim adamları, ölümcül hastalıklara çare olabilecek yeni ve daha etkili ilaçların üretiminin mümkün olabileceği bildirildi. Araştırma grubundan Dr. Ian Dunham da kromozomun sırlarının keşfedilmesi sayesinde ileride "Kişiselleştirilmiş tıp" diye bir kavramın bile ortaya çıkabileceğini, her insana özel ilaç ve tedavi uygulanabileceğini söyledi. Bilim insanları, artık (DNA)nın şifrelerinin çözülmesiyle ,kimlerin ağır hasta olacağını, kimlerin ise asemptomatik şekilde hastalığı geçireceğini de artık genlere bakarak öngörebilmenin mümkün hale gelebileceğini belirtti. Bu süreçlerde bana göre ,bizim virusların bilime ve teknolojiye verdikleri destek, insanları ve diğer  canlıları  ele geçirip zarar vermelerinden daha az değil.

18.07.2021

Lütfiye Kader

Emk.Uzm.Fen Bilimleri Öğretmeni

 

 

 

 

 

. 

Tarih: 23.07.2021 Okunma: 937

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?