EĞİTİMİN NİTELİĞİ NASIL OLMALIIDIR ?

Lütfiye Kader - 06.11.2020

   EĞİTİMİN NİTELİĞİ NASIL OLMALIDIR?

Biyolojide, canlının oluşması için elbette iki üreme hücresinin (dişi üreme hücresi yumurta ile erkek üreme hücresi sperm) ‘in birleşmesi gerekiyor. Doğa yasasını böyle uyguluyor. İnsanda birisi anneden, birisi babadan gelen genetik özellikler, döllenmiş yumurta dediğimiz zigotta barınır. Oluşan bu canlı kümesi, gelişimini tamamladıktan sonra birey olarak önce ailede, sonra sosyal ve kültürel bilişsel gelişimi için okulda eğitim alır. Temel eğitim ülkemizde bütün vatandaşlarımız için zorunlu ve ücretsizdir.

 Atatürk’ün niteliğini belirttiği eğitimin temelinde, milleti ve ülkeyi sevmeyi,  bağımsızlığı ve insanlığı sevmek vardır. Bunların varlığı tehlikeye girdiği zaman doğru yolu bulma, verilen eğitim öğretim ile dünyayı tanıyıp öğrenme ile olur.

O zaman çocuklarımız okullarda sadece önlerine sunulan öğretim programlarıyla yetinmeyip, araştırma inceleme ve bilimsel çalışma metotlarını öğrenmek zorundadır.

Çocuklarımızın sosyal, kültürel, bilişsel, teknolojik ve analitik düşünce becerisi kazanması gibi nitelikleri mutlaka kazanması gerekir. Gelecekteki 30 yıllık eğitim vizyonumuz ve misyonumuz yeniden belirlenmelidir.

Bunun için;  öğretim programları yapılırken, işin mutfağından yetişmiş eğitimci, psikolog, sosyoloji, matematik, fizik, kimya, felsefe, biyoloji, tarih, dil bilim, bilişim alanlarında liyakatle seçilen uzman akademisyenlerden oluşan kurulların, oluşturulması 5 yıllık, 15 yıllık, 30 yıllık hedef ve planların hazırlanması gerekmektedir.

Hazırlanan öğretim programları asla siyasallaşmamalıdır. Hangi yönetim gelirse gelsin eğitim vizyonumuz ve anlayışımız, sadece çağa uygun olarak düzenlemenin dışında değişmemelidir. İstikrar, yapılan işlerin sonucunu almamızı ve doğru yol haritalarını oluşturmamızı sağlar.

Nüfusu genç bir ülke olarak parlak genç beyinlerimiz, her türlü zenginliklerimizin üzerindedir. Yani; ister doğalgaz kaynaklarımız, ister yeraltı madenlerimiz, isterseniz tarihi miraslarımız yönünden ne kadar zengin olursa olsun, vasıflı insan kaynağı her zaman en büyük zenginliktir.

1945 ‘de Japonya’nın Nagazaki ‘ye atılan atom bombasının getirdiği yıkımı,  Japonya bilime, eğitime, toplumsal barışa, etik değerlere inanarak, vasıflı insan gücüyle bugün Dünya’nın gelişmiş ülkeler sınıfına girmiştir.

Nitekim 2. Dünya savaşının baş aktörlerinden olan Almanya ‘da Hitler psikopatının etkisiyle, savaş sonucu taş taş üstünde kalmamasına rağmen, bugün Dünya’nın endüstride dev isimlerinden biridir. Nedeni; yetişmiş vasıflı insan gücü.

Gençlerimizi çocuklarımızı, özgür düşünebileceği, özgür yaşayabileceği hem ülkesine ve milletine, hem de dünya insanlarına hizmet için çalışabileceği yarının nasıl olacağını düşünerek değil, yarınları refah mutlu ve sağlıklı güçlü toplum yaratmaları için fırsat vermeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz, onlar bu vatanın en önemli enerji kaynaklarıdır. Yeter ki onlara bu enerjilerini kullanma fırsatını hak adalet ve liyakatle yapalım.

Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte medrese ve ulema düşüncesi de tarihe karışmıştır. Medrese düşüncesinin egemenliğini isteyen çevreler genç beyinleri şeriatçılık gibi insanı, kadını köleleştiren sisteme kaydırarak, yani ümmetçiliğe giden hedeflerle,  ne yazık ki etkiliyorlar.

Millet: Aynı topraklar üzerinde yaşayan, aynı kökten gelen, ortak tarihleri, kültürleri ve gelenekleri olan, çoğu kez aynı dili konuşan insan topluluğudur.

Ümmet: Aralarında din bağıyla birbirine bağlı bulunan topluluk. Ümmetçilik din bağını diğer bağlardan üstün tutma anlamına geliyor.

Millet ve ümmetin yetiştirdiği insan farklıdır. Millet kavramında vatandaşların devletine karşı aidiyeti vardır. Vatandaşın ve devletin kimliği önemlidir. Devletin vatandaşına karşı sorumlulukları ve görevleri vardır. Devletin yönetim şekline göre, vatandaşın hakkı hukuku güvencesi bellidir.

Ümmette ise, pek çok farklı toplumun din birliğiyle sağlandığı, adına devlet diyemeyeceğimiz biatın , (itaatin) egemenliği esastır. Yani aynı dinden olup da farklı kültür ve gelenekten gelen insanlarla beraber yaşamak zorunda kalırsınız. İnsan olarak birey olarak düşünülmeyip, dini bağların üstün tutulduğu bir toplulukta sizin ümmet olarak görüş ve düşünceleriniz dini esas ve kurallara göre değerlendirilir.

 Türk milletinin bugüne kadar tarihten gelen köklerinin, aslında özgürlük ve bağımsızlık karakterinden gelen genleri, Türk’leri hiçbir zaman esaret altına almayı başaramamıştır. Sadece yol kazalarına neden olmuştur.

Ne mutlu ki, bizim anayasamızda Türkiye Cumhuriyetinin tanımı: Devletin yapısı laik, sosyal bir hukuk devletidir diye yazılıdır. Bunu korumak hepimizin bu millete borcudur.

                                                                                                          09.09.2020

                                                                                                     Lütfiye Kader

                                                                                     EMK Uzm. Fen Bilimleri Öğretmeni

 

 

Tarih: 06.11.2020 Okunma: 308

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?

Osman Yıldız

07.11.2020 - 16:34

Lütfiye hanım öncelikle hoş geldiniz. Yazınızın başlangıcı "Biyolojide, canlının oluşması için elbette iki üreme hücresinin (dişi üreme hücresi yumurta ile erkek üreme hücresi sperm) ‘in birleşmesi gerekiyor. Doğa yasasını böyle uyguluyor." Yazınızın devamında; "O zaman çocuklarımız okullarda sadece önlerine sunulan öğretim programlarıyla yetinmeyip, araştırma inceleme ve bilimsel çalışma metotlarını öğrenmek zorundadır." Bende size bir soru sormak istiyorum. Bir öğretmen, bir kadın olarak ilk paragrafı araştırdınız mı? Okuduklarınızla yetinmeyerek kendinizi gözlemleyip yazılıp söylenenlerle, gözlemleriniz arasında fark olup olmadığına baktınız mı? Sorum bu. Yorumum ise; Temel başlangıcı araştırmayan, anlamaya çalışmayan bir toplum sahi devamını doğru anlayabilir mi? Saygılarımla

Lütfiye Kader

09.11.2020 - 13:29

Genel Haberler Yönetim Birimine, Yayın sitesine yazılarımı yayınladığınız ve ve köşe verdiğiniz için çok teşekkür ederim.Yazılarımın formatı ne yazık ki, yayınlanırken reklam boşluklu ve kaymalar olduğu için yazı bütünlüğünün anlaşılmasına okunma kolaylığına erişelemiyor olabilir.Yayın ekibinin bu konuda yardım ve desteklerini rica ediyorum.Genel Haberler sitesine ,yönetimine köşe yazarı arkadaşlarıma ve teşekkür eder, sağlıklı, mutlu barış dolu güzel günler dilerim.Osman Yıldız bey görüşlerinize saygı duyuyorum.Selam ve dostlukla.... Lütfiye Kader