* * *
Birkaç gün sonra, Çağrı, Sandıklı'ya, annesini ziyarete gitti. Bilge Hanım, kendi işlerini görebilmekle beraber, artık daha çabuk yoruluyordu. Çağrı, mutfağa giriyor, annesine yardımcı olmaya çalışıyor hatta bulaşıkları yıkıyordu. Fakat bunları görür görmez Bilge Hanım engel oluyor, oğluna mutfak işi yaptırmak istemiyordu. Yılların alışkanlığı, görgüsü, geleneği sonucu, mutfak işlerini oğullarına yakıştıramıyordu.
Bir gün, akşam yemeğinden sonra, karşılıklı oturmuş, çaylarını içiyorlardı. Bilge Hanım, akrabaların gittikçe birbirinden uzaklaştıklarından, aynı şehir hatta aynı mahalledeki kimi akrabaları aylardır görmediğinden yakındı. Özellikle, Cömertlerin, neredeyse hiç gözükmediklerini ekledi. Çağrı:
- Anne, dedi, galiba, babamın ölümüyle, son Cömert de öldü.
Bilge Hanım hüzünlendi.
- Öyle, öyle.
- Gerçi, senin tarafında da hatır bilmez, hatır saymaz, vefasız, samimiyetsiz çok ya!