EĞİTİM SİSTEMİMİZDEKİ AÇMAZLAR

Lütfiye Kader - 07.01.2021

   EĞİTİM SİSTEMİMİZDEKİ AÇMAZLAR

 12.12.2017 yılında Anadolu Öğretmen Dergisinin ilk sayısında,  deneyimli bir öğretmen olarak naçizane görüşlerimi sunmuştum. Geçen 3 yılda görüşlerimin hala geçerli olduğu beni mutlu etmese de ,eğitimin mutfağından gelen eğitimcilerin de, görüşlerine düşüncelerine yer ve değer verilmeli, onların uygulamalarda çektikleri (sıkıntı- sorunlar) hissedilmeli diye görüşlerimi yeniden sunmaya karar verdim. Bunlar eğitim programı ve yönetmeliklerine yansımalıdır. Görüşlerim ve tespitlerim, umarım eğitim sistemimizin, daha iyiye gitmesi için çabalayan, MEB ‘de de fark edilir. Çünkü geleceğimiz iyi eğitimli insan gücüyle şekillenirse, ancak yarınlarımıza güvenle bakabiliriz.

1.Öğretim programlarının öğrencilerin hayatta kullanabileceği bilgi ve donanımlardan eksik oluşu

Öğretim programları; yaşamda ihtiyacı karşılayacak, yaşamı sorgulayacak, yaşamı kolaylaştırılacak bilgi donanım ile dünyadaki gelişmiş ülkelerin eğitim sistemine uyum sağlayabilen, ama ülkemizin genetik, sosyal ve kültürel yapısına yabancı olmayacak şekilde düzenlenmeli ve bütün disiplinlerle eşgüdümlü olarak, tüm derslere ve öğrencilere fırsat eşitliği sunmalı.

2. Okullarımızın Fiziki Alt Yapı Eksiklikleri

Okullar: Öğrencilerin en büyük sosyalleşme alanlarıdır. Bu sosyal ortamlarda, okulların, her türlü alt ve fiziki yapıları, öğrencilerin mutlu öğrenme ortamlarına kavuşmaları sağlanırsa, mutlu bireyler yetiştirilir. Mutlu bireylerin ise,  hem yaratıcılıkları hem de üretkenlikleri fazla olur.

3.Uzmanlaşmış Eğitim Liderleri Eksiklikleri

Eğitim fakültelerinin,  pedagoji bölümünden mezun ve liderlik eğitimi almış kişilerle ve gerçek eğitim gönüllülerince, okullara sık sık ziyaret edilerek, öğretim programlarının uygulanması denetlenmeli. Aksaklık ve eksiklikler tamamlanmalı. Her sene öğretim programlarının yanlışlığı ve eksikliklerinden dolayı,  değiştirilmek suretiyle çocuklarımız enerjileri ve aile ekonomileri boşa harcanılmamalı.

4.Okullarda: Veli, öğretmen, öğrenci ve okul müdürünün görevleri yeniden tanımlanmalı

 Okulların İşyeri, öğrencilerin müşteri gibi görülen bu sistemde, okul müdürlerinin, eğitim yöneticisi mi yoksa eğitimci olmalı mı, ikilemi sona ermelidir. Çünkü Velinin, okul aile birlikleri ve okul yönetim birimleriyle muhatap olma durumları ,(okulların ihtiyaçları nedeniyle)   sınırların korunamaması ve tarafsızlık ilkesine zarar vermesine sebep olmaktadır.

5.Okullarda: Açılan ders ve etkinli kliklerin, kursların gelirlerini sadece hizmet veren, eğitim paydaşlarının alamaması.

Alınan kurs ücretlerinin öğretmeni tatmin etmesi ve öğretmenin de bütün gayretiyle çalışması esas olmalı. Başarı elde edilen her durum için, öğretmen ve öğrenci ödüllendirilmeli. Öğretmenin değerlendirilmesi sadece okul müdürünün inisiyatifine bırakılmamalı. Sadece okul müdürleri inisiyatifi elinde bulundurursa, bu durum, öğretmeni, veliyi ve öğrenciyi baskı altında tutuyor. Baskı altında da, özgür eğitim, yaratıcılık ve özgür fikirler gelişemez…

6.Okullarda: Her branş için danışmanlık biriminin eksikliği

Sistemde: Stajyerlik uygulamaları, ders öğretmenlerinin sınıfında yapılmaktadır. Genellikle stajyerlikte stajyer öğretmen, dersi dinlese bile, öğretmen olma özgüveni ve duygusu anlamını bulmamakta, bu iş görev savma babında yapılmaktadır. Bir sürü kırtasiye ve dokümanla hem ders öğretmeninin öğretim zamanı elinden alınmaktadır hem de planlama ve idare işlerden de stajyerler uzak kalmaktadır. .  

Bu durum;  danışman öğretmen için sadece ücret alma mantığında yürüyor, stajyer de bu işi öğretmenden olumlu puan alabilme gayretiyle yapıyor. Yani, her iki kesim de bu işi layıkıyla yapamıyorlar. .

Bu yüzden; her okulda danışman öğretmen statüsünde,  danışmanlık birimi kurulabilir. Bu birim, ders öğretmeniyle iletişim birliği içinde olmalı, objektif görüşlerle stajyer öğretmen değerlendirilmelidir. Böylece öğretmen kalitesi de artmış olacaktır. Bunun için eğitimden uzaklaşmamış,  bilgi birikiminden yararlanılabilecek tecrübeli, eğitim hizmetlerinden emekli olmuş öğretmenlerden de yararlanılabilir…

7. Her öğretmenin değerlendirilmesi sadece okul müdürünün görüşüyle değil, öğretmenin performansını ölçen proje üretimleriyle de olmalı.

Öğretmenlere: Kendi branşında bir ürün üretme zorunluluğu getirilmelidir.   

 Matematik öğretmeni: Matematikle ilgili yeni bir araştırma projesi olmalı, bir şey yaratmalı bir görüş sunmalı.  Her matematikçi, kendi okulunda ve konusunda sistematik olarak, okul performansını ölçen verileri kullanarak analiz çalışmaları yapabilmeli.

Fen Öğretmeni: Kendi alanında yine buluşları, yaratıcı girişimci çalışmaları olmalı ki öğrencilere ilk önce kendileri örnek olmalı.

 Müzik öğretmeni: Bir beste yaparak okulun kendi şarkılarını üretebilmeli.              

 Sosyal Bilgiler öğretmeni: Sosyal projelerin toplum mühendisliğini yapabilmeli. 

 Beden eğitimi öğretmeni: Önce kendileri koşmalı, kendilerinin branşlarında başarıları olmalı. Okul sağlığı ve diğer disiplinlerle eşgüdümlü olarak çalışmalı. 

 Sonuç olarak: Her öğretmenin kendi branşında, öngörülebilir proje üretmesi veya üretilmesine destek verilmesine katkısı olmalıdır. Öğretim programları, bu konuda öğretmenleri cesaretlendirici geliştirici desteklerle, okulların bilim yuvaları haline gelmelerini sağlamalı.                                                                                                                                  Yani kısaca ortaokullar; liselere, üniversitelere giden yolda, atölyeler şeklinde çalışmalı. Liseye belli bir alt yapıyla gelen öğrenciler, bu defa kendi projelerini danışman öğretmenleriyle hazırlayabilmeliler. Yeni eğitim anlayışına göre artık, STEM ağırlıklı projeler ve öğrenme modelleri geleceğin eğitim sistemlerinde başrol oynamaktadır.

 8. Bilim Şenlikleri Ve Bilim Fuarları:

 Çok iyi ve motive edici projelerin çalışmaların sergilendiği etkili proje üretim merkezi olmalarına rağmen, ne yazık ki burada özgün projeler ya öğrenciler tarafından yapılmıyor ya da tamamen kopya örneklerin gösterilerinden öteye gidemiyor. Öğretmenler çalışıyor, öğrenciler ezberliyor.  Gösteriler ve şenlikler de okulların ve okul idarelerinin reklamından başka bir işe yaramıyor.

İşte;  TÜBİTAK’ın desteklediği bilim fuarlarındaki sergiler, sene sonunda öğretmenlerin hazırlayıp, sunduğu projelerle olmalıdır. Öğretmenlerin performans değerlendirilmelerinde,  bu çalışmaları esas alınarak yapılmalı. Proje hazırlamak belli bir araştırma ve alt yapı gerektirir. Bu doneler(veri) ise, zaten öğretmenin kendi alanında, nasıl bir performansı olduğunun göstergesini verir.  Çünkü proje sunumları, bir işverenin insan kaynakları tarafından işe almada, çok önemli bir kıstastır. Proje sunumları, kendini en iyi ifade etme becerisidir aynı zamanda. Bu projelerde öğretmenler, ilgili ve istekli öğrencilerle de çalışabilir. Böylece, her sene her okulda aynı projelerin kopyaları sergilenmez, öğrenciler de gerçekten kullanılmamış olur. Öğrenciler için çok iyi rol modeller ortaya çıkar. Bundan tüm eğitim paydaşları yararlanır.

9. Öğretim Programları Türk Milli Eğitim’inin Esas Ve Temel Amaçlarına Hizmet Etmelidir

Başka ülkelerin öğretim programları, o ülkelerin kendi milli ve eğitim yapılarına uygun olarak hazırlanmıştır. Yani, ülkemizin geleceğini hazırlayan gençlerimize, milli beraberlik ruhunu vermesseniz bu ülke için çalışmazlar. Onlara bu ülkenin aidiyetini vermelisiniz. Ekip ruhu ve beraberlik, aidiyetle kazanılır.  

10. Ülkemizde Meslek Liselerinin hem nicelik hem de nitelik yönünden yetersiz olması

Teknik meslek liseleri ne yazık ki, sistemdeki yanlışlar yüzünden kurban edildi. Geçenlerde Ülkemizde 4 büyük işadamının, Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla, ülkemizin araba üretme konusunda taşın altına ellerini sokmasını sağlayan, bu ruh da, ülkemiz için ne güzel bir haberdi.  Peki, ülkemizin, kendi arabasını üretebilecek kapasite ve donanımı varsa, bunları üretmede ara eleman sıkıntısı çekilmeyecek midir?

Herhalde mühendisler, hem işçilik hem mühendislik yapmayacaklar. İşte bu yüzden, ara teknik elemanlar teknolojik üretimde en çok pay sahibi olanlardır. Ülkemizde kurulacak Nükleer Santral için de yetişmiş insan gücü ve ara eleman ihtiyacı doğmaktadır. Sıradan insanları, teknolojide ve nükleer santrallerde çalıştıramayız. Bu çok hayati bir durumdur. Ama biz bu ara elemanları yeterli kalitede ve sayıda yetiştiremessek, bir süre sonra dışardan ara eleman ithal etmek zorunda kalırız. Bu da ülke ekonomisine yük ve insan sağlığımıza çok büyük bir tehdit olmaz mı?                                                                                                                      En kısa zamanda Teknoloji Meslek Liseleri çoğaltılmalı ve Nükleer Enerji Teknik Liseleri açılmalıdır. Kendi gençlerimizi yetiştiremessek, hem dışa bağımlılığımız artar, hem de gençlerimizin istihdamı sağlanamaz.

 Bütün bu tespitlerin ve deneyimlerin doğru okunmasını dilerken, geleceğe çok umutlu bakmamamız için bir sebep düşünemiyorum.                               

                                                          12.12.2017 

                                                     Lütfiye Kader

                                      Uzm. Emk. Fen Bilgisi  Öğretmeni                                                                                                                                                                                     

                                                             

 

Tarih: 07.01.2021 Okunma: 1487

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?

Ümit BODUGÖZ

10.01.2021 - 17:10

Eğitim konusunda Son yıllarda okuduğum yakın gelecekte ülkemde olmasına çok fazla ihtimal maalesef vermediğim ama en güzel ve gerçekçi yazı için çok teşekkür ediyorum saygıdeğer hocam

Feriha Danışman

11.01.2021 - 10:30

Değerlendirme,tespit ve önerilerinize katılıyorum.Ümit ediyorum ki eğitim çocuklarımızın hakettiği seviye ve nitelikte aydınlık günlere ulaşır

İ. Hakkı Cengiz

13.01.2021 - 11:01

Daha önce okuduğum makalenizdeki görüş ve önerilerinizin geçerliliği devam ettiği gibi hatta her birinin önemi daha da arttı. Tekrar elinize, emeklerinize sağlık. Selâmlar...

Gülay Şengül

14.01.2021 - 21:11

Sevgili meslektaşım ve branjdaşım öyle güzel noktalara parmak basmışsınız ki sadece yürekten alkışlaşmak kalıyor bana👏👏Nacizane eklemek isterimki özgüvenleri gelişmiş kendini ifade edebilen ögrencilerimizin sosyalleşmek adına spor,kültürel,sanatsal v.b etkinlikleri için alt yapısı hazırlanmış alanlar kesinlikle okullarda sağlanmalı..Ögrencilerimiz herşeyi okulda uzman eğitmenlerle yapmalı..Kurs kurs,dernek,salon v.b gezmemeli.Boş zamanları aileleri ile kendilerine kalmalı..Kurstan kursa sürüklenmemeli..Sevgiler

Lütfiye Kader

16.01.2021 - 17:25

Sevgili Meslektaşım Gülay hm. Bir eğitimcinin gözüyle yazıma gösterdiğiniz ilgi yorum ve katkılarınız bana büyük güç veriyor. Çok teşekkür ederim.

Hürriyet Demirtaş

18.01.2021 - 19:59

Yazınızı çok beğendim. Yazınız bana Köy Enstitülerini hatırlattı. Hâlâ sizin kadar duyarlı eğitimcilerin olması bana umut verdi.Benim de naçizane düşüncem okullardaki rehber öğretmenlerimizin birazcık daha verimli olmaları. Çünkü çocuklarımız aşırı isteksiz ve motivasyonları çok düşük. Bu durum da onların başarısına gölge düşürüyor. Duyarlılığınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. Emeğinize ve yüreğinize sağlık.

Lütfiye Kader

18.01.2021 - 21:56

Hürriyet hm. Yazıma gösterdiğiniz ilgi ve duyarlılığınıza teşekkür ederim. Eğitimde sorunlarımız var ama çözülemeyecek sorunlar değil. Sadece bakış açımızı değiştirmek ve ülkenin milletin ihtiyaçlarına yanıt verecek, Çağdaş ve bilimselliği yakalayabilmek için irade kararlılık ve disiplin gerekiyor. Katkınız ve desteğiniz için teşekkür ederim. 🙏