Oy gizli, haber kutsal, yorum hürdür.


Cuma günü (01 Şubat), Umur Talu’nun, Habertürk’teki yazısını okudum. Altındaki yoruma baktım; bir Astsubay, “Arkadaşlar, bugün Sayın Başbakan TEKE TEK’e çıkıyor. Mesajlarımızı gönderelim, Fatih Altaylı da bizim sorunlarımızı Başbakan’a iletsin” yazmış. Programdan böylece haberim oldu. Tabii ben, gece yarısı olacak zannediyorum.

Haberler için, saat 19:00’da televizyonu açtım. Allah’tan, sürekli kanal gezme alışkanlığım var... Habertürk’e geldim, baktım, TEKE TEK başlamış.

Böylece, programı başında yakalamış oldum.

İyi ki yakalamışım. Çok keyifliydi... Yeni bir şey keşfettim...

Yalnız ondan önce, programın başındaki bir tespitimi sizinle paylaşayım: Fatih Altaylı, sanki üstüne ağır bir “angaya” almış gibiydi... Bıkkın, isteksiz, çaresiz bir çehre ekranlara yansıdı.

İlginç olan, Sayın Başbakan da, ilk dakikalarda tedirgin gözüküyordu.

Bu olumsuz ruh halleri uzun sürmedi... 20’nci dakikadan itibaren her iki taraf da rahatladı... Anladığım kadarıyla, bundan sonraki dakikalar, her iki taraf için de ziyade zevkli oldu.

Keşfim şu: TEKE TEK programlarını ilginç bulurum ve hepsini seyretmeye çalışırım. Sanırım, yüzlercesini de seyretmişimdir. Bu kadar çok programda fark etmediğim bir yeteneği ortaya çıktı Fatih Altaylı’nın... Çok güzel baş sallıyor... İleri geri, yukarı aşağı...

O baş sallamalar, Erdoğan’ın cümlelerinin büyülü musikiyle, adeta ahenkle dans ediyordu.

Bu muhteşem dans iki saat boyunca sürdü.

Belki Altaylı bile böyle bir yeteneği olduğunu ilk defa keşfetti... Bu,Habertürk ailesinin çok hoşuna gitmiş olacak ki tekrar tekrar yayınladılar. Ben yatmaya giderken programın tekrarını göstermeye devam ediyorlardı.

x   x   x     

MANŞET ÇIKARAMADI

2 saatlik programın içeriğinde yeni bir “söz”, “vaat”, “heyecan” yoktu.

Başbakan’ın, bu gibi programları esnasında, yeni şeyler söylerse, diğer kanallar “SON DAKİKA” başlığıyla, ekranlarında sözlerini altyazı olarak veriyorlardı.

Program esnasında, arada gezdim, hiçbir kanal, görüşmeyle ilgili tek cümle vermedi.

Ertesi günkü gazeteler, yandaşı da muhalifi de manşete çıkaracak önemde bir şey bulamamışlar... Yoktu...

Seyrettilerse, Astsubaylar da hayal kırıklığına uğramışlardır. Çünkü dışarıdan soru alınmadı...

Sorular çanaktı... Nereden belli? Çünkü Altaylı’nın, “Soruşturmalar hep CHP’li belediyelere yapılıyor, AKP’li belediyeler hakkında soruşturma olmadığı şikayetlerine ne dersiniz?” sualine karşılık, Erdoğan hemen elindeki dosyayı açtı, özenle, renkli olarak hazırlanmış bir grafiğe bakarak cevap verdi. Soru önceden verilmiş, hazırlıklı gelinmişti.

x   x   x 

70’E KADAR YOLU VAR

Altaylı’nın, “Siz, yüzde 60’lara kadar oy alabilecekken, hatta 70’E KADAR YOLU var... Fakat ‘onlar’ ve ‘biz’ söyleminiz insanları tedirgin ediyor. Bunu nasıl izah edersiniz?” şeklinde bir sorusu vardı. Tabii Erdoğan, bunu lehine çevirecek cevabı verdi.

Lâkin ben işin orasında değilim.

Neresindeyim?

25 Mart 2012 tarih ve “70’E KADAR YOLU VAR” başlıklı bir yazım var. Aşağıda linkini verdiğim yazıyı Altaylı görmüş olabilir mi? Benim yazımdan esinlenerek mi o suali sordu acaba, demekten kendimi alamadım! 

http://www.genelhaberler.com/yazi_goster.php?id=3210

x   x   x

GÜNÜN ÇİZGİSİ, LEMAN’dan, 30 OCAK


NOT: Resim gözükmüyorsa, firefox’tan açmayı deneyin