Allah Allah!
Hata yapmanın “lüksü” nerede acaba? Nasıl, hangi şartlarda hata yaparsan lüks olur? Lüksün olur?
Acaba, "hata yapmaya hakkımız yok", "tahammülümüz yok" mu demek istiyorlar?
Yapmayın!
Yazanlar, konuşanlar; Türkçe sizin en büyük servetinizdir. Onu bozmayın, ucuzlatmayın, harcamayın!
27 Ağustos 2020
GÜZEL TÜRKÇEMİZİ YOZLAŞTIRAN AMANSIZ BİR SÜREÇ
Fakirleştiren, çirkinleştiren, imansız bir “süreç”!
Bu “süreç”ten şikâyetçiyim!
Bu “süreç”ten davacıyım!
Bu “süreç” Türkçeyi kemiriyor… Yiyip bitiriyor… Tahrip ediyor, imha ediyor…
Bu “süreç” kulakları tırmalıyor… Akılları durduruyor, zihinleri dumura uğratıyor.
Bir önceki bölümde, kulağımızı tırmalayan, dilimizi bozan, fakirleştiren birkaç kullanma şekline dikkat çekmiştim. Bunlardan biri de “süreç” faciasıydı.
Başlıktaki, “süreç” kavramını iki anlamda kullanıyorum. İlki, dilimizin feci şekilde yozlaştırılmaya çalışıldığı bir dönem içinde bulunduğumuza, Türkçeye, bilinçli-bilinçsiz saldırılar olduğuna dikkat çekmek. Her türlü bozulmaya, yozlaşmaya bütün gücümüzle karşı koymanın, anadilimize karşı millî borcumuz, millî görevimiz olduğunu hatırlatmak.
İkincisi, bu yozlaştırma, bozma yollarından birine, en yaygınına vurgu yapmak… Bu, bizzat kavramın kendisi…