← Tum Kitaplar
On Kapak Arka Kapak

TÜRK'ÜN GELECEĞİ

Yazar: İsmail Hakkı Cengiz

Konu: Büyüleyici bir istikbal için uyarılar, öneriler...

Slogan: Türk'ün geleceği doğuda, Türkiye'ninki batıdadır.

Sayfa: 75 / 117

Okunma: 1369

Çünkü bir ülkeye İslam ülkesi diyebilmek için, ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturmaları ve yönetimde hâkim unsur olmaları gerekiyor. Bosna-Hersek’te bu iki şart da sağlanabilmiş değil. Nüfus dağılımı şöyle: %48 Boşnak, %37 Sırp, %15 Hırvat. Görüldüğü gibi, Müslüman nüfus yarının altında…

Yönetim ve “karar alma” mekanizması ise, kelimenin tam anlamıyla, “korkunç” derecede karmaşık…

Yönetim, 1992-95 arasında yaşanan etnik iç savaş ve katliamları, Clinton yönetiminin durdurması sonucu oluşturuldu. ABD’nin Ohio eyaletinde bir şehir olan Dayton görüşmeleriyle karara bağlandı.

Dayton anlaşmasına göre, Cumhurbaşkanlığı Konseyi, her bir etnik grubun temsilcilerinin yer aldığı 3 ayrı temsilciden oluşmaktadır. Bu üç temsilci, her etnik grup tarafından ayrı ayrı seçilmektedir. 4 yıllığına seçilen Konsey üyeleri dönüşümlü olarak her 8 ayda bir Cumhurbaşkanı olarak görev yapmaktadır. Konsey’in karar alabilmesi için her üç üyenin de aynı yönde oy kullanması gerekmektedir.

Fakat karar almaya bu 3 temsilcinin hemfikir olması da yetmiyor. Eğer yetseydi, BM’deki Kudüs oylamasında, büyük bir ihtimalle “olumlu” oy çıkardı. Çünkü Sırp ve Hırvat toplumlarının “anavatan”ları diyebileceğimiz Sırbistan ve Hırvatistan olumlu oy kullandılar.

Peki, Bosna-Hersek’in “Çekimser” kalmasında kim/ne etkili oldu? Ülkenin “karar alma” mekanizmasında çok önemli bir “kurum” daha var: Yüksek Temsilcilik Ofisi!