“Gördü” gösterdi, duydu duyurdu...
Cumhuriyetin 10’ncu yılında Ankara seyahatinde sahneye çıkmış... Dinleyenleri büyülemiş... O günlerin meşhur gazetesi Hakimiyet-i Milliye, onu, kitlelere “şair değil şuur” diye tanıtmış...
Herhalde Veysel’i anlatacak en güzel ve isabetli ifade bu...
Her eseri muhteşem... Her şiirinin her bir mısraı ayrı ayrı kıymetlendirilecek, üzerinde kafa yorulacak derinlikte ve ehemmiyette... Öte yandan Veysel’de Türkçe, olağanüstü zengin, renkli, tadına doyulamaz lezzette…
Sözü çok fazla uzatmak yerine Veysel’in bir eseriyle sizi buluşturmak istiyorum...
Atatürk’ün ölümü dolayısıyla söylediği, internette kendi sesinden de dinleyebileceğiniz, şu “Ağıt”ın her bir mısraı ayrı bir kıymet, ayrı bir şuurun ifadesi gibi geldi bana!
Kendisini ve Atatürk’ü rahmetle anıyor, sizi “Atatürk’e Ağıt”la baş başa bırakıyorum:
Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Başbuğ o olmuştu mülke, Geldi Acem can ağladı
Şüphesiz bu dünya fani
Tanrı’nın aslanı hani
İnsi cinsi cem'i mahluk
Hepisi birden ağladı
Doğu batı cenup şimal
Aman Tanrı bu nasıl hal
Atatürk'e oldu zeval
Yas çekip mebusan ağladı
İskenderi zülgarneyin
Çalışmadı buncaleyin
Her millet Atatürk deyin
Cemiyeti akvam ağladı
Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk'e terk etti
Döndü çark devran ağladı
Bu ne kuvvet bu ne kudret
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön’İsmet
Gözlerinden kan ağladı
Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep karalar