Gözlerini doyuramıyoruz…
Cepleri,
Kasalarını,
Banka hesaplarını dolduruyor…
Malları, paraları, yiyecekleri depoluyor, istifliyor, israf ediyorlar ama gözleri bitürlü doymuyor!
Silah fabrikaları kuruyor, silah tüccarlığı yapıyorlar!
Eh, zenginler doymayınca açları doyurmaya da sıra gelmiyor, imkân olmuyor!
Türkiye’de 15 milyon, dünyada bir buçuk milyar insan her gün yeterli yiyecek bulamadan yatağa giriyor… Bunlardan her gün 40 bini ölüyor.
Bugün, Radikal’de, Adana’da, bir banka şubesinde kendini yakmak isteyen bir vatandaşın haberi vardı.
Çalışıp iyi bir maaş alırken, 2013’te 50 bin lira ev kredisi çekiyor. Ancak şeker ve kalp hastası olduğu için 2014 Ocak ayında malulen emekli ediliyor. Maaş düşünce, bütün emekli aylığı kredi ödemesine gidiyor. Söz konusu vatandaş, “22 aydır maaş alamıyorum, çocuklarıma ekmek götüremiyorum” diye gözyaşlarına boğuluyor.
Trilyonların konuşulduğu bir dünyada 50 bin lira nedir, yahu?
Ama işte, o küçücük rakam 45 yaşındaki bir vatandaşı bunalıma sürükleyebiliyor, canından bezdirebiliyor.
“Kıyamet” diyorlar!
Kıyamet işte bundan kopacak!
Bu korkunç adaletsizlikten!
Zenginleri doyuramadığımızdan!
27 Ekim 2015
ALTIN’I AYAKLARIMIZIN ALTINA ALMALIYIZ!
Artık, “altın gibi kalbi var” demeyelim!
İyi insanları, tertemiz kalpleri “altın” gibi, çirkefe bulaşmış madenlere benzetmeyelim!
Altın, havayı kirletiyor, ağaçları katlettiriyor, ormanları yok ediyor, toprağı, suyu zehirliyor. Artık, altını görmek, duymak, ona dokunmak bile istemiyoruz.